Vikikaynak trwikisource https://tr.wikisource.org/wiki/Anasayfa MediaWiki 1.47.0-wmf.24 first-letter Ortam Özel Tartışma Kullanıcı Kullanıcı mesaj Vikikaynak Vikikaynak tartışma Dosya Dosya tartışma MediaWiki MediaWiki tartışma Şablon Şablon tartışma Yardım Yardım tartışma Kategori Kategori tartışma Kişi Kişi tartışma Portal Portal tartışma Sayfa Sayfa tartışma Dizin Dizin tartışma TimedText TimedText talk Modül Modül tartışma Event Event talk Plevne Marşı 0 1954 175148 175004 2026-10-13T12:19:09Z Prætor 24168 [[Kullanıcı:~2026-54903-95|~2026-54903-95]] ([[Özel:Contributions/~2026-54903-95|k]] - [[Kullanıcı mesaj:~2026-54903-95|m]] - [[Özel:Blockip/~2026-54903-95|e]]) tarafından yapılan değişiklik geri alındı. deneme amaçlı 175148 wikitext text/x-wiki {{eser başlığı | önceki = [[Marşlar]] | sonraki = | başlık = Plevne Marşı | bölüm = | eser sahibi = Mehmet Ali Bey | notlar = }} <poem> Tuna Nehri akmam diyor, Etrafımı yıkmam diyor, Şanı büyük Osman Paşa, Plevne'den çıkmam diyor. Olur mu böyle olur mu Evlât babayı vurur mu Sizi millet hainleri Bu dünya size kalır mı Tuna nehri akar gider Etrafını yıkar gider Şanlı Gazi Osman Paşa Moskofları kırar gider Düşman Tuna’yı atladı Karakolları yokladı Osman Paşa’nın kolunda Beş bin top birden patladı Kılıcımı vurdum taşa Taş yarıldı baştan başa Ünü büyük Osman Paşa Askerinle binler yaşa Plevne’nin ardı bayır Bizlerde kalmadı hayır Yok olası Damat Paşa Yaktı bizi cayır cayır İstanbul’dan tel geliyor Kadir Mevlâm dil veriyor Padişah da pencereden Baka baka can veriyor Kapandı Plevne’nin yolu Düşman sardı sağı solu Askerim çok cephanem yok Yetiş Süleyman Paşa kolu İstanbul’dan gelir kadı Kalmadı dünyanın tadı Şaşkın oldu zalim Kadı Deli oldu deli kadı İstanbul'un hanımları Sedeftendir nalınları Kör olası kâfir Moskof Öksüz koydun yavruları Kara kazan coştu derler Dalga dalga aştı derler Osman Paşa’nın askeri Gece burdan geçti derler Plevne’den toplar atıldı İslâm Bulgar’a katıldı Haberin olsun Sultan Hamit Urum-elleri satıldı Tuna’ya köprü kuruldu Askerin boynu vuruldu Ağlaşın asker, ağlaşalım Osman Paşamız vuruldu İstanbul’un hanımları Serbest gezer zalimleri Kör olası Moskof’un Bitmez bilmez zulümler Tuna üstü esmez oldu Kılıcımız kesmez oldu Kör olasın Murat paşa Cephanemiz yetmez oldu Karadeniz dalgalandı, Orta yeri halkalandı, Kör olası Damat Paşa, Moskof ile ne laflaştı Kaleden toplar atılır Moskof İslâm’a katılır Osman Paşa’nın elinden Beş bin top birden atılır Kahpe Moskof kesti yolu Almak ister İstanbul’u Plevne bir toprak kala Düşman sarmış sağı solu Bakın hele Balkanlara Boyanmış hep al kanlara Benziyor Türk askeri Ateş saçan volkanlara Türk’e pusu kurdu Moskof Bunca yiğit vurdu Moskof Osman Paşa karşı durur Almak ister yurdu Moskof Ağustosta açtı cengi Görülmemiş daha dengi Tuna’ya çok kan döküldü Kıpkırmızı oldu rengi Merdivenden indirdiler Han sarayına bindirdiler Kalk gidelim Osman Paşa Bizi şimdi öldürürler Kır atıma attım postu, Çift tabanca elmas taşlı, Gitme beyim öldürürler, Bu vezirler her bir sözde. Taş tabyaya toplar patlar Osman Paşa istihkâm yapar Süvariler çadır çarpar Kâfir Moskof karşıdan bakar Karadeniz [hep] kopuştu Şipka Balkanı tutuştu Bakın arkadaşlar bakın Hızır mı bize yetişti Karardı kazan karası Karardı asker arası Bugün bizi öldür [ür] (ecek)ler Arkamızda süngü yar(a)sı Çadırımız mavi beyaz, Bu sene gelmedi mi yaz? Aman kâtip haller yaman, Beni başka deftere yaz. Balkanları tez aşmalı Kafkasya’ya ulaşmalı Zafer için gece gündüz Rabbimize yalvarmalı Eğildim bir su içmeye Atıma yollar biçmeye Karşıdan Ruslar göründü Utandım geri kaçmaya Arabalar gelir geçer Camları açar pencere Osman Paşa’nın askeri Sokak sokak yalım geçer Karadeniz kararın yok Gonce gülün timarın yok Seni Moskof güle ürsün Senin halden haberin yok Çadırımın ipi yerde Üstümüzde yeşil perde Urun evlatların urun Umudumuz yok geride </poem> {{eser son |telif={{KM-Osmanlı İmparatorluğu}} |kaynak={{Kitap kaynağı|ad=Mehmet Naci|soyadı=Önal|erişimtarihi=23 Ocak 2022|arşivtarihi=8 Ocak 2022|arşivurl=http://web.archive.org/web/20220108113304/https://www.academia.edu/35502553/II_Uluslararasi_Plevne_Kahraman%C4%B1_Gazi_Osman_Pa%C5%9Fa_ve_D%C3%B6nemi_Sempozyumu_5_7_Nisan_2017_pdf|url=https://www.academia.edu/35502553/II_Uluslararasi_Plevne_Kahraman%C4%B1_Gazi_Osman_Pa%C5%9Fa_ve_D%C3%B6nemi_Sempozyumu_5_7_Nisan_2017_pdf|başlık=Tarihiyle Destanlaşan Plevne Türküleri}} }} [[Kategori:Mehter marşları]] [[Kategori:Rusya]] hjzpd32xng6pq6apfhxz4a16f612ubq Orhun Yazıtları (Tonyukuk) 0 5096 175149 175147 2026-10-13T12:19:37Z Prætor 24168 [[Kullanıcı:~2026-48109-74|~2026-48109-74]] ([[Özel:Contributions/~2026-48109-74|k]] - [[Kullanıcı mesaj:~2026-48109-74|m]] - [[Özel:Blockip/~2026-48109-74|e]]) tarafından yapılan değişiklik geri alındı. kaynak gerektiriyor. lütfen kaynaksız ekleme yapmayınız. 175149 wikitext text/x-wiki {{eser başlığı | başlık = Orhun Yazıtları (Tonyukuk) | önceki = | sonraki = | bölüm = | eser sahibi = | notlar = | vikipedi = Tonyukuk Yazıtı }} == Birinci Taş == === Batı Yüzü === {| class="wikitable" |+ '''Tonyukuk 1. taş, 1. yüz (batı) 7 dizi''' ! colspan="2" | # ! Göktürk Türkçesi (aslı) ! Harf çevirisi ! Çeviri yazı ! Türkiye Türkçesi çevirisi |- | 1-B1 | ty1-1-b-7-01 | style="text-align:right;" | 𐰋𐰃𐰠𐰏𐰀: 𐱃𐰆𐰪𐰸𐰸: 𐰋𐰤: 𐰇𐰕𐰢: 𐱃𐰉𐰍𐰲: 𐰃𐰠𐰭𐰀: 𐰶𐰠𐰦𐰢: 𐱅𐰇𐰼𐰚: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐱃𐰉𐰍𐰲𐰴𐰀: 𐰝𐰇𐰼𐰼: 𐰼𐱅𐰃: | bilge: TUFqq: bn: öZm: TBGÇ: ilHe: QlJM: türk: BODN: TBGÇKA: xörr: rti: | BİLGE: TUNYUKUK: BEN: ÖZüM: TaBGaÇ: İLiÑE: KILıNDıM: TÜRK: BODuN: TaBGaÇKA: KÖRüR: eRTİ: | Bilge Tonyukuk'um. Ben özüm Çin ilinde kılındım (doğdum). Türk boyları Çin'e görür (bağlı) idi. |- | 1-B2 | ty1-1-b-7-02 | style="text-align:right;" | 𐱅𐰇𐰼𐰚: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰴𐰣𐰃𐰤: 𐰉𐰆𐰞𐰢𐰘𐰤: 𐱃𐰉𐰍𐰲𐰑𐰀: 𐰑𐰺𐰡𐰃: 𐰴𐰣𐰞𐰦𐰃: 𐰴𐰣𐰃𐰤: 𐰸𐰆𐰑𐰯: 𐱃𐰉𐰍𐰲𐰴𐰀: 𐰖𐰣𐰀: 𐰃𐰲𐰚𐰓𐰃: 𐱅𐰭𐰼𐰃: 𐰨𐰀: 𐱅𐰢𐰾: 𐰼𐰨: 𐰴𐰣: 𐰋𐰼𐱅𐰢: | türk: BODN: KNin: BULmyn: TBGÇDA: DRVI: KNLJI: KNin: qODP: TBGÇKA: YNA: içkdi: tHri: Ce: tms: rC: KN: brtm: | TÜRK: BODuN: KaNIN: BULMaYıN: TaBGaÇDA: aDRıLDI: KaNLaNDI: KaNIN: KODuP: TaBGaÇKA: YaNA: İÇiKDİ: TEŇRİ: aNÇA: TiMiŞ: eRiNÇ: KaN: BiRTiM: | Türk boyları kağan bulamadan Çin'den ayrıldı, kağanlandı, [ama] kağanı koyup (terkedip) Çin'e yine döndü. Tanrı anca demiş[ki] gerçek: "Baş verdim, |- | 1-B3 | ty1-1-b-7-03 | style="text-align:right;" | 𐰴𐰣𐰭𐰤: 𐰸𐰆𐰑𐰯: 𐰃𐰲𐰚𐰓𐰭: 𐰃𐰲𐰚𐰓𐰭: 𐰇𐰲𐰤: 𐱅𐰭𐰼𐰃: 𐰇𐰠𐱅𐰢𐰾: 𐰼𐰨: 𐱅𐰇𐰼𐰚: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰇𐰠𐱅𐰃: 𐰞𐰴𐰦𐰃: 𐰖𐰸: 𐰉𐰆𐰡𐰃: 𐱅𐰇𐰼𐰚: 𐰾𐰃𐰼: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰘𐰼𐰃𐰤𐱅𐰀: | KNHn: qODP: içkdH: içkdH: üçn: tHri: öltms: rC: türk: BODN: ölti: LKJI: Yq: BOVI: türk: sir: BODN: yrinte: | KaNıÑıN: KODuP: İÇiKDiÑ: İÇiKDÜK: ÜÇüN: TEŇRİ: ÖLüTMüŞ: eRiNÇ: TÜRK: BODuN: ÖLTİ: aLKıNDI: YOK: BOLDI: TÜRK: SİR: BODuN: YiRİNTE: | Başını koyup döndün. Döndüğün için Tanrı öldürmüş gerçek". Türk boyları öldü, eridi, yok oldu. Türk Sir boylarının yerinde (yurdunda) |- | 1-B4 | ty1-1-b-7-04 | style="text-align:right;" | 𐰉𐰆𐰑: 𐰴𐰞𐰢𐰑𐰃: 𐰃𐰑𐰀: 𐱃𐱁𐰑𐰀: 𐰴𐰞𐰢𐰾𐰃: 𐰸𐰆𐰉𐰺𐰣𐰯: 𐰘𐱅𐰃: 𐰘𐰇𐰕: 𐰉𐰆𐰡𐰃: 𐰚𐰃: 𐰇𐰠𐰏𐰃: 𐱃𐰞𐰍: 𐰼𐱅𐰃: 𐰋𐰃𐰼: 𐰇𐰠𐰏𐰃: 𐰖𐰑𐰍: 𐰼𐱅𐰃: 𐰘𐱅𐰃: 𐰘𐰇𐰕: 𐰚𐰃𐰾𐰃𐰏: | BOD: KLMDI: IDA: TŞDA: KLmsi: qUBRNP: yti: yüZ: BOVI: ki: ülgi: TLG: rti: bir: ülgi: YDG: rti: yti: yüZ: kisig: | BOD: KaLMaDI: IDA: TaŞDA: KaLMıŞI: KUBRaNıP: YiTİ: YÜZ: BOLDI: EKİ: ÜLüGİ: ATLIG: eRTİ: BİR: ÜLüGİ: YaDaG: eRTİ: YETİ: YÜZ: KİSİG: | boy kalmadı. Uzakta, dışda kalmışı toparlanıp yediyüz [kişi] oldu. İki bölüğü atlı idi, bir bölüğü yaya idi. Yediyüz kişiyi |- | 1-B5 | ty1-1-b-7-05 | style="text-align:right;" | 𐰆𐰑𐰕𐰍𐰢𐰀: 𐰆𐰞𐰍𐰃: 𐱁𐰑𐰼𐱅𐰃: 𐰖𐰍𐰞: 𐱅𐰃𐰓𐰃: 𐰖𐰍𐰢𐰾𐰃𐰋𐰤𐰼𐱅𐰢: 𐰋𐰃𐰠𐰏𐰀: 𐱃𐰆𐰪𐰸𐰸: 𐰴𐰍𐰣𐰢𐰆𐰶𐰃𐰽𐰖𐰃𐰤: 𐱅𐰓𐰢: 𐰽𐰴𐰦𐰢: 𐱃𐰆𐰺𐰸𐰉𐰆𐰸𐰞𐰃: 𐰾𐰢𐰕𐰉𐰆𐰸𐰞𐰃: 𐰃𐰺𐰴𐰑𐰀: | UDZGMA: ULGI: ŞDrti: YGL: tidi: YGmsibnrtm: bilge: TOFqq: KGNMUQISYin: tdm: SKJM: TORqBUqLI: sMZBUqLI: IRKDA: | UDuZuGMA: ULuGI: ŞaD eRTİ: YaGıL: TİDİ: YaGMıŞI BeN eRTiM: BİLGE: TUNYUKUK: KAGAN MU KISaYIN: TİDiM: SaKıNDıM: TORUK BUKULI: SeMiZ BUKULI: IRAKDA: | yöneten ulu şad idi. Yağıl (katıl) dedi, yağmışı (katılanı) ben idim: Bilge Tonyukuk[...] Kağan mı kılayım dedim. Sakındım. Sıska boğa, semiz boğa arkaya |- | 1-B6 | ty1-1-b-7-06 | style="text-align:right;" | 𐰋𐰃𐰠𐰾𐰼: 𐰾𐰢𐰕𐰉𐰆𐰸𐰀: 𐱃𐰆𐰺𐰸: 𐰉𐰆𐰸𐰀: 𐱅𐰘𐰤: 𐰋𐰃𐰠𐰢𐰕𐰼𐰢𐰾: 𐱅𐰘𐰤: 𐰨𐰀: 𐰾𐰴𐰦𐰢: 𐰦𐰀: 𐰚𐰃𐰾𐰼𐰀: 𐱅𐰭𐰼𐰃: 𐰋𐰃𐰠𐰏: 𐰋𐰼𐱅𐰝: 𐰇𐰲𐰤: 𐰇𐰕𐰢: 𐰝: 𐰴𐰍𐰣: 𐰴𐰃𐰽𐰑𐰢: 𐰋𐰃𐰠𐰏𐰀: 𐱃𐰆𐰪𐰸𐰸: 𐰉𐰆𐰖𐰞𐰀: 𐰉𐰍𐰀: 𐱃𐰺𐰴𐰣: | bilsr: sMZBoqA: TuRq: BoqA: tyn: bilmZrms: tyn: Ce: sKJM: JA: kisre: tHri: bilg: brtx: üçn: öZm: x: KGN: KISDM: bilge: TUFqq: BOYLA: BGA: TRKN: | BİLSeR: SeMiZ BUKA: TORUK: BUKA: TiYiN: BİLMeZ eRMiŞ: TiYiN: aNÇA: SaKıNDıM: aNDA: KİSRE: TEŇRİ: BİLİG: BiRTÜK: ÜÇüN: ÖZüM: ÖK: KAGAN: KISDıM: BİLGE: TUNYUKUK: BOYLA: BAGA: TARKAN: | tekme atsalar, semiz boğa mı, sıska boğa mı attı diye bilinmez imiş deyip anca sakındım. [O] andan sonra Tanrı bilgi verdiği için, özüm, kendim kağan kıldım. Bilge Tonyukuk, Boyla Bağa Tarkan |- | 1-B7 | ty1-1-b-7-07 | style="text-align:right;" | 𐰋𐰃𐰼𐰠𐰀: 𐰃𐰠𐱅𐰼𐰾: 𐰴𐰍𐰣: 𐰉𐰆𐰞𐰖𐰣: 𐰋𐰼𐰘𐰀: 𐱃𐰉𐰍𐰲𐰍: 𐰇𐰭𐰼𐰃: 𐰴𐰃𐱃𐰪𐰍: 𐰖𐰃𐰺𐰖𐰀: 𐰆𐰍𐰕𐰍: 𐰇𐰚𐰾: 𐰝: 𐰇𐰠𐰼𐱅𐰃: 𐰋𐰠𐰏𐰾𐰃: 𐰲𐰉𐰾𐰃: 𐰋𐰤: 𐰝: 𐰼𐱅𐰢: 𐰲𐰆𐰍𐰖: 𐰴𐰆𐰕𐰃𐰤: 𐰴𐰺𐰀: 𐰴𐰆𐰢𐰍: 𐰆𐰞𐰺𐰆𐰺: 𐰼𐱅𐰢𐰕: | birle: iltrs: KGN: BOLYN: brye: TBGÇG: üHri: KITFG: YIRYA: OGZG: öks: x: ölrti: blgsi: ÇBsİ: bn: x: rtm: ÇOGY: KUZin: KRA: KUMG: OLRUR: rtMZ: | BİRLE: İLTeRiŞ: KAGAN: BOLaYıN: BiRiYE: TaBGaÇıG: ÖŇRİ: KITaYNıG: YIRıYA: OGuZuG: ÖKüŞ: ÖK: ÖLüRTİ: BiLGeSİ: ÇaBıŞI: BeN: ÖK: eRTiM: ÇOGaY: KUZIN: KaRA: KUMuG: OLuRUR: eRTiMiZ: | ile İlteriş kağan olunca Güney'de Çin'i, Doğu'da Kıtay'ı, Kuzey'de Oğuz'u pek çok öldürdü. Bilgesi, çavuşu ben kendim idim. Çoğay'ın Kuzeyi'nde Kara Kumuğ'da oturur idik. |} === Güney Yüzü === {| class="wikitable" |+ '''Tonyukuk 1. taş, 2. yüz (güney) 10 dizi''' ! colspan="2" | # ! Göktürk Türkçesi (aslı) ! Harf çevirisi ! Çeviri yazı ! Türkiye Türkçesi çevirisi |- | 1-G1 | ty1-2-g-10-01 | style="text-align:right;" | 𐰚𐰘𐰚: 𐰘𐰃𐰘𐰇: 𐱃𐰉𐰽𐰍𐰣: 𐰘𐰘𐰇: 𐰆𐰞𐰺𐰆𐰺: 𐰼𐱅𐰢𐰕: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰉𐰆𐰍𐰕𐰃: 𐱃𐰸: 𐰼𐱅𐰃: 𐰖𐰍𐰢𐰕: 𐱅𐰏𐰼𐰀: 𐰆𐰲𐰸: 𐱅𐰏: 𐰼𐱅𐰃: 𐰋𐰃𐰕: 𐰸𐰏: 𐰼𐱅𐰢𐰕: 𐰨𐰀: 𐰆𐰞𐰺𐰺: 𐰼𐰃𐰚𐰠𐰃: 𐰆𐰍𐰕𐰑𐰦𐰣: 𐰚𐰇𐰼𐰏: 𐰚𐰠𐱅𐰃: | kyk: yiyü: TBSGN: yyü: OLRUR: rtMZ: BODN: BOGZI: Tq: rti: YGMZ: tgre: oçq: tg: rti: biZ: qg: rtMZ: Ca: OLRR: rikli: OGZDJN: kürg: klti: | KiYiK: YİYÜ: TaBıŞGaN: YiYÜ: OLuRUR: eRTiMiZ: BODuN: BOGuZI: ToK: eRTİ: YaGıMıZ: TeGRE: OÇUK: TeG: eRTİ: BİZ: iSiG: eRTiMiZ: aNÇA: OLuRuR: eRiKLİ: OGuZDıNDıN: KÖRüG: KeLTİ: | Geyik yiyip, tavşan yiyip oturur idik. boyların boğazı tok idi. Yağımız çevrede ocak gibi idi, biz ateş idik. anca otururduk. Güclü Oğuzdan gözcü geldi. |- | 1-G2 | ty1-2-g-10-02 | style="text-align:right;" | 𐰚𐰇𐰼𐰏: 𐰽𐰉𐰃: 𐰦𐰍: 𐱃𐰆𐰴𐰕: 𐰆𐰍𐰕: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰇𐰕𐰀: 𐰴𐰍𐰣: 𐰆𐰞𐰺𐱃𐰃: 𐱅𐰃𐰼: 𐱃𐰉𐰍𐰲𐰍𐰺𐰆: 𐰸𐰆𐰣𐰃: 𐰾𐰭𐰇𐰤𐰏: 𐰃𐰑𐰢𐰾: 𐰴𐰃𐱃𐰪𐰍𐰺𐰆: 𐱃𐰆𐰭𐰺𐰀: 𐰾𐰢𐰏: 𐰃𐰑𐰢𐰾: 𐰽𐰉: 𐰨𐰀: 𐰕𐰴𐰪𐰀: 𐱅𐰇𐰼𐰚: 𐰉𐰆𐰑𐰣: | kürg: SBI: JG: TUKZ: OGZ: BODN: üZE: KGN: OLRTI: tir: TBGÇGRU: qONI: sHüng: IDms: KITFGRU: TOHRA: smg: IDms: SB: Ce: ZKFA: türk: BODN: | KÖRüG: SabI: aNTaG: TOKuZ: OGuZ: BODuN: ÜZE: KAGAN: OLuRTI: TİR: TaBGaÇGaRU: KONI: SeÑÜNüG: IDMıŞ: KITaYNGaRU: TOÑRA: eSiMiG: IDMıŞ: SaB: aNÇA: aZKıYNA: TÜRK: BODuN: | gözcünün sözü şöyle: "Dokuz Oğuz boyları üzerine kağan oturdu." der. Çin yönüne Kum Paşa'yı göndermiş. Kıtay yönüne Tongra Esim'i göndermiş. Söz böyle: "Azıcık Türk boyları |- | 1-G3 | ty1-2-g-10-03 | style="text-align:right;" | 𐰖𐰆𐰺𐰃𐰖𐰺: 𐰼𐰢𐰾: 𐰴𐰍𐰣𐰃: 𐰞𐰯: 𐰼𐰢𐰾: 𐰖𐰍𐰆𐰲𐰃𐰾𐰃: 𐰋𐰃𐰠𐰏𐰀: 𐰼𐰢𐰾: 𐰆𐰞: 𐰴𐰃: 𐰚𐰃𐰾𐰃: 𐰉𐰺: 𐰼𐰾𐰼: 𐰾𐰃𐰤𐰃: 𐱃𐰉𐰍𐰲𐰍: 𐰇𐰠𐰇𐰼𐱅𐰲𐰃: 𐱅𐰃𐰼: 𐰢𐰤: 𐰇𐰭𐰼𐰀: 𐰶𐰃𐱃𐰪𐰍: 𐰇𐰠𐰼𐱅𐰲𐰃: 𐱅𐰃𐰼: 𐰢𐰤: 𐰋𐰃𐰤𐰃: 𐰆𐰍𐰕𐰍: | YORIYR: rMs: KGNI: LP: rMs: YGUÇIsI: bİlgE: rMs: OL: Kİ: kisi: BR: rsr: sini: TBGÇG: ÖlÜrtÇİ: tir: Mn: ÖHrE: QITFG: ÖlrtÇİ: tir: Mn: bini: OGZG: | YORIYoR: eRMiŞ: KAGANI: aLP: eRMiŞ: aYGUÇISI: BİLGE: eRMiŞ: OL: KI: KİSİ: BaR: eRSeR: SİNİ: TaBGaÇıG: ÖLÜRTeÇİ: TİR: MeN: ÖŇRE: KITaYNıG: ÖLüRTeÇİ: TİR: MeN: BİNİ: OGuZuG: | yürüyor imiş. Kağanı alp imiş. Danışmanı bilge imiş. O iki kişi var ise seni [de], Çin'i [de] öldürecek der[im] ben. Doğu'da Kıtay'ı öldürecek der[im] ben. Beni, Oğuz'u |- | 1-G4 | ty1-2-g-10-04 | style="text-align:right;" | 𐰇𐰠𐰼𐱅𐰲𐰃𐰚: 𐱅𐰃𐰼: 𐰢𐰤: 𐱃𐰉𐰍𐰲: 𐰋𐰼𐰓𐰤: 𐰘𐰤: 𐱅𐰏: 𐰶𐰃𐱃𐰪: 𐰇𐰭𐰓𐰤: 𐰘𐰤: 𐱅𐰏: 𐰋𐰤: 𐰘𐰃𐰺𐰑𐰦𐰖𐰣: 𐱅𐰏𐰘𐰃𐰤: 𐱅𐰇𐰼𐰚: 𐰾𐰃𐰼: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰘𐰼𐰃𐰤𐱅𐰀: 𐰃𐰓𐰃: 𐰖𐰆𐰺𐰢𐰕𐰆𐰣: 𐰆𐰽𐰺: 𐰃𐰓𐰃: 𐰖𐰸: 𐰶𐰃𐰽𐰞𐰢: | ölrtçik: tir: mn: TBGÇ: brdn: yn: tg: QITF: öHdn: yn: tg: bn: yİRDJYN: tgyin: türk: sir: BODN: yrİntE: İdİ: YORMZUN: USR: İdİ: Yq: QISLM: | ÖLüRTeÇİK: TİR: MEN: TaBGaÇ: BiRiDiN: YaN: TEG: KITaYN: ÖŇDiN: YaN: TEG: BEN: YIRıDıNTıYaN: TeGeYİN: TÜRK: SİR: BODuN: YiRİNTE: İDİ: YORuMaZUN: USaR: İDİ: YOK: KISaLıM: | öldürecek der[im] ben. Çin Güney'den yana değsin (saldırsın), Kıtay Doğu'dan yana değsin, ben Kuzey'den yana değeyim. Türk Sir boyları yerinde dursun. (Onun) ilerlemesi dahi dursun, [Türkü] yok kılalım |- | 1-G5 | ty1-2-g-10-05 | style="text-align:right;" | 𐱅𐰃𐰼: 𐰢𐰤: 𐰆𐰞: 𐰾𐰉𐰍: 𐰾𐰓𐰯: 𐱅𐰇𐰤: 𐰆𐰑𐰾𐰃𐰴𐰢: 𐰚𐰠𐰢𐰓𐰃: 𐰚𐰇𐰤𐱅𐰕: 𐰆𐰞𐰺𐰽𐰴𐰢: 𐰚𐰠𐰢𐰓𐰃: 𐰦𐰀: 𐰇𐱅𐰼𐰇: 𐰴𐰍𐰣𐰢𐰀: 𐰇𐱅𐰤𐱅𐰢: 𐰨𐰀: 𐰇𐱅𐰤𐱅𐰢: 𐱃𐰉𐰍𐰲: 𐰆𐰍𐰕: 𐰶𐰃𐱃𐰪: 𐰉𐰆: 𐰲𐰚𐰇: 𐰴𐰉𐰽𐰺: | tir: mn: OL: sBG: sdP: tün: UDsIKM: klMdİ: kÜntZ: OLRSKM: klMdİ: JA: ÖtrÜ: KGNMA: ÖtntM: CA: ÖtntM: TBGÇ: OGZ: QITF: BU: ÇkÜ: KBSR: | TİR: MEN: OL: SaBıG: eŞiDiP: TÜN: UDıSIKıM: KeLMeDİ: KÜNTüZ: OLuRSıKıM: KeLMeDİ: aNDA: ÖTRÜ: KaGaNıMA: ÖTüNTüM: aNÇA: ÖTüNTüM: TaBGaÇ: OGuZ: KITaYN: BU: ÇKÜ: KaBıSaR: | der[im] ben.". O sözü işitip gece uyuyasım gelmedi, gündüz oturasım gelmedi. Ondan ötürü kağanıma açıldım. Anca [böyle] söyledim: "Çin, Oğuz, Kıtay, bu üçü birleşirse |- | 1-G6 | ty1-2-g-10-06 | style="text-align:right;" | 𐰴𐰡𐰲𐰃: 𐰋𐰕: 𐰇𐰕: 𐰃𐰲𐰃: 𐱃𐰽𐰣: 𐱃𐰆𐱃𐰢𐱁: 𐱅𐰏: 𐰋𐰃𐰕: 𐰖𐰆𐰖𐰴𐰀: 𐰼𐰚𐰠𐰏: 𐱅𐰆𐰯𐰞𐰍𐰞𐰃: 𐰆𐰲𐰕: 𐰼𐰢𐰾: 𐰘𐰨𐰏𐰀: 𐰼𐰚𐰠𐰏: 𐰇𐰕𐰏𐰠𐰃: 𐰆𐰲𐰕: 𐰖𐰆𐰖𐰴𐰀: 𐰴𐰞𐰣: 𐰉𐰆𐰞𐰾𐰺: 𐱃𐰆𐰯𐰞𐰍𐰆𐰞𐰸: 𐰞𐰯: 𐰼𐰢𐰾: 𐰘𐰨𐰏𐰀: | KvÇI: bZ: ÖZ: İÇİ: TSN: TUTMŞ: tg: bİZ: YUYKA: rklg: tUPLGLI: uçz: rms: yCge: rklg: özgli: UÇZ: YUYKA: KLN: BOLsR: TUPLGULq: LP: rms: yCge: | KaLTaÇI: BiZ: ÖZ: İÇİ: TaSıN: TUTMıŞ: TEG: BİZ: YUYKA: eRKLiG: TUPuLGaLI: UÇZ: eRMiŞ: YiNÇGE: eRKLiG: ÖZGüLİ: UÇZ: YUYKA: KALIN: BOLSaR: TUPuLGULUK: aLP: eRMiŞ: YiNÇGE: | biz [kala] kalacağız. Öz içi dışından tutulmuş gibi[yiz] biz. Yufka gücündekini delmek ucuz (kolay) imiş. İnce gücündekini kırmak ucuz. Yufka kalın olsa delinmesi çetin imiş. İnce |- | 1-G7 | ty1-2-g-10-07 | style="text-align:right;" | 𐰖𐰆𐰍𐰣: 𐰉𐰆𐰞𐰽𐰺: 𐰇𐰕𐰏𐰠𐰝: 𐰞𐰯: 𐰼𐰢𐰾: 𐰇𐰭𐰼𐰀: 𐰶𐰃𐱃𐰪𐰑𐰀: 𐰉𐰺𐰖𐰀: 𐱃𐰉𐰍𐰲𐰑𐰀: 𐰴𐰆𐰺𐰖𐰀: 𐰴𐰆𐰺𐰑𐰦𐰀: 𐰖𐰃𐰺𐰖𐰀: 𐰆𐰍𐰕𐰑𐰀: 𐰚𐰃: 𐰇𐰲: 𐰋𐰃𐰭: 𐰾𐰇𐰢𐰕: 𐰚𐰠𐱅𐰲𐰢𐰕: 𐰉𐰺: 𐰢𐰆: 𐰤𐰀: 𐰨𐰀: 𐰇𐱅𐰤𐱅𐰢: | YOGN: BOLSR: üzglx: LP: rms: öHre: QITFDA: BRYE: TBGÇDA: KURYA: KURDJA: YIRYA: OGZDA: ki: ÜÇ: biH: sÜMZ: kltÇMZ: BR: MU: nE: Ca: ütntm: | YOGUN: BOLSAR: ÜZGÜLÜK: ALP: ERMİŞ: ÖŇRE: KITANYDA: BİRİYE: TABGAÇDA: KURIYA: KURıDıNTA: YIRıYA: OGZDA: EKİ: ÜÇ: BİŇ: SÜMZ: KeLTeÇiMiZ: BaR: MU: NE: aNÇA: ÖTüNTüM: | yoğun olsa kırmak çetin imiş. Doğu'da Kıyayn'dan, Güney'de Çin'den, Batı'da Batılı'lardan, Kuzey'de Oğuz'dan iki üç bin erimiz gelecek var mı ne? Böyle söyledim [kağana]. |- | 1-G8 | ty1-2-g-10-08 | style="text-align:right;" | 𐰴𐰍𐰣𐰢: 𐰋𐰢: 𐰇𐰕𐰢: 𐰋𐰃𐰠𐰏𐰀: 𐱃𐰆𐰪𐰸𐰸: 𐰇𐱅𐰤𐱅𐰝: 𐰇𐱅𐰨𐰢𐰤: 𐰾𐰓𐰇: 𐰋𐰼𐱅𐰃: 𐰚𐰇𐰭𐰠𐰭𐰲𐰀: 𐰆𐰑𐰕: 𐱅𐰓𐰃: 𐰚𐰇𐰚: 𐰇𐰭𐰏: 𐰖𐰆𐰍𐰺𐰆: 𐰇𐱅𐰚𐰤: 𐰘𐰃𐰽𐰍𐰀𐰺𐰆: 𐰆𐰑𐰕𐱅𐰢: 𐰃𐰤𐰏: 𐰚𐰝𐰠𐰚𐰤: 𐱃𐰆𐰍𐰞𐰑𐰀: 𐰆𐰍𐰕: 𐰚𐰠𐱅𐰃: | KGNM: bm: ÖZM: bilge: TOFqq: ütntx: ötCmn: sdü: brti: köHlHçe: UDZ: tdi: kök: ÖHg: YOGRU: ötkn: yISGARU: UDZtM: İng: kxlkn: TOGLDA: OGZ: klti: | KaGaNıM: BM: ÖZM: BİLGE: TUNYUKUK: ÖTüNTÜK: ÖTüNÇüMüN: iSiDÜ: BERTİ: KÖÑLüÑÇE: UDZ: TiDİ: KÖK: ÖŇG: YOGuRU: ÖTüKeN: YIŞGARU: UDuZTıM: İNiG: KÖKLüKüN: TOGuLDA: OGuZ: KeLTİ: | Kağanım, ben özüm Bilge Tonyukuk konuştuk. [Kağan] söylediğimi işiti verdi. Gönlünce [orduyu] yönel[t] dedi. Kök Öng'ü aşıp Ötüken Ormanı'na yöneldim. İnig Köklük'ün Toğul'da Oğuz geldi. |- | 1-G9 | ty1-2-g-10-09 | style="text-align:right;" | 𐰾𐰇𐰾𐰃: 𐰇𐰲: 𐰋𐰃𐰭: 𐰼𐰢𐰾: 𐰋𐰃𐰕: 𐰚𐰃: 𐰋𐰃𐰭: 𐰼𐱅𐰢𐰕: 𐰾𐰇𐰭𐰾𐰓𐰢𐰕: 𐱅𐰭𐰼𐰃: 𐰖𐰺𐰞𐰴𐰑𐰃: 𐰖𐰪𐰑𐰢𐰕: 𐰇𐰏𐰕𐰚𐰀: 𐱅𐰇𐰾𐰓𐰃: 𐰖𐰪𐰑𐰸: 𐰖𐰆𐰡𐰀: 𐰘𐰢𐰀: 𐰇𐰠𐱅𐰃: 𐰝𐰝: 𐰦𐰀: 𐰇𐱅𐰼𐰇: 𐰆𐰍𐰕: 𐰸𐰯𐰤: 𐰚𐰠𐱅𐰃: | süsi: ÜÇ: biH: rms: biz: ki: biH: rtmz: süHsdmz: tHri: YRLKDI: YFDMZ: ögzke: tüsdi: YFDq: YOVA: yme: ölti: xx: JA: ötrü: OGZ: qpn: klti: | SÜSİ: ÜÇ: BİŇ: eRMiŞ: BİZ: EKİ: BİŇ: eRTiMiZ: SÜÑüŞDüMüZ: TEŇRİ: YaRLıKaDI: YaYıNDıMıZ: ÖGüZKE: TÜSDİ: YaYıNDUK: YOLTA: YiME: ÖLTİ: KÖK: aNDA: ÖTRÜ: OGuZ: KOPıN: KeLTİ: | Eri üç bin imiş. Biz iki bin erdik. Süngüşdük. Tanrı öyle istedi dağıttık. Irmağa düştü. Dağıttıklarımız yolda yine öldü hep. Ondan ötürü Oğuz'un tümü geldi [bize katıldı]. |- | 1-G10 | ty1-2-g-10-10 | style="text-align:right;" | 𐰚𐰠𐰇𐰼𐱅𐰢: 𐰝: 𐱅𐰇𐰼𐰚: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰍: 𐰇𐱅𐰚𐰤: 𐰘𐰼𐰚𐰀: 𐰋𐰤: 𐰇𐰕𐰢: 𐰋𐰃𐰠𐰏𐰀: 𐱃𐰆𐰪𐰸𐰸: 𐰇𐱅𐰚𐰤: 𐰘𐰼𐰏: 𐰸𐰆𐰣𐰢𐰾: 𐱅𐰘𐰤: 𐰾𐰓𐰯: 𐰋𐰼𐰘𐰚𐰃: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰸𐰆𐰺𐰖𐰴𐰃: 𐰘𐰃𐰺𐰖𐰴𐰃: 𐰇𐰭𐰼𐰚𐰃: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰚𐰠𐱅𐰃: | klürtm: x: türk: BODNG: ötkn: yrke: bn: özm: bilge: TOFqq: ötkn: yrg: qONMs: tyn: sdp: bryki: BODN: qURYKI: yIRYKI: öHrki: BODN: klti: | [...]: ÖK: TÜRK: BODuNuG: ÖTüKeN: YiRKE: BEN: ÖZüM: BİLGE: TUNYUKUK: ÖTüKeN: YiRiG: KONMıŞ: TiYiN: eŞiDiP: BiRiYeKİ: BODuN: KURıYaKI: YIRıYaKI: ÖŇReKİ: BODuN: KeLTİ: | Getirdim bütün Türk boylarını'nı Ötüken Yeri'ne[...] Ben özüm Bilge Tonyukuk Ötüken Yer'e konmuş diye işitip Güney'deki boyları, Batı'daki, Kuzey'deki, Doğu'daki boyları geldi [bize katıldı]. |} === Doğu Yüzü === {| class="wikitable" |+ '''Tonyukuk 1. taş, 3. yüz (doğu) 7 dizi''' ! colspan="2" | # ! Göktürk Türkçesi (aslı) ! Harf çevirisi ! Çeviri yazı ! Türkiye Türkçesi çevirisi |- | 1-D1 | ty1-3-d-7-01 | style="text-align:right;" | 𐰚𐰃: 𐰉𐰃𐰭: 𐰼𐱅𐰢𐰕: 𐰋𐰃𐰕: 𐰚𐰃: 𐰾𐰇: 𐰉𐰆𐰡𐰃: 𐱅𐰇𐰼𐰚: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰆𐰞𐰺𐰍𐰞𐰃: 𐱅𐰇𐰼𐰚: 𐰴𐰍𐰣: 𐰆𐰞𐰺𐰍𐰞𐰃: 𐰽𐰦𐰆𐰭: 𐰉𐰞𐰶𐰀: 𐱃𐰞𐰆𐰖: 𐰇𐰏𐰕𐰚𐰀: 𐱅𐰏𐰢𐰾: 𐰘𐰆𐰴: 𐰼𐰢𐰾: 𐰴𐰍𐰣𐰢𐰀: 𐰇𐱅𐰤𐰯: 𐰾𐰇: 𐰠𐱅𐰓𐰢: | ki: BiH: rtmz: biz: ki: sÜ: BOVI: türk: BODN: OLRGLI: türk: KGN: OLRGLI: SJUH: BLQA: TLUY: ögzke: tgms: yOK: rms: KGNMA: ötnp: sÜ: ltdm: | iKİ: BİÑ: eRTiMiZ: BİZ: iKİ: SÜ: BOLDI: TÜRK: BODuN: OLuRGaLI: TÜRK: KaGaN: OLuRGalI: ŞaNTUÑ: BaLIKA: TaLUY: ÖGüZKE: TeGMiŞ: YOK: eRMiŞ: KaGaNıMA: ÖTüNüP: SÜ: iLeTDiM: | [biz] İki bin erdik. İki ordumuz oldu. Türk boyları kılınalı, Türk Kağanı oturalı Şantung kentine, Taluy ırmağına ulaşmışlığı yok imiş. Kağanıma söyleyip er ettim (saldım). |- | 1-D2 | ty1-3-d-7-02 | style="text-align:right;" | 𐰽𐰦𐰆𐰭: 𐰉𐰞𐰶𐰀: 𐱃𐰞𐰆𐰖: 𐰇𐰏𐰕𐰚𐰀: 𐱅𐰏𐰇𐰼𐱅𐰢: 𐰇𐰲: 𐰆𐱃𐰕: 𐰉𐰞𐰶: 𐰾𐰃𐰑𐰃: 𐰆𐰾𐰃𐰣: 𐰉𐰆𐰦𐱃𐰆: 𐰘𐰆𐰺𐱃𐰑𐰀: 𐰖𐱃𐰆: 𐰴𐰞𐰆𐰺: 𐰼𐱅𐰃: 𐱃𐰉𐰍𐰲: 𐰴𐰍𐰣: 𐰖𐰍𐰢𐰕: 𐰼𐱅𐰃: 𐰆𐰣: 𐰸: 𐰴𐰍𐰣𐰃: 𐰖𐰍𐰢𐰕: 𐰼𐱅𐰃: | SJUH: BLQA: TLUY: ögzke: tgürtm: ÜÇ: OTZ: BLQ: sIDI: UsIN: BUJTU: yURTDA: YTU: KLUR: rti: TBGÇ: KGN: YGMZ: rti: ON: q: KGNI: YGMZ: rti: | ŞaNTUÑ: BaLıKA: TaLUY: ÖGüZKE: TeGüRTiM: ÜÇ: OTuZ: BaLıK: SIDI: USıN: BUNTaTU: YURTDA: YaTU: KaLUR: eRTİ: TaBGaÇ: KaGaN: YaGıMıZ: eRTİ: ON: OK: KaGaNI: YaGıMıZ: eRTİ: | Şantung kentine, Taluy ırmağına değdirdim. Yirmi üç kenti kırdı. Usu yıprandı. Otağda (çadırda) yatıp kalır idi. Çin kağanı yağımız idi. On Ok kağanı yağımız idi. |- | 1-D3 | ty1-3-d-7-03 | style="text-align:right;" | 𐰺𐱃𐰸: 𐰶𐰃𐰺𐰴𐰕: 𐰚𐰇𐰲𐰠𐰏: 𐰴𐰍𐰣: 𐰖𐰍𐰕𐰢: 𐰉𐰆𐰡𐰃: 𐰆𐰞: 𐰇𐰲: 𐰴𐰍𐰣: 𐰇𐰏𐰠𐰾𐰯: 𐰞𐱃𐰆𐰣: 𐰖𐰃𐰽: 𐰇𐰕𐰀: 𐰴𐰉𐰾𐰞𐰢: 𐱅𐰢𐰾: 𐰨𐰀: 𐰇𐰏𐰠𐰾𐰢𐰾: 𐰇𐰭𐰼𐰀: 𐱅𐰇𐰼𐰚: 𐰴𐰍𐰣𐰍𐰺𐰆: 𐰾𐰇𐰠𐰠𐰢: 𐱅𐰢𐰾: 𐰭𐰺𐰆: 𐰾𐰇𐰠𐰢𐰾𐰼: 𐰴𐰲: 𐰤𐰭: 𐰼𐰾𐰼: 𐰆𐰞: 𐰋𐰕𐰤𐰃: | RTq: QIRKZ: küçlg: KGN: YGZM: BOVI: OL: ÜÇ: KGN: öglsp: LTUN: YIS: üze: KBsLM: tms: CA: öglsms: öHre: türk: KGNGRU: süllm: tms: HRU: sülmsr: KÇ: nH: rsr: OL: bzni: | aRTUK: KIRKıZ: KÜÇLüG: KaGaN: YaGıZıM: BOLDI: OL: ÜÇ: KaGaN: ÖGLeŞiP: ALTUN: YIŞ: ÜZE: KaBıŞaLıM: TiMiŞ: aNÇA: ÖGLeŞMiŞ: ÖÑRE: TÜRK: KaGaNGaRU: SÜLeLiM: TiMiŞ: aÑaRU: SÜLeMeSeR: KaÇa:NeÑ: eRSeR: OL: BiZNİ: | Dahası Kırkız'ın güçlü kağanı yağımız oldu. O üç kağan sözleşip "Altun ormanı üzerinde kapışalım" demiş. Anca [öyle] anlaşıp. "Doğu'da Türk Kağanı'na süleyelim" demiş. "Ona [doğru] sülemez [isek] nice ne eder o bizi[...] |- | 1-D4 | ty1-3-d-7-04 | style="text-align:right;" | 𐰴𐰍𐰣𐰃: 𐰞𐰯: 𐰼𐰢𐰾: 𐰖𐰍𐰆𐰲𐰃𐰾𐰃: 𐰋𐰃𐰠𐰏𐰀: 𐰼𐰢𐰾: 𐰴𐰲𐰤𐰭: 𐰼𐰾𐰼: 𐰇𐰠𐰼𐱅𐰲𐰃: 𐰝𐰰: 𐰇𐰲𐰏𐰇𐰤: 𐰴𐰉𐰽𐰯: 𐰾𐰇𐰠𐰠𐰢: 𐰓𐰃: 𐰖𐰸: 𐰶𐰃𐰽𐰞𐰢: 𐱅𐰢𐰾: 𐱅𐰇𐰼𐰏𐰾: 𐰴𐰍𐰣: 𐰨𐰀: 𐱅𐰢𐰾: 𐰋𐰤𐰭: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰢: 𐰦𐰀: 𐰼𐰇𐰼: 𐱅𐰢𐰾: | KGNI: LP: rms: YGUÇIsI: bilge: rms: KÇnH: rsr: ölrtçi: xX: üçgün: KBSP: süllm: dI: Yq: QISLM: tms: türgs: KGN: CA: tms: bnH: BODNM: JA: rür: tMs: | KaGaNI: aLP: eRMiŞ: aYGUÇISI: BİLGE: eRMiŞ: KaÇaNeÑ: eRSeR: ÖLüRTeÇİ: KÖK: ÜÇüGÜN: KaBıŞıP: SÜLeLiM: eDİ: YOK: KISaLıM: TiMiŞ: TÜRGiŞ: KaGaN: aNÇA: TiMiŞ: BeNiÑ: BODuNuM: aNDA: eRÜR: TiMiŞ: | Kağanı alp imiş. Danışmanı bilge imiş. Nice ne edip öldürecek hep?. Üçümüz birleşip süleyelim. Onu yok kılalım." demiş. Türgiş Kağanı anca (öyle) demiş. "Benim boylarım oraya erişir." demiş. |- | 1-D5 | ty1-3-d-7-05 | style="text-align:right;" | 𐱅𐰇𐰼𐰚: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰘𐰢𐰀: 𐰉𐰆𐰞𐰍𐰨: 𐰆𐰞: 𐱅𐰢𐰾: 𐰆𐰍𐰕𐰃: 𐰘𐰢𐰀: 𐱃𐰺𐰴𐰨: 𐰆𐰞: 𐱅𐰢𐰾: 𐰆𐰞: 𐰽𐰉𐰃𐰣: 𐰾𐰓𐰯: 𐱅𐰇𐰤: 𐰘𐰢𐰀: 𐰆𐰑𐰾𐰶𐰢: 𐰚𐰠𐰢𐰕: 𐰼𐱅𐰃: 𐰆𐰞𐰺𐰾𐰴𐰢: 𐰚𐰠𐰢𐰕: 𐰼𐱅𐰃: 𐰦𐰀: 𐰽𐰴𐰦𐰢𐰀: | türk: BODN: yme: BULGC: OL: tms: OGZI: yme: TRKC: OL: tms: OL: SBIN: sdp: tün: yme: UDsQM: klmz: rti: OLRsKM: klmz: rti: JA: SKJMA: | TÜRK: BODuN: YiME: BuLGaNÇ: OL: TiMiŞ: OGuZI: YiME: TaRKıNÇ: OL: TiMiŞ: OL: SaBIN: eŞiDiP: TÜN: YiME: UDSIKıM: KeLMeZ: eRTİ: OLuRSıKıM: KeLMeZ: eRTİ: aNDA: SaKıNDıMA: | Türk boyları yine bulanık. demiş. "Oğuz'u yine sıkıntıda." o demiş. O sözü işitince gece yine uyuyasım gelmez idi. Gün[düz] yine oturasım gelmez idi. [o] anda düşündüm. |- | 1-D6 | ty1-3-d-7-06 | style="text-align:right;" | 𐰠𐰚: 𐰶𐰃𐰺𐰴𐰕𐰴𐰀: 𐰾𐰇𐰠𐰠𐰢: 𐰘𐰏: 𐰼𐰢𐰾: 𐱅𐰓𐰢: 𐰝𐰇𐰏𐰢𐰤: 𐰖𐰆𐰞𐰃: 𐰋𐰃𐰼: 𐰼𐰢𐰾: 𐱃𐰆𐰢𐰾: 𐱅𐰘𐰤: 𐰾𐰓𐰯: 𐰉𐰆: 𐰖𐰆𐰞𐰣: 𐰖𐰆𐰺𐰽𐰺: 𐰖𐰺𐰢𐰲𐰃: 𐱅𐰓𐰢: [...]: 𐰘𐰼𐰲𐰃: 𐱅𐰠𐰓𐰢: 𐰲𐰇𐰠𐰏: 𐰃𐰕: 𐰼𐰃: 𐰉𐰆𐰞𐱃𐰢: | lk: QIRKZKA: süllm: yg: rms: tdm: xögmn: YOLI: bir: rms: TUMs: tyn: sdp: BU: YOLN: YORSR: YRMÇI: tdm: [...]: yrçi: tldm: çölg: iz: ri: BULTM: | iLK: KIRKıZKA: SÜLeLiM: YiG: eRMiŞ: TiDiM: KÖGMeN: YOLI: BİR: eRMiŞ: TUMıŞ: TiYiN: eŞiDiP: BU: YOLuN: YORISaR: YaRaMaÇI: TiDiM: [...]: YiRÇİ: TiLeDiM: ÇÖLüG: İZ: eRİ: BULTuM: | İlk Kırgız'a sülersek iyi olur dedim. Kögmen'in yolu bir imiş, [ama] kapalı imiş diye işitip bu yolu [at ile] yorar isek yaramıyacak dedim. [...] Yerci [kılavuz] istedim. Çölgi İz eri buldum. |- | 1-D7 | ty1-3-d-7-07 | style="text-align:right;" | 𐰇𐰕𐰢: 𐰕: 𐰘𐰃𐰼𐰢: 𐰣𐰃: 𐰋𐰠𐰢: [...]: 𐰼𐰢𐰾: 𐰋𐰃𐰼: 𐱃: 𐰆𐰺𐰆𐰸𐰃: 𐰼𐰢𐰾: 𐰣𐰃𐰣: 𐰉𐰺𐰢𐰾: 𐰭𐰺: 𐰖𐱃𐰯: 𐰋𐰃𐰼: 𐱃𐰞𐰍: 𐰉𐰺𐰢𐰾: 𐱅𐰘𐰤: 𐰆𐰞: 𐰖𐰆𐰞𐰣: 𐰖𐰆𐰺𐰃𐰽𐰺: 𐰆𐰨: 𐱅𐰓𐰢: 𐰽𐰺𐰦𐰢: 𐰴𐰍𐰣𐰢𐰀: | özm: Z: yirm: NI: blm: [...]: rms: bir: T: ORUqI: rms: NIN: BRMs: HR: YTP: bir: TLG: BRMs: tyn: OL: YOLN: YORISR: UC: tdm: SRJM: KGNMA: | ÖZüM: aZ: YiRiM: aNI: BELiM: [...]: eRMiŞ: BİR: aT: ORUKI: eRMiŞ: aNIN: BaRMıŞ: AÑAR: aYTıP: BİR: aTLıG: BaRMıŞ: TiYiN: OL: YOLuN: YORISaR: UNÇ: TiDiM: SaKıNDıM: KaGaNıMA: | Özüm az yerim, onu beslerim [...] imiş. Bir at yolu imiş. Onun [ile] varmış [gitmiş]. Ona söyleyip bir atlı varmış diye o yolu yorsak iyi olur dedim. Düşündüm. Kağanıma |} === Kuzey Yüzü === {| class="wikitable" |+ '''Tonyukuk 1. taş, 4. yüz (kuzey) 11 dizi''' ! colspan="2" | # ! Göktürk Türkçesi (aslı) ! Harf çevirisi ! Çeviri yazı ! Türkiye Türkçesi çevirisi |- | 1-K1 | ty1-4-k-11-01 | style="text-align:right;" | 𐰇𐱅𐰤𐱅𐰢: 𐰾𐰇: 𐰖𐰆𐰺𐱃𐰑𐰢: 𐱃: 𐰞𐱃: 𐱅𐰓𐰢: 𐰴𐱅𐰼𐰢𐰠: 𐰚𐰲𐰀: 𐰆𐰍𐰺𐰴𐰞𐱃𐰑𐰢: 𐱃: 𐰇𐰕𐰀: 𐰋𐰤𐱅𐰼𐰀: 𐰴𐰺𐰍: 𐰾𐰝𐰓𐰢: 𐰖𐰸𐰺𐰆: 𐱃: 𐰘𐱅𐰀: 𐰖𐰑𐰍𐰣: [...]: 𐰃𐰍𐰲: 𐱃𐰆𐱃𐰣𐰆: 𐰍𐱃𐰆𐰺𐱃𐰢: 𐰇𐰭𐰼𐰀𐰚𐰃: 𐰼: | ötntm: sü: YORTDM: T: LT: tdm: Ktrml: kçe: OGRKLTDM: T: üze: bntre: KRG: sxdm: YqRU: T: yte: YDGN: [...]: IGÇ: TUTNU: GTURTM: öHreki: r: | ÖTüNTüM: SÜ: YORıTDıM: aT: aLT: TiDiM: aKTeRMiL: KeÇE: OGuRKaLaTDıM: aT: ÜZE: BiNTiRE: KaRıG: SÖKDüM: YUKaRU: aT: YeTE: YaDaGıN: [...]: IGaÇ: TUTuNU: aGTURTuM: ÖÑREKİ: eR: | söyledim. Ordu yürüttüm. "Attan in" dedim. Ak Termil'i geçip yorgalattım. At üzerine bindirip karı söktüm (geçtim). Yukarıya at yedekleyip yaya[...] ağaç(lara) tutunup çıkarttım. Öndeki er |- | 1-K2 | ty1-4-k-11-02 | style="text-align:right;" | 𐰖𐰆𐰍𐰺𐰲𐰀[...]: [...]𐰾𐰉𐰺𐱈: 𐰽𐰑𐰢𐰕: 𐰖𐰆𐰉𐰞𐰆: 𐰃𐰤𐱅𐰢𐰕: 𐰆𐰣: 𐱅𐰇𐰤𐰚𐰀: 𐰖𐰦𐰴𐰃: 𐱃𐰆𐰍: 𐰉𐰃𐰺𐰇: 𐰉𐰺𐰑𐰢𐰕: 𐰘𐰼𐰲𐰃: 𐰘𐰼: 𐰖𐰭𐰞𐰯: 𐰉𐰆𐰍𐰕𐰞𐰦𐰃: 𐰉𐰆𐰭𐰑𐰯: 𐰴𐰍𐰣: 𐰘𐰠𐰇: 𐰝𐰼: 𐱅𐰢𐰾: | YOGRÇA[...]: [...]sBRW: SDMZ: YUBLU: intmz: ON: tünke: YJKI: TUG: BİRÜ: BRDMZ: yrçi: yr: YHLP: BOGZLJI: BUHDP: KGN: ylü: xr: tms: | YOGuRuÇA[...]: .ıŞBaRaRTI: aŞDıMıZ: YOBuLU: İNTiMiZ: ON: TÜNKE: YaNTaKI: TUG: BİRÜ: BaRDıMıZ: YiRÇİ: YiR: YaÑıLıP: BOGuZLaNDI: BUÑaDıP: KaGaN: YeLÜ: KÖR: TiMiŞ: | geçince [...] Ibrık (ırmağı)'ı aştık. Yobul (dağı)'u indik. On gecede yanındaki Tuğ'un berisine vardık. Kılavuz yeri yanılıp boğazlandı. Bunalan Kağan "koşturu verin" demiş, |- | 1-K3 | ty1-4-k-11-03 | style="text-align:right;" | 𐰣𐰃: 𐰽𐰆𐰉𐰍: 𐰉𐰺𐰞𐰢: 𐰆𐰞: 𐰽𐰆𐰉: 𐰸𐰆𐰑𐰃: 𐰉𐰺𐰑𐰢𐰕: 𐰽𐰣𐰍𐰞𐰃: 𐱅𐰇𐰾𐰇𐰼𐱅𐰢𐰕: 𐱃𐰍: 𐰃𐰴𐰀: 𐰉𐰖𐰆𐰺: 𐰼𐱅𐰢𐰕: 𐰝𐰇𐰤: 𐰘𐰢𐰀: 𐱅𐰇𐰤: 𐰘𐰢𐰀: 𐰘𐰠𐰇: 𐰉𐰺𐰑𐰢𐰕: 𐰶𐰃𐰺𐰴𐰕𐰍: 𐰆𐰴𐰀: 𐰉𐰽𐰑𐰢𐰕: | NI: SUBG: BRLM: OL: SUB: qODI: BRDMZ: SNGLİ: tüsürtmz: TG: IKA: BYUR: rtmz: xün: yme: tün: yme: ylü: BRDMZ: QIRKZG: UKA: BSDMZ: | aNI: SUBıG: BaRaLıM: OL: SUB: KODI: BaRTıMıZ: aŞaNGaLI: TÜŞÜRTüMüZ: aTıG: IKA: BaYUR: eRTiMiZ: KÜN: YiME: TÜN: YiME: YeLÜ: BaRDıMıZ: KIRKıZıG: UKA: BaSDıMıZ: | Anı suyuna varalım[...] O suyun yanına vardık. Aş yemeğe attan indirdik. At[lar]ı iyice dinlendirdik. Gündüz de gece de [at] koşup vardık. Kırgız'ı uykuda bastık. |- | 1-K4 | ty1-4-k-11-04 | style="text-align:right;" | 𐰾𐰇𐰭𐰏𐰤: 𐰲𐰑𐰢𐰕: 𐰴𐰣𐰃: 𐰾𐰇𐰾𐰃: 𐱅𐰼𐰠𐰢𐰾: 𐰾𐰇𐰭𐰾𐰓𐰢𐰕: 𐰽𐰨𐰑𐰢𐰕: 𐰴𐰣𐰃𐰤: 𐰇𐰠𐰼𐱅𐰢𐰕: 𐰴𐰍𐰣𐰴𐰀: 𐰶𐰃𐰺𐰴𐰕: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰃: 𐰨𐰚𐰓𐰃: 𐰘𐰝𐰤𐱅𐰃: 𐰖𐰦𐰢𐰕: 𐰝𐰇𐰏𐰢𐰤: 𐰖𐰃𐰽𐰍: 𐰋𐰼𐰇: 𐰚𐰠𐱅𐰢𐰕: | süHgn: ÇDMZ: KNI: süsi: trlms: süHsdmz: SCDMZ: KNIn: ölrtmz: KGNKA: QIRKZ: BODNI: Ckdi: yxnti: YJMZ: xögmn: YISG: brü: kltmz: | SÜÑüGüN: aÇDıMıZ: KaNI: SÜSİ: TeRiLMiŞ: SÜÑüŞDüMüZ: SaNÇDıMıZ: KaNIN: ÖLüRTüMüZ: KaGaNKA: KIRKıZ: BODuNI: iÇiKDİ: YÜKüNTİ: YaNTıMıZ: KÖGMeN: YIŞıG: BeRÜ: KeLTiMiZ: | Süngüyle açtık. Ka(ğa)nı, ordusu dirilmiş. Süngüşdük, sançtık. Kağanını öldürdük. Kağan'a Kırgız boyları tutsak oldu, baş eğdi. Geri döndük. Kögmen ormanına beri geldik. |- | 1-K5 | ty1-4-k-11-05 | style="text-align:right;" | 𐰶𐰃𐰺𐰴𐰕𐰑𐰀: 𐰖𐰦𐰢𐰕: 𐱅𐰇𐰼𐰏𐰾: 𐰴𐰍𐰦𐰀: 𐰝𐰇𐰼𐰏: 𐰚𐰠𐱅𐰃: 𐰽𐰉𐰃: 𐰦𐰏: 𐰇𐰭𐰓𐰤: 𐰴𐰍𐰣𐰍𐰺𐰆: 𐰾𐰇: 𐰘𐰆𐰺𐰃𐰞𐰢: 𐱅𐰢𐰾: 𐰖𐰆𐰺𐰢𐰾𐰺: 𐰋𐰃𐰕𐰤𐰃: 𐰴𐰍𐰣𐰃: 𐰞𐰯: 𐰼𐰢𐰾: 𐰖𐰍𐰆𐰲𐰃𐰾𐰃: 𐰋𐰃𐰠𐰏𐰀: 𐰼𐰢𐰾: 𐰴𐰲𐰤: 𐰤𐰭: 𐰼𐰾𐰼: | QIRKZDA: YJMZ: türgs: KGJA: xörg: klti: SBI: Jg: öHdn: KGNGRU: sü: yORILM: tms: YORMsR: bizni: KGNI: LP: rms: YGUÇIsI: bilge: rms: KÇn: nH: rsr: | KIRKıZDA: YaNDıMıZ: TÜRGiŞ: KaGaNDA: KÖRüG: KeLTİ: SaBI: aNTeG: ÖÑDiN: KaGaNGaRU: SÜ: YORILıM: TiMiŞ: YORıMaSaR: BİZNİ: KaGaNI: aLP: eRMiŞ: aYGUÇISI: BİLGE: eRMiŞ: KaÇaN: NeÑ: eRSeR: | Kırkız'dan döndük. Türgiş kağanından gözcü geldi. Sözü şöyle: "Doğu'dan kağana doğru süleyelim demiş. Ordu yürütmezsek o bizi, kağanı alp imiş, danışmanı bilge imiş, ne zaman, nerede olsa |- | 1-K6 | ty1-4-k-11-06 | style="text-align:right;" | 𐰋𐰃𐰕𐰤𐰃: 𐰇𐰠𐰼𐱅𐰲𐰃: 𐰚𐰝: 𐱅𐰢𐰾: 𐱅𐰇𐰼𐰏𐰃𐰾: 𐰴𐰍𐰣𐰃: 𐱃𐰽𐰶𐰢𐰾: 𐱅𐰃𐰓𐰃: 𐰆𐰣: 𐰸: 𐰉𐰆𐰣𐰑𐰃: 𐰴𐰞𐰃𐰾𐰕: 𐱃𐰽𐰶𐰢𐰾: 𐱅𐰃𐰼: 𐱃𐰉𐰍𐰲: 𐰾𐰇𐰾𐰃: 𐰉𐰺: 𐰼𐰢𐰾: 𐰆𐰞: 𐰽𐰉𐰍: 𐰾𐰓𐰯: 𐰴𐰍𐰣𐰢: 𐰋𐰤: 𐰋: 𐰏𐰼𐰇: 𐱅𐰇𐰾𐰘𐰤: 𐱅𐰃𐰓𐰃: | bizni: ölrtçi: kx: tms: türgis: KGNI: TSQMs: tidi: ON: q: BONDI: KLIsZ: TSQMs: tir: TBGÇ: süsi: BR: rms: OL: SBG: sdp: KGNM: bn: b: grü: tüsyn: tidi: | BİZNİ: ÖLüRTeÇİ: KÖK: TiMiŞ: TÜRGİŞ: KaGaNI: TAŞIKMıŞ: TİDİ: ON: OK: BONuDI: KaLISıZ: TaŞIKMıŞ: TİR: TaBGaÇ: SÜSİ: BaR: eRMiŞ: OL: SaBıG: eŞiDiP: KaGaNıM: BeN: eB: GeRÜ: TÜŞeYiN: TİDİ: | bizi kesin öldürür demiş. Türgiş kağanı [yola] çıkmış" dedi. "On Ok boyları eksiksiz [yola] çıkmış" der. Çin ordusu [da] var imiş. O sözü işitip kağanım: "Ben eve geri döneyim" dedi. |- | 1-K7 | ty1-4-k-11-07 | style="text-align:right;" | 𐰴𐱃𐰆𐰣: 𐰖𐰸: 𐰉𐰞𐰢𐰾: 𐰼𐱅𐰃: 𐰣𐰃: 𐰖𐰆𐰍𐰞𐱃𐰖𐰃𐰤: 𐱅𐰓𐰃: 𐰾𐰇: 𐰉𐰺𐰭: 𐱅𐰓𐰃: 𐰞𐱃𐰆𐰣: 𐰖𐰃𐰽𐰑𐰀: 𐰆𐰞𐰺𐰭: 𐱅𐰓𐰃: 𐰾𐰇: 𐰉𐰽𐰃: 𐰃𐰤𐰠: 𐰴𐰍𐰣: 𐱃𐰺𐰑𐰆𐰾: 𐰽𐰑: 𐰉𐰺𐰕𐰆𐰤: 𐱅𐰓𐰃: 𐰋𐰃𐰠𐰏𐰀: 𐱃𐰆𐰪𐰸𐰸𐰀: 𐰉𐰭𐰀: 𐰖𐰑𐰃: | KTUN: Yq: BLMs: rti: NI: YOGLTYIn: tdi: sü: BRH: tdi: LTUN: YISDA: OLRH: tdi: sü: BSI: inl: KGN: TRDUs: SD: BRZUn: tdi: bilge: TOFqqA: BHA: YDI: | KATuN: YOK: BoLMıŞ: eRTİ: aNI: YOGLaTaYIN: TiDİ: SÜ: BaRıÑ: TiDİ: aLTUN: YIŞDA: OLuRuÑ: TiDİ: SÜ: BaŞI: İNeL: KaGaN: TaRDUŞ: ŞaD: BaRZUN: TiDİ: BİLGE: TONYUKUKA: BaÑA: aYDI: | Katun yok olmuş (ölmüş) idi. "Onu yoğlatayım" dedi. Sü[leyip] varın dedi. "Altun ormanında oturun" dedi. "Sü (ordu) başı İnel Kağan, Tarduş Şad varsın" dedi. Bilge Tonyukuk'a, bana söyledi. |- | 1-K8 | ty1-4-k-11-08 | style="text-align:right;" | 𐰉𐰆: 𐰾𐰇𐰏: 𐰠𐱅: 𐱅𐰃𐰓𐰃: 𐰶𐰃𐰖𐰤𐰍: 𐰝𐰇𐰭𐰠𐰭𐰲𐰀: 𐰖: 𐰋𐰤: 𐰾𐰭𐰀: 𐰤𐰀: 𐰖𐰖𐰃𐰤: 𐱅𐰃𐰓𐰃: 𐰚𐰠𐰃𐰼: 𐰼𐰾𐰼: 𐰝𐰇𐰼: 𐰇𐰚𐰠𐰇𐰼: 𐰚𐰠𐰢𐰕: 𐰼𐰾𐰼: 𐱅𐰃𐰠𐰍: 𐰽𐰉𐰍: 𐰞𐰃: 𐰆𐰞𐰆𐰺: 𐱅𐰃𐰓𐰃: 𐰞𐱃𐰆𐰣: 𐰖𐰃𐰾𐰑𐰀: 𐰆𐰞𐰺𐱃𐰢𐰕: | BU: süg: lt: tidi: QIYnG: xöHlHçe: Y: bn: sHA: ne: YYIn: tidi: klir: rsr: xür: öklür: klmz: rsr: tılG: SBG: LI: OLUR: tidi: LTUN: YIsDA: OLRTMZ: | BU: SÜG: iLeT: TİDİ: KIYıNıG: KÖÑLüÑÇE: aY: BeN: SaÑA: NE: aYaYIN: TİDİ: KeLİR: eRSeR: KÜR: ÖKüLÜR: KeLMeZ: eRSeR: TİLiG: SaBıG: aLI: OLUR: TİDİ: aLTUN: YIŞDA: OLuRTuMuZ: | Bu orduyu [yön]elt dedi. "Buyruğunu gönlünce söyle. Ben sana ne söyleyeyim" dedi. "Gelir ise yiğitçe toparlanır, gelmez ise dilini sözünü alıp otur" dedi. Altun ormanında oturduk. |- | 1-K9 | ty1-4-k-11-09 | style="text-align:right;" | 𐰇𐰲: 𐰝𐰇𐰼𐰏: 𐰘𐰃𐰘𐰃: 𐰚𐰠𐱅𐰃: 𐰽𐰉𐰃: 𐰋𐰃𐰼: 𐰴𐰍𐰣: 𐰾𐰇: 𐱃𐰽𐰶𐰑𐰃: 𐰆𐰣: 𐰸: 𐰾𐰇𐰾𐰃: 𐰴𐰞𐰃𐰾𐰕: 𐱃𐰽𐰶𐰑𐰃: 𐱅𐰃𐰼: 𐰖𐰺𐰽: 𐰖𐰕𐰃𐰑𐰀: 𐱅𐰃𐰼𐰠𐰠𐰢: 𐱅𐰢𐰾: 𐰆𐰞: 𐰽𐰉𐰍: 𐰾𐰓𐰯: 𐰴𐰍𐰣𐰍𐰺𐰆: 𐰆𐰞: 𐰽𐰉𐰍: 𐰃𐱃𐰢: 𐰴𐰦𐰖𐰤: 𐰽𐰉𐰍: 𐰖𐰣𐰀: | üç: xürg: yiyi: klti: SBI: bir: KGN: sü: TSQDI: ON: q: süsi: KLIsZ: TSQDI: tir: YRS: YZIDA: tirllm: tms: OL: SBG: sdp: KGNGRU: OL: SBG: ITM: KJYn: SBG: YNA: | ÜÇ: KÖRüG: YİYİ: KeLTİ: SaBI: BİR: KaGaN: SÜ: TaŞIKDI: ON: OK: SÜSİ: KaLISıZ: TaŞIKDI: TİR: YaRıŞ: YaZIDA: TİRiLeLiM: TiMiŞ: OL: SaBıG: eŞiDiP: KaGaNGaRU: OL: SaBıG: ITıM: KaNDaYıN: SaBıG: YaNA: | Üç gözcü kişi geldi. Sözleri bir: "Kağan ordu çıkardı. On Ok ordusu eksiksiz [yola] çıktı" der. "Yarış ovasında dirilelim (toplanalım)" demiş. O sözü işitip Kağan'a o sözü ilettim. Kağan'dan söze karşılık |- | 1-K10 | ty1-4-k-11-10 | style="text-align:right;" | 𐰚𐰠𐱅𐰃: 𐰆𐰞𐰺𐰭: 𐱅𐰃𐰘𐰤: 𐱅𐰢𐰾: 𐰘𐰠𐰢𐰀: 𐰴𐰺𐰍𐰆: 𐰓𐰏𐰇𐱅𐰃: 𐰆𐰺𐰍𐰞: 𐰉𐰽𐱃𐰢𐰀: 𐱅𐰢𐰾: 𐰋𐰇𐰏: 𐰴𐰍𐰣: 𐰉𐰭𐰺𐰆: 𐰨𐰀: 𐰖𐰃𐰑𐰢𐰾: 𐰯𐰀: 𐱃𐰺𐰴𐰣𐰍𐰺𐰆: 𐰨𐰼𐰀: 𐰽𐰉: 𐰃𐰑𐰢𐰾: 𐰋𐰃𐰠𐰏𐰀: 𐱃𐰆𐰪𐰸𐰸: 𐰪𐰃𐰍: 𐰆𐰞: 𐰇𐰕: 𐰆𐰞: 𐰭𐰞𐰺: | klti: OLRH: tiyn: tms: ylme: KRGU: dgüti: URGL: BSTMA: tms: bög: KGN: BHRU: CA: YIDMs: PA: TRKNGRU: Cre: SB: IDMs: bilge: TOFqq: FIG: OL: üz: OL: HLR: | KeLTİ: OLuRuÑ: TİYiN: TiMiŞ: YeLME: KaRGU: eDGÜTİ: URGıL: BaSıTMA: TiMiŞ: BÖG: KaGaN: BaÑaRU: aNÇA: YIDMıŞ: aPA: TaRKaNGaRU: İÇRE: SaB: IDMıŞ: BİLGE: TONYUKUK: aYNIG: OL: ÖZ: OL: aÑıLıR: | geldi. "Oturun" diye demiş. "Öncüyü, gözcüyü iyice ırgala. Baskın yapma" demiş. Bögü (Kapağan) Kağan bana öyle söylemiş. Apa Tarkan'a gizli söz göndermiş: "Bilge Tonyukuk korkar, o kendisi o yanılır. |- | 1-K11 | ty1-4-k-11-11 | style="text-align:right;" | 𐰾𐰇: 𐰖𐰆𐰺𐰃𐰞𐰢: 𐱅𐰓𐰲𐰃: 𐰆𐰣𐰀𐰢𐰭: 𐰆𐰞: 𐰽𐰉𐰍: 𐰾𐰓𐰯: 𐰾𐰇: 𐰖𐰆𐰺𐱃𐰑𐰢: 𐰞𐱃𐰆𐰣: 𐰖𐰃𐰽𐰍: 𐰖𐰆𐰞𐰾𐰕𐰤: 𐰽𐰑𐰢: 𐰼𐱅𐰾: 𐰇𐰏𐰕𐰏: 𐰚𐰲𐰏𐰾𐰕𐰤: 𐰚𐰲𐰓𐰢𐰕: 𐱅𐰇𐰤: 𐰴𐱃𐰑𐰢𐰕: 𐰉𐰆𐰞𐰲𐰆𐰴𐰀: 𐱃𐰭: 𐰇𐰤𐱅𐰼𐰇: 𐱅𐰏𐰓𐰢𐰕: | sü: YORILM: tdçi: UNAMH: OL: SBG: sdp: sü: YORTDM: LTUN: YISG: YOLsZn: SDM: rts: ögzg: kçgszn: kçdmz: tün: KTDMZ: BOLÇUKA: TH: öntrü: tgdmz: | SÜ: YORILıM: TiDiÇİ: ONAMaÑ: OL: SaBıG: eŞiDiP: SÜ: YORıTDıM: aLTUN: YIŞıG: YOLSuZuN: aŞDıM: iRTiŞ: ÖGüZüG: KeÇiGSiZiN: KeÇDiMiZ: TÜN: KaTDıMıZ: BOLÇUKA: TAÑ: ÖNTÜRÜ: TEGDİMİZ: | [atlı] er yoralım (sürelim) derse onamayın". O sözü işitip [atlı] er yordum. Altun ormanını yol aramadan aştım. İrtiş ırmağını geçitsiz yerinden geçtik. Gece de gittik. Bolçu'ya tan öncesi değdik. |} == İkinci Taş == === Batı Yüzü === {| class="wikitable" |+ '''Tonyukuk 2. taş, 1. yüz (batı) 9 dizi''' ! colspan="2" | # ! Göktürk Türkçesi (aslı) ! Harf çevirisi ! Çeviri yazı ! Türkiye Türkçesi çevirisi |- | 2-B1 | ty2-1-b-9-01 | style="text-align:right;" | 𐱃𐰞𐰍: 𐰚𐰠𐰇𐰼𐱅𐰃: 𐰽𐰉𐰃: 𐰦𐰍: 𐰖𐰺𐰽: 𐰖𐰕𐰃𐰑𐰀: 𐰆𐰣: 𐱅𐰇𐰢𐰤: 𐰾𐰇: 𐱅𐰼𐰠𐱅𐰃: 𐱅𐰃𐰼: 𐰆𐰞: 𐰽𐰉𐰍: 𐰾𐰓𐰯: 𐰋𐰏𐰠𐰼: 𐰸𐰆𐰯: | TLG: klürti: SBI: JG: YRS: YZIDA: ON: tümn: sü: trlti: tir: OL: SBG: sdp: bglr: qOP: | TıLıG: KeLÜRTİ: SaBI: aNTaG: YaRıŞ: YaZıDA: ON: TÜMeN: SÜ: TiRiLTİ: TİR: OL: SABIG: EŞİDİP: BEGLER: KOPUN: | Ulak geldi. Sözü şöyle: "Yarış ovasında on tümen (yüzbin) er dirildi (toplandı)" der. O sözü işitince beğlerin hepsi |- | 2-B2 | ty2-1-b-9-02 | style="text-align:right;" | 𐰖𐰣𐰞𐰢: 𐰺𐰃𐰍: 𐰆𐰉𐱃𐰃: 𐰘𐰏: 𐱅𐰓𐰃: 𐰋𐰤: 𐰨𐰀: 𐱅𐰼: 𐰢𐰤: 𐰋𐰤: 𐰋𐰃𐰠𐰏𐰀: 𐱃𐰆𐰪𐰸𐰸: 𐰞𐱃𐰆𐰣: 𐰖𐰃𐰽𐰍: 𐰽𐰀: 𐰚𐰠𐱅𐰢𐰕: 𐰼𐱅𐰾: 𐰇𐰏𐰕𐰏: | YNLM: RIG: UBTI: yg: tdi: bn: CA: tr: mn: bn: bilge: TOFqq: LTUN: YISG: SA: kltmz: rts: ögzg: | YaNaLıM: aRIG: UBuTI: YiG: TiDİ: BeN: aNÇA: TiR: MeN: BeN: BİLGE: TONYUKUK: aLTUN: YIŞıG: aŞA: KeLTiMiZ: iRTiŞ: ÖGüZüG: | Dönelim, arı uslu olmak iyidir dediler. Ben şöyle derim, ben Bilge Tonyukuk, "Altun ormanını aşıp geldik, İrtiş ırmağını |- | 2-B3 | ty2-1-b-9-03 | style="text-align:right;" | 𐰚𐰲𐰀: 𐰚𐰠𐱅𐰢𐰕: 𐰚𐰠𐰢𐰾𐰃: 𐰞𐰯: 𐱅𐰃𐰓𐰃: 𐱃𐰆𐰖𐰢𐰑𐰃: 𐱅𐰭𐰼𐰃: 𐰆𐰢𐰖: 𐰃𐰑𐰸: 𐰘𐰼: 𐰾𐰆𐰉: 𐰉𐰽𐰀: 𐰋𐰼𐱅𐰃: 𐰼𐰨: 𐰤𐰚𐰀: 𐱅𐰕𐰼: 𐰋𐰃𐰕: | kçe: kltmz: klmsi: LP: tidi: TUYMDI: tHri: UMY: IDq: yr: sUB: BSA: brti: rC: nke: tzr: biz: | KeÇE: KeLTiMiZ: KeLMiŞİ: aLP: TİDİ: TUYMaDI: TeÑRİ: UMaY: IDUK: YiR: SUB: BaSA: BiRTİ: eRiNÇ: NeKE: TeZeR: BİZ: | geçip geldik. Gelmiş[ler]i alp dedi, duymadı. Tanrı, Umay, Iduk Yer Su bası verdi gerçek. Niye kaçıyoruz? |- | 2-B4 | ty2-1-b-9-04 | style="text-align:right;" | 𐰰𐰇𐰾: 𐱅𐰘𐰤: 𐰤𐰚𐰀: 𐰸𐰆𐰺𐰸𐰆𐰺: 𐰋𐰃𐰕: 𐰕: 𐱅𐰘𐰤: 𐰤𐰀: 𐰉𐰽𐰣𐰞𐰢: 𐱅𐰏𐰠𐰢: 𐱅𐰃𐰓𐰢: 𐱅𐰏𐰓𐰢𐰕: 𐰖𐰖𐰃𐰑𐰢𐰕: 𐰚𐰃𐰤𐱅𐰃: 𐰰𐰇𐰾: 𐰚𐰠𐱅𐰃: | Xüs: tyn: nke: qORqUR: biz: Z: tyn: ne: BSNLM: tglm: tidm: tgdmz: YYIDMZ: kinti: Xüs: klti: | ÖKÜŞ: TiYiN: NeKE: KORKUR: BİZ: aZ: TiYiN: NE: BaSıNaLıM: TeGeLiM: TİDiM: TeGDiMiZ: YaYIDıMıZ: iKİNTİ: ÖKÜŞ: KeLTİ: | Çok diye niye korkuyoruz? Az[ız] diye ne[den] basmayalım? Değelim (saldıralım) dedim. Değdik, yayıldık. İkinci gün |- | 2-B5 | ty2-1-b-9-05 | style="text-align:right;" | 𐰇𐰼𐱅𐰲𐰀: 𐰶𐰃𐰕𐰯: 𐰚𐰠𐱅𐰃: 𐰾𐰇𐰭𐰾𐰓𐰢𐰕: 𐰋𐰃𐰕𐰤𐱅𐰀: 𐰚𐰃: 𐰆𐰲𐰃: 𐰾𐰃𐰭𐰺𐰲𐰀: 𐰺𐱃𐰸: 𐰼𐱅𐰃: 𐱅𐰭𐰼𐰃: 𐰖𐰺𐰞𐰴𐰑𐰸: 𐰇𐰲𐰤: 𐰰𐰇𐰾: 𐱅𐰘𐰤: 𐰋𐰃𐰕: | örtçe: QIZP: klti: süHsdmz: biznte: ki: UÇI: sIHRÇA: RTq: rti: tHri: YRLKDq: üçn: Xüs: tyn: biz: | ÖRTÇE: KIZıP: KeLTİ: SÜÑüŞDüMüZ: BİZiNTE: iKİ: UÇI: SIÑaRÇA: aRTUK: eRTİ: TeÑRİ: YaRLıKaDUK: ÜÇüN: ÖKÜŞ: TiYiN: BİZ: | Yanar gibi kızıp geldi[ler]. Süngüşdük. Bizim iki üç katımız idi(ler). Tanrı bağışladığı için, çok(turlar) diye biz |- | 2-B6 | ty2-1-b-9-06 | style="text-align:right;" | 𐰸𐰆𐰺𐰴𐰢𐰑𐰢𐰕: 𐰾𐰇𐰭𐰾𐰓𐰢𐰕: 𐱃𐰺𐰑𐰆𐰾: 𐰽𐰑𐰺𐰀: 𐰆𐰑𐰃: 𐰖𐰖𐰑𐰢𐰕: 𐰴𐰍𐰣𐰃𐰤: 𐱃𐰆𐱃𐰑𐰢𐰕: 𐰖𐰉𐰍𐰆𐰾𐰃𐰤: 𐰽𐰑𐰃𐰤: | qORKMDMZ: süHsdmz: TRDUs: SDRA: UDI: YYDMZ: KGNIn: TUTDMZ: YBGUsIn: SDIn: | KORKMaDıMıZ: SÜÑüŞDüMüZ: TaRDUŞ: ŞaDRA: UDI: YaYDıMıZ: KaGaNIN: TUTDUMUZ: YABGUSIN: ŞADIN: | korkmadık, süngüşdük. Tarduş Şadar'a kadar yayıldık. Kağanını tuttuk. Yabgusunu, şadını |- | 2-B7 | ty2-1-b-9-07 | style="text-align:right;" | 𐰦𐰀: 𐰇𐰠𐰼𐱅𐰃: 𐰠𐰏𐰲𐰀: 𐰼: 𐱃𐰆𐱃𐰑𐰢𐰕: 𐰆𐰞: 𐰸: 𐱅𐰇𐰤: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰃𐰤: 𐰽𐰖𐰆: 𐰃𐱃𐰢𐰕: 𐰆𐰞: 𐰽𐰉𐰍: 𐰾𐰓𐰯: 𐰆𐰣: 𐰸: 𐰋𐰏𐰠𐰼𐰃: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰃: 𐰸𐰆𐰯: | JA: ölrti: lgçe: r: TUTDMZ: OL: q: tün: BODNın: SYU: ITMZ: OL: SBG: sdp: ON: q: bglri: BODNI: qOP: | aNDA: ÖLüRTİ: eLiGÇE: eR: TUTDuMuZ: OL: OK: TÜN: BODuNIN: SaYU: ITıMıZ: OL: SaBıG: eŞiDiP: ON: OK: BeGLeRİ: BODuNI: KOP: | [o] anda öldürüldü. Elli'ce (kadar) er tuttuk. O aynı gece boylarına bilgi gönderdik. O sözü işitip On Ok beğleri, boyları hep |- | 2-B8 | ty2-1-b-9-08 | style="text-align:right;" | 𐰚𐰠𐱅𐰃: 𐰘𐰇𐰝𐰤𐱅𐰃: 𐰚𐰠𐰏𐰢𐰀: 𐰋𐰏𐰼𐰠𐰃𐰤: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰃𐰤: 𐰃𐱅𐰯: 𐰖𐰃𐰍𐰯: 𐰕𐰲𐰀: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐱅𐰕𐰢𐰾: 𐰼𐱅𐰃: 𐰆𐰣: 𐰸: 𐰾𐰇𐰾𐰃𐰤: 𐰾𐰇𐰠𐱅𐰓𐰢: | klti: yüxnti: klgme: bgrlin: BODNIn: itp: YIGP: ZÇA: BODN: tzms: rti: ON: q: süsin: sültdm: | KeLTİ: YÜKÜNTİ: KeLiGME: BeGReLİN: BODuNIN: İTiP: YIGıP: aZÇA: BODuN: TeZMiŞ: eRTİ: ON: OK: SÜSİN: SÜLeTDiM: | geldi, baş eğdi. Gelen beğlerini, boylarını eğitip, düzenlettim. Azca boyları tezmiş (kaçmış) idi. On Ok ordusunu sületdim. |- | 2-B9 | ty2-1-b-9-09 | style="text-align:right;" | 𐰋𐰃𐰕: 𐰘𐰢𐰀: 𐰾𐰇𐰠𐰓𐰢𐰕: 𐰣𐰃: 𐰼𐱅𐰢𐰕: 𐰘𐰨𐰇: 𐰏𐰕𐰏: 𐰚𐰲𐰀: 𐱅𐰃𐰤𐰾𐰃: 𐰆𐰍𐰞𐰃: 𐰖𐱃𐰍𐰢𐰀: 𐰋𐰭𐰠𐰏: 𐰚: 𐱃𐰍𐰍: 𐰼𐱅𐰇𐰼𐱅𐰢: | biz: yme: süldmz: NI: rtmz: yCü: gzg: kçe: tinsi: OGLI: YTGMA: bHlg: k: TGG: rtÜrtm: | BİZ: YiME: SÜLeDiMiZ: aNI: eRTiMiZ: YiNÇÜ: öGüZüG: KeÇE: TİNSİ: OGLI: YaTıGMA: BeÑiLiG: eK: TaGaG: eRTÜRTüM: | Biz de süledik. Anı'ya erdik. Yinçü Irmağı'nı geçip Tinsi Oğlu denilen kutsal Ek dağına erdirdim. |} === Güney Yüzü === {| class="wikitable" |+ '''Tonyukuk 2. taş, 2. yüz (güney) 6 dizi''' ! colspan="2" | # ! Göktürk Türkçesi (aslı) ! Harf çevirisi ! Çeviri yazı ! Türkiye Türkçesi çevirisi |- | 2-G1 | ty2-2-g-6-01 | style="text-align:right;" | 𐱅𐰢𐰼: 𐰴𐰯𐰍𐰴𐰀: 𐱅𐰏𐰃: 𐰃𐰼𐱅𐰢𐰕: 𐰦𐰀: 𐰖𐰦𐰆𐰺𐱃𐰢𐰕: 𐰃𐰤𐰠: 𐰴𐰯𐰍𐰴𐰀: [...]𐰆𐰯: 𐱃𐰍𐰴𐰀: 𐱅𐰕𐰃𐰚: 𐱃𐰸𐰺𐰽𐰃𐰤[...]: | tmr: KPGKA: tgi: irtmz: JA: YJURTMZ: inl: KpGKA: [...]UP: TGKA: tzik: TqRSİn[...]: | TeMiR: KaPıGKA: TeGİ: İRTiMiZ: aNDA: YaNDURTuMuZ: İNeL: KaPıGKA: [...]UP: TaGKA: TeZİK: TOKuRSIN.: | Temirkapı'ya dek eriştik. [o] anda (ordan) döndük. İnelkapı'ya, […] dağa Tezik, Tokursın'(a)? |- | 2-G2 | ty2-2-g-6-02 | style="text-align:right;" | 𐰦𐰀: 𐰘𐰼𐰝𐰃: 𐰽𐰀: 𐰉𐰽𐰞𐰍𐰺𐰆: 𐰺𐰑𐰴: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰸𐰆𐰯: 𐰚𐰠𐱅𐰃: 𐰆𐰞: 𐰚𐰇𐰤𐱅𐰀: 𐱅𐰏𐱅𐰃: 𐱅𐰇𐰼𐰝: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐱅𐰢𐰼: 𐰴𐰯𐰍𐰴𐰀: 𐱅𐰃𐰤𐰾𐰃: 𐰆𐰍𐰞𐰃: | JA: yrxi: SA: BSLGRU: RDK: BODN: qOP: klti: OL: künte: tgti: türx: BODN: tmr: KPGKA: tinsi: OGLI: | aNDA: YiRÜKİ: aŞA: BaŞaLGaRU: aRDaK: BODuN: KOP: KeLTİ: OL: KÜNTE: TeGTİ: TÜRÜK: BODuN: TeMiR: KaPıGKA: TİNSİ: OGLI: | [o] anda, Yirük'i aşıp başlayıp Ardak boyları hep geldi, o gün (içinde) değdi. Türk boyları Demirkapı'ya, Tinsi Oğlu |- | 2-G3 | ty2-2-g-6-03 | style="text-align:right;" | 𐱅𐰃𐰤𐰾𐰃: 𐰆𐰍𐰞𐰃: 𐰖𐱃𐰍𐰢𐰀: 𐱃𐰍𐰴𐰀: 𐱅𐰏𐰢𐰾: 𐰃𐰓𐰃: 𐰖𐰸: 𐰼𐰢𐰾: 𐰆𐰞: 𐰘𐰼𐱅𐰀: 𐰋𐰤: 𐰋𐰃𐰠𐰏𐰀: 𐱃𐰆𐰪𐰸𐰸: 𐱅𐰏𐰇𐰼𐱅𐰝: 𐰇𐰲𐰤: [...]: | tinsi: OGLI: YTGMA: TGKA: tgms: idi: Yq: rms: OL: yrte: bn: bilge: TOFqq: tgürtx: üçn: [...]: | TİNSİ: OGLI: YaTıGMA: TAGKA: TeGMiŞ: İDİ: YOK: eRMiŞ: OL: YiRTE: BeN: BİLGE: TONYUKUK: TeGÜRTÜK: ÜÇüN: [...]: | Tinsi Oğlu denilen dağa değmişligi yok imiş. O yerde ben Bilge Tonyukuk değirdiğim için |- | 2-G4 | ty2-2-g-6-04 | style="text-align:right;" | 𐰶𐰃𐰕𐰞: 𐰞𐱃𐰆𐰣: 𐰇𐰼𐰭: 𐰝𐰇𐰢𐰾: 𐰶𐰃𐰕𐰞: 𐰆𐰑𐰕: 𐰏𐰼𐰃𐱅: 𐰽𐰃𐰍𐰃: 𐰉𐰆𐰭𐰾𐰕: 𐰚𐰠𐰇𐰼𐱅𐰃: 𐰃𐰠𐱅𐰼𐰾: 𐰴𐰍𐰣: 𐰋𐰃𐰠𐰏𐰀𐰾𐰃: | QIZL: LTUN: ürH: xüms: QIZL: UDZ: grit: SIGI: BUHsZ: klürti: iltrs: KGN: bilgesi: | KIZıL: aLTUN: ÜRüÑ: KÜMüŞ: KIZıL: UDuZ: GeRİT: aSIGI: BUÑSuZ: KeLÜRTİ: İLTeRiŞ: KaGaN: BİLGESİ: | kızıl altın, ak gümüş, kızıl uduz?, gerit? kazancı zorlamadan getirdi. İlteriş Kağan bilgesi [...] |- | 2-G5 | ty2-2-g-6-05 | style="text-align:right;" | 𐰃𐰠𐰃𐰤: 𐰇𐰲𐰤: 𐱃𐰉𐰍𐰲𐰴𐰀: 𐰘𐱅𐰃: 𐰘𐰏𐰃𐰼𐰢𐰃: 𐰾𐰇𐰭𐰾𐰓𐰃: 𐰶𐰃𐱃𐰪𐰴𐰀: 𐰘𐱅𐰃: 𐰾𐰇𐰭𐰾𐰓𐰃: 𐰆𐰍𐰕𐰴𐰀: 𐰋𐰾: 𐰾𐰇𐰭𐰾𐰓𐰃: 𐰦𐰀: 𐰖𐰍𐰆𐰲𐰃: | ilin: üçn: TBGÇKA: yti: ygirmi: süHsdi: QITFKA: yti: süHsdi: OGZKA: bs: süHsdi: JA: YGUÇI: | İLİN: ÜÇüN: TaBGaÇKA: YiTİ: YiGİRMİ: SÜÑüŞDİ: KITaYNKA: YiTİ: SÜÑüŞDİ: OGuZKA: BeŞ: SÜÑüŞDİ: aNDA: aYGUÇI: | İli için Çin ile onyedi [kez] süngüşdü. Kıtay ile yedi [kez] süngüşdü. Oğuz ile beş [kez] süngüşdü. [o] anda danışmanı |- | 2-G6 | ty2-2-g-6-06 | style="text-align:right;" | 𐰘𐰢𐰀: 𐰋𐰤: 𐰝: 𐰼𐱅𐰢: 𐰖𐰍𐰃𐰑𐰃: 𐰘𐰢𐰀: 𐰋𐰤: 𐰝: 𐰼𐱅𐰢: 𐰃𐰠𐱅𐰼𐰾: 𐰴𐰍𐰣: 𐰆𐰲𐰑𐰃: 𐱅𐰇𐰼𐰝: 𐰋𐰏𐰃: 𐰴𐰍𐰣𐰴𐰀: 𐱅𐰇𐰼𐰝: 𐰋𐰃𐰠𐰏𐰀: 𐰴𐰍𐰣𐰴𐰀: | yme: bn: x: rtm: YGIDI: yme: bn: x: rtm: iltrs: KGN: UÇDI: türx: bgi: KGNKA: türx: bilge: KGNKA: | YiME: BeN: ÖK: eRTiM: aYGIDI: YiME: BeN: ÖK: eRTiM: İLTeRiŞ: KaGaN: UÇDI: TÜRÜK: BöGİ: KaGaNKA: TÜRÜK: BİLGE: KaGaNKA: | yine ben kendim idim. Danıştığı yine ben kendim idim. İlteriş Kağan uçdu. Türk Bögi (Kapağan) Kağan'a, Türk Bilge Kağan'a |} === Doğu Yüzü === {| class="wikitable" |+ '''Tonyukuk 2. taş, 3. yüz (doğu) 8 dizi''' ! colspan="2" | # ! Göktürk Türkçesi (aslı) ! Harf çevirisi ! Çeviri yazı ! Türkiye Türkçesi çevirisi |- | 2-D1 | ty2-3-d-8-01 | style="text-align:right;" | 𐰴𐰯𐰍𐰣: 𐰴𐰍𐰣: 𐰘𐱅𐰃: 𐰆𐱃𐰕: 𐰖𐰾𐰴𐰀: [...]: 𐰼𐱅𐰃: 𐰴𐰯𐰍𐰣: 𐰴𐰍𐰣: 𐰆𐰞𐰺𐰑𐰢: 𐱅𐰇𐰤: 𐰆𐰑𐰢𐱃𐰃: | KPGN: KGN: yti: OTZ: YsKA: [...]: rti: KPGN: KGN: OLRDM: tün: UDMTI: | KaPaGaN: KaGaN: YiTİ: OTuZ: YaŞKA: [...]: iRTİ: KaPaGaN: KaGaN: OLuRDuM: TÜN: UDuMaTI: | Kapağan Kağan yirmiyedi yaşında [...] idi. Kapağan Kağan oturdu (kağan oldu). Gece uyumadım, |- | 2-D2 | ty2-3-d-8-02 | style="text-align:right;" | 𐰝𐰇𐰤𐱅𐰕: 𐰆𐰞𐰺𐰢𐱃𐰃: 𐰶𐰃𐰕𐰞: 𐰴𐰣𐰢: 𐱅𐰝𐱅𐰃: 𐰴𐰺𐰀: 𐱅𐰼𐰢: 𐰘𐰇𐰏𐰼𐱅𐰃: 𐰾𐰏: 𐰝𐰇𐰲𐰃𐰏: 𐰋𐰼𐱅𐰢: 𐰝: 𐰆𐰕𐰣: 𐰘𐰠𐰢𐰏: 𐰘𐰢𐰀: 𐰃𐱃𐰢: 𐰸: | xüntz: OLRMTI: QIZL: KNM: txti: KRA: trm: yögrti: sg: xüçig: brtm: x: UZN: ylmg: yme: ITM: q: | KÜNTüZ: OLuRMaTI: KIZıL: aLTUN: TöKTİ: ÜRüÑ: KÜMüŞ: TÖKTİ: iŞiG: KÜÇİG: BeRTiM: ÖK: UZuN: YeLMeG: YeME: ITıM: OK: | gündüz oturmadım. Kızıl kanımı dökütüp, kara terimi akıtıp işi, gücü verdim hep. Uzun keşif yine ettim hep. |- | 2-D3 | ty2-3-d-8-03 | style="text-align:right;" | 𐰺𐰴𐰆𐰖: 𐰴𐰺𐰍𐰆𐰍: 𐰆𐰞𐰍𐰺𐱃𐰑𐰢: 𐰸: 𐰉𐰣𐰍𐰢𐰀: 𐰖𐰍𐰃𐰴𐰀: 𐰚𐰠𐰇𐰼𐰃𐰼: 𐰼𐱅𐰢: 𐰴𐰍𐰣𐰢𐰣: 𐰾𐰇𐰠𐱅𐰓𐰢𐰕: 𐱅𐰭𐰼𐰃: 𐰖𐰺𐰞𐰴𐰕𐰆: | RKUY: KRGUG: ULGRTDM: q: BNGMA: YGIKA: klürir: rtm: KGNMN: sültdmz: tHri: YRLKZU: | aRKUY: KaRGUG: ULGaRTDıM: OK: BaNGıMA: YaGIKA: KeLÜRİR: eRTiM: KaGaNıMıN: SÜLeTDiMiZ: TeÑRİ: YaRLıKaZU: | Savunmayı, gözleme yerlerini kendim büyüttüm. Yağıya bağırdığımda, kaçırır idim. Kağanımla (birlikte) süngüşdük. Tanrı bağışladı(ğı için) |- | 2-D4 | ty2-3-d-8-04 | style="text-align:right;" | 𐰉𐰆: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰴𐰀: 𐰖𐰺𐰴𐰞𐰍: 𐰖𐰍𐰃𐰍: 𐰚𐰠𐱅𐰇𐰼𐰢𐰓𐰢: 𐱅𐰇𐰏𐰤𐰠𐰏: 𐱃𐰍: 𐰘𐰇𐰏𐰼𐱅𐰢𐰓𐰢: 𐰃𐰠𐱅𐰼𐰾: 𐰴𐰍𐰣: 𐰴𐰕𐰍𐰣𐰢𐰽𐰺: | BU: türX: BODNKA: YRKLG: YGIG: kltürmdm: tögnlg: TG: yügrtmdm: iltrs: KGN: KZGNMSR: | BU: TÜRÜK: BODuNKA: YaRaKLıG: YaGIG: KeLTÜRMeDiM: TÖGüNLüG: aTıG: YÜGüRTMeDiM: İLTeRiŞ: KaGaN: KaZGaNMaSaR: | bu Türk boyları'na pusatlı yağıyı yaklaştırtmadım, damgalı atı yürüttürmedim. İlteriş Kağan kazanmasa |- | 2-D5 | ty2-3-d-8-05 | style="text-align:right;" | 𐰆𐰑𐰆: 𐰋𐰤: 𐰇𐰕𐰢: 𐰴𐰕𐰍𐰣𐰢𐰽𐰺: 𐰃𐰠: 𐰘𐰢𐰀: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰘𐰢𐰀: 𐰖𐰸: 𐰼𐱅𐰲𐰃: 𐰼𐱅𐰃: 𐰴𐰕𐰍𐰦𐰸𐰃𐰣: 𐰆𐰑𐰆: 𐰇𐰕𐰢: 𐰴𐰕𐰍𐰦𐰸𐰢: 𐰇𐰲𐰤: | UDU: bn: özm: KZGNMSR: il: yme: BODN: yme: Yq: rtçi: rti: KZGJqIN: UDU: özm: KZGJqM: üçn: | UDU: BeN: ÖZüM: KaZGaNMaSaR: İL: YiME: BODuN: YiME: YOK: eRTeÇİ: eRTİ: KaZGaNTUKIN: UDU: ÖZüM: KaZGaNTUKıM: ÜçüN: | ve de ben özüm kazanmasam il[i] yine, boylar[ı] yine yok edecek (olacak) idi. [o] Kazandığı için ve de özüm kazandığım için |- | 2-D6 | ty2-3-d-8-06 | style="text-align:right;" | 𐰃𐰠: 𐰘𐰢𐰀: 𐰃𐰠: 𐰉𐰆𐰡𐰃: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰘𐰢𐰀: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰉𐰆𐰡𐰃: 𐰇𐰕𐰢: 𐰴𐰺𐰃: 𐰉𐰆𐰡𐰢: 𐰆𐰞𐰍: 𐰉𐰆𐰡𐰢: 𐰤𐰭: 𐰘𐰼𐰓𐰚𐰃: 𐰴𐰍𐰣𐰞𐰍: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰴𐰀: | il: yme: il: BOVI: BODN: yme: BODN: BOVI: özm: KRI: BOVM: ULG: BOVM: nH: yrdki: KGNLG: BODNKA: | İL: YiME: İL: BOLDI: BODuN: YiME: BODuN: BOLDI: ÖZüM: KaRI: BOLDuM: ULuG: BOLDuM: NeÑ: YiRDeKİ: KaGaNLıG: BODuNKA: | il yine il oldu, boy yine boy oldu. Kendim yaşlı oldum, ulu oldum. Hangi yerde kağanlı boyuna |- | 2-D7 | ty2-3-d-8-07 | style="text-align:right;" | [...]: 𐰋𐰃𐰤𐱅𐰏𐰃: 𐰉𐰺: 𐰼𐰾𐰼: 𐰤𐰀: 𐰉𐰆𐰭𐰃: 𐰉𐰺: 𐰼𐱅𐰲𐰃: 𐰼𐰢𐰾: | [...]: bintgi: BR: rsr: ne: BUHI: BR: rtçi: rms: | [...]: BÜNTeGİ: BaR: eRSeR: NE: BUÑI: BaR: eRTeÇİ: eRMiŞ: | [...] böylesi var ise ne sıkıntısı var edecek (olacak) imiş. |- | 2-D8 | ty2-3-d-8-08 | style="text-align:right;" | [...]: 𐱅𐰇𐰼𐰝: 𐰋𐰃𐰠𐰏𐰀: 𐰴𐰍𐰣: 𐰃𐰠𐰭𐰀: 𐰋𐰃𐱅𐰃𐱅𐰓𐰢: 𐰋𐰤: 𐰋𐰃𐰠𐰏𐰀: 𐱃𐰆𐰣𐰪𐰸𐰸: | [...]: türx: bilge: KGN: ilHe: bititdm: bn: bilge: TONFqq: | [...]: TÜRÜK: BİLGE: KaGaN: İLiÑE: BİTİTDiM: BeN: BİLGE: TONYUKUK: | Türk Bilge Kağan ilinde yazdırdım. Ben Bilge Tonyukuk. |} === Kuzey Yüzü === {| class="wikitable" |+ '''Tonyukuk 2. taş, 4. yüz (kuzey) 4 dizi''' ! colspan="2" | # ! Göktürk Türkçesi (aslı) ! Harf çevirisi ! Çeviri yazı ! Türkiye Türkçesi çevirisi |- | 2-K1 | ty2-4-k-4-01 | style="text-align:right;" | 𐰃𐰠𐱅𐰼𐰃𐰾: 𐰴𐰍𐰣: 𐰴𐰕𐰍𐰣𐰢𐰽𐰺: 𐰖𐰸: 𐰼𐱅𐰃: 𐰼𐰾𐰼: 𐰋𐰤: 𐰇𐰕𐰢: 𐰋𐰃𐰠𐰏𐰀: 𐱃𐰆𐰪𐰸𐰸: 𐰴𐰕𐰍𐰣𐰢𐰽𐰺: 𐰋𐰤: 𐰖𐰸: 𐰼𐱅𐰃: 𐰼𐰾𐰼: | iltris: KGN: KZGNMSR: Yq: rti: rsr: bn: özm: bilge: TOFqq: KZGNMSR: bn: Yq: rti: rsr: | İLTeRİŞ: KaGaN: KaZGaNMaSaR: YOK: eRTİ: eRSeR: BeN: ÖZüM: BİLGE: TONYUKUK: KaZGaNMaSaR: BeN: YOK: eRTiM: eRSeR: | İlteriş Kağan kazanmasa, yok idi isei, ben özüm Bilge Tonyukuk kazanmasam, ben yok idim ise, |- | 2-K2 | ty2-4-k-4-02 | style="text-align:right;" | 𐰴𐰯𐰍𐰣: 𐰴𐰍𐰣: 𐱅𐰇𐰼𐰝: 𐰾𐰃𐰼: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰘𐰼𐰃𐰤𐱅𐰀: 𐰉𐰆𐰑: 𐰘𐰢𐰀: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰘𐰢𐰀: 𐰚𐰃𐰾𐰃: 𐰘𐰢𐰀: 𐰃𐰓𐰃: 𐰖𐰸: 𐰼𐱅𐰲𐰃: 𐰼𐱅𐰃: | KPGN: KGN: türx: sir: BODN: yrinte: BOD: yme: BODN: yme: kisi: yme: idi: Yq: rtçi: rti: | KaPaGaN: KaGaN: TÜRÜK: SİR: BODuN: YiRİNTE: BOD: YiME: BODuN: YiME: KİŞİ: YiME: İDİ: YOK: eRTeÇİ: eRTİ: | Kapağan Kağan'ın Türk Sir boylarının yerinde boy da, boylar da, kişi de yok edecek (olacak) idi. |- | 2-K3 | ty2-4-k-4-03 | style="text-align:right;" | 𐰃𐰠𐱅𐰼𐰾: 𐰴𐰍𐰣: 𐰋𐰃𐰠𐰏𐰀: 𐱃𐰆𐰣𐰪𐰸𐰸: 𐰴𐰕𐰍𐰦𐰸: 𐰇𐰲𐰤: 𐰴𐰯𐰍𐰣: 𐰴𐰍𐰣: 𐱅𐰇𐰼𐰝: 𐰾𐰃𐰼: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰖𐰆𐰺𐰃𐰑𐰸𐰃: 𐰉𐰆: | iltrs: KGN: bilge: TONFqq: KZGJq: üçn: KPGN: KGN: türx: sir: BODN: YORIDqI: BU: | İLTeRiŞ: KaGaN: BİLGE: TONYUKUK: KaZGaNDUK: ÜÇüN: KaPaGaN: KaGaN: TÜRÜK: SİR: BODuN: YORIDUKI: BU: | İlteriş Kağan, Bilge Tonyukuk kazandığı için, Kapağan Kağan'ın Türk Sir boylarının yürüdüğü bu[ndandır]. |- | 2-K4 | ty2-4-k-4-04 | style="text-align:right;" | 𐱅𐰇𐰼𐰝: 𐰋𐰃𐰠𐰏𐰀: 𐰴𐰍𐰣: 𐱅𐰇𐰼𐰝: 𐰾𐰃𐰼: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰍: 𐰆𐰍𐰕: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰍: 𐰃𐰏𐰓𐰇: 𐰆𐰞𐰺𐰆𐰺: | türx: bilge: KGN: türx: sir: BODNG: OGZ: BODNG: igdü: OLRUR: | TÜRÜK: BİLGE: KaGaN: TÜRÜK: SİR: BODuNuG: OGuZ: BODuNuG: İGiDÜ: OLuRUR: | Türk Bilge Kağan'ı, Türk Sir boylarını, Oğuz boylarını besleyip oturur. |} == Dış bağlantılar == [https://web.archive.org/web/20200424174452/https://www.turkbitig.com/tonyukuk.html Orhun Yazıtları Tonyukuk Anıtları] [[Kategori:Orhun Abideleri]] qp8pk1ws0fe29nfmfnlteemkvrntxo3 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu 0 11770 175150 137502 2026-10-13T12:23:18Z Prætor 24168 düzeltme 175150 wikitext text/x-wiki {{Kanun künye|başlık=4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu|önceki=|kanun_no=4721|sonraki=|kabul_tarihi=22/11/2001|notlar=|rg_tarihi=8/12/2001|rg_no=24607}} '''Durumu:''' ''3/12/2001 tarih ve 4722 sayılı “Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun”un 22 nci Maddesi uyarınca; yeni düzenlemeler yapılıncaya kadar, yürürlükteki tüzük ve yönetmeliklerin Türk Medenî Kanunu’na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam edileceğinden, gerektiğinde “Tüzükler Külliyatı” ile “Yönetmelikler Külliyatı”nın kanunlara göre (743 sayılı Kanuna göre) düzenlenen nümerik fihriste, 4721 sayılı Kanuna dayanılarak yürürlüğe konulan tüzük için ise 4721 sayılı Kanuna göre düzenlenen nümerik fihriste bakınız.'' ''Yürürlükten kalkmış olan 17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükümleri için“Yürürlükteki Bazı Kanunların Mülga Hükümleri Külliyatı”nın 2. cilt, 1299 uncu sayfası ve devamına 4721 sayılı Kanunun yürürlükten kaldırılan hükümleri için ise 1304-135 nolu sayfa ve devamına&nbsp; bakınız.'' {{orta|'''BAŞLANGIÇ'''}}{{madde|numara=1|başlık=A. Hukukun uygulanması ve kaynakları}} {{fıkra|numara=1|metin=Kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır.}} {{fıkra|numara=2|metin=Kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa, hâkim, örf ve âdet hukukuna göre, bu da yoksa kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verir.}} {{fıkra|numara=3|metin=Hâkim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır.}} {{madde|numara=2|başlık=B. Hukukî ilişkilerin kapsamı}} ;''I. Dürüst davranma'' {{fıkra|numara=1|metin=Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.}} {{fıkra|numara=2|metin=Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.}} {{madde|numara=3|başlık=II. İyiniyet}} {{fıkra|numara=1|metin=Kanunun iyiniyete hukukî bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır.}} {{fıkra|numara=2|metin=Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz.}}{{madde|numara=4|başlık=III. Hâkimin takdir yetkisi}} {{fıkra|numara=1|metin=Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir.}} {{madde|numara=5|başlık=C. Genel nitelikli hükümler}} {{fıkra|numara=1|metin=Bu Kanun ve Borçlar Kanununun genel nitelikli hükümleri, uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanır.}}{{madde|başlık=D. İspat kuralları I. İspat yükü|numara=6}} {{fıkra|numara=1|metin=Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.}}{{madde|numara=7|başlık=II. Resmî belgelerle ispat}} {{fıkra|numara=1|metin=Resmî sicil ve senetler, belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturur.}} {{fıkra|numara=2|metin=Bunların içeriğinin doğru olmadığının ispatı, kanunlarda başka bir hüküm bulunmadıkça, her hangi bir şekle bağlı değildir.}} * [[4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu/BİRİNCİ KİTAP: KİŞİLER HUKUKU|BİRİNCİ KİTAP: KİŞİLER HUKUKU]] * [[/İKİNCİ KİTAP: AİLE HUKUKU]] * [[4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu/ÜÇÜNCÜ KİTAP : MİRAS HUKUKU|ÜÇÜNCÜ KİTAP : MİRAS HUKUKU]] * [[4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu/DÖRDÜNCÜ KİTAP : EŞYA HUKUKU|DÖRDÜNCÜ KİTAP : EŞYA HUKUKU]] [[Kategori:Türkiye Cumhuriyeti kanunları]] 4iwpfk0kekk9jy3tua725sv51l5ie89 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu/BİRİNCİ KİTAP: KİŞİLER HUKUKU 0 26133 175151 144949 2026-10-13T12:32:12Z Prætor 24168 175151 wikitext text/x-wiki {{eser başlığı|başlık=Türk Medeni Kanunu|bölüm='''[[Türk Medeni Kanunu|Birinci Kitap<br />Kişiler Hukuku]]|önceki=[[4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu|Türk Medeni Kanunu<br />Başlangıç]]|sonraki=[[BİRİNCİ KİTAP: KİŞİLER HUKUKU/BİRİNCİ KISIM: GERÇEK KİŞİLER|Türk Medeni Kanunu<br />Birinci Kitap<br />Birinci Kısım<br />Gerçek Kişiler]]|esersahibi=|notlar=}} [[Kategori:Alt sayfalar]] 0b1uoppj1c7pqpypwjlil1azr7z2vs6 175152 175151 2026-10-13T12:32:40Z Prætor 24168 düz. 175152 wikitext text/x-wiki {{eser başlığı|başlık=Türk Medeni Kanunu|bölüm='''[[Türk Medeni Kanunu|Birinci Kitap<br />Kişiler Hukuku]]|önceki=[[4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu|Türk Medeni Kanunu<br />Başlangıç]]|sonraki=[[4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu/BİRİNCİ KİTAP: KİŞİLER HUKUKU/BİRİNCİ KISIM: GERÇEK KİŞİLER|Türk Medeni Kanunu<br />Birinci Kitap<br />Birinci Kısım<br />Gerçek Kişiler]]|esersahibi=|notlar=}} [[Kategori:Alt sayfalar]] geqc6kydm2kj0mvglr7mhnec8xrmwkd 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu/BİRİNCİ KİTAP: KİŞİLER HUKUKU/BİRİNCİ KISIM: GERÇEK KİŞİLER 0 26137 175154 144948 2026-10-13T12:48:10Z Prætor 24168 175154 wikitext text/x-wiki {{eser başlığı|başlık=Türk Medeni Kanunu|bölüm='''[[Türk Medeni Kanunu|Birinci Kitap<br />Kişiler Hukuku]]<br />Birinci Kısım<br />Gerçek Kişiler|önceki=[[4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu/BİRİNCİ KİTAP: KİŞİLER HUKUKU|Türk Medeni Kanunu<br />Birinci Kitap<br /Kişiler Hukuku]]|sonraki=[[4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu/BİRİNCİ KİTAP: KİŞİLER HUKUKU/İKİNCİ KISIM : TÜZEL KİŞİLER|Türk Medeni Kanunu<br />Birinci Kitap<br />İkinci Kısım<br />Tüzel Kişiler]]|esersahibi=|notlar=}} {{TOC sağ}} == <center>BİRİNCİ BÖLÜM<br />KİŞİLİK</center> == ;A. Genel olarak ;I. Hak ehliyeti {{madde|numara=8}} {{fıkra|numara=1|metin=Her insanın hak ehliyeti vardır.}} {{fıkra|numara=2|metin=Buna göre bütün insanlar, hukuk düzeninin sınırları içinde, haklara ve borçlara ehil olmada eşittirler.}} '''II. FİİL EHLİYETİ''' '''1. KAPSAMI''' '''Madde 9''' - Fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir. '''2. KOŞULLARI ''' '''a. GENEL OLARAK''' '''Madde 10''' - Ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır. '''b. ERGİNLİK''' '''Madde 11''' - Erginlik onsekiz yaşın doldurulmasıyla başlar. Evlenme kişiyi ergin kılar. '''c. ERGİN KILINMA''' '''Madde 12''' - Onbeş yaşını dolduran küçük, kendi isteği ve velisinin rızasıyla mahkemece ergin kılınabilir. '''d. AYIRT ETME GÜCÜ''' '''Madde 13''' - Yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes, bu Kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir. '''III. FİİL EHLİYETSİZLİĞİ''' '''1. GENEL OLARAK ''' '''Madde 14''' - Ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyeti yoktur. '''2. AYIRT ETME GÜCÜNÜN BULUNMAMASI ''' '''Madde 15''' - Kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz. '''3. AYIRT ETME GÜCÜNE SAHİP KÜÇÜKLER VE KISITLILAR ''' '''Madde 16''' - Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremezler. Karşılıksız kazanmada ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada bu rıza gerekli değildir. Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar haksız fiillerinden sorumludurlar. '''IV. HISIMLIK ''' '''1. KAN HISIMLIĞI ''' '''Madde 17''' - Kan hısımlığının derecesi, hısımları birbirine bağlayan doğum sayısıyla belli olur. Biri diğerinden gelen kişiler arasında üstsoy-altsoy hısımlığı; biri diğerinden gelmeyip de, ortak bir kökten gelen kişiler arasında yansoy hısımlığı vardır. '''2. KAYIN HISIMLIĞI ''' '''Madde 18''' - Eşlerden biri ile diğer eşin kan hısımları, aynı tür ve dereceden kayın hısımları olur. Kayın hısımlığı, kendisini meydana getiren evliliğin sona ermesiyle ortadan kalkmaz. '''V. YERLEŞİM YERİ ''' '''1. TANIM ''' '''Madde 19''' - Yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir. Bir kimsenin aynı zamanda birden çok yerleşim yeri olamaz. Bu kural ticari ve sınai kuruluşlar hakkında uygulanmaz. '''2. YERLEŞİM YERİNİN DEĞİŞTİRİLMESİ VE OTURMA YERİ ''' '''Madde 20''' - Bir yerleşim yerinin değiştirilmesi yenisinin edinilmesine bağlıdır. Önceki yerleşim yeri belli olmayan veya yabancı ülkedeki yerleşim yerini bıraktığı halde Türkiye'de henüz bir yerleşim yeri edinmemiş olan kimsenin halen oturduğu yer, yerleşim yeri sayılır. '''3. YASAL YERLEŞİM YERİ ''' '''Madde 21''' - Velayet altında bulunan çocuğun yerleşim yeri, ana ve babasının; ana ve babanın ortak yerleşim yeri yoksa, çocuğun kendisine bırakıldığı ana veya babanın yerleşim yeridir. Diğer hallerde çocuğun oturma yeri, onun yerleşim yeri sayılır. Vesayet altındaki kişilerin yerleşim yeri, bağlı oldukları vesayet makamının bulunduğu yerdir. '''4. KURUMLARDA BULUNMA ''' Madde 22 - Bir öğretim kurumuna devam etmek için bir yerde bulunma ya da eğitim, sağlık, bakım veya ceza kurumuna konulma, yeni yerleşim yeri edinme sonucunu doğurmaz. =====B - KİŞİLİĞİN KORUNMASI ===== '''I. VAZGEÇME VE AŞIRI SINIRLAMAYA KARŞI ''' '''Madde 23''' - Kimse, hak ve fiil ehliyetlerinden kısmen de olsa vazgeçemez. Kimse özgürlüklerinden vazgeçemez veya onları hukuka ya da ahlaka aykırı olarak sınırlayamaz. Yazılı rıza üzerine insan kökenli biyolojik maddelerin alınması, aşılanması ve nakli mümkündür. Ancak, biyolojik madde verme borcu altına girmiş olandan edimini yerine getirmesi istenemez; maddi ve manevi tazminat isteminde bulunulamaz. '''II. SALDIRIYA KARŞI ''' '''1. İLKE ''' '''Madde 24''' - Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır. '''2. DAVALAR ''' '''Madde 25''' - Davacı, hakimden saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini isteyebilir. Davacı bunlarla birlikte, düzeltmenin veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması isteminde de bulunabilir. Davacının, maddi ve manevi tazminat istemleri ile hukuka aykırı saldırı dolayısıyla elde edilmiş olan kazancın vekaletsiz iş görme hükümlerine göre kendisine verilmesine ilişkin istemde bulunma hakkı saklıdır. Manevi tazminat istemi, karşı tarafça kabul edilmiş olmadıkça devredilemez; mirasbırakan tarafından ileri sürülmüş olmadıkça mirasçılara geçmez. Davacı, kişilik haklarının korunması için kendi yerleşim yeri veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde dava açabilir. '''III. AD ÜZERİNDEKİ HAK ''' '''1. ADIN KORUNMASI ''' '''Madde 26''' - Adının kullanılması çekişmeli olan kişi, hakkının tespitini dava edebilir. Adı haksız olarak kullanılan kişi buna son verilmesini; haksız kullanan kusurlu ise ayrıca maddi zararının giderilmesini ve uğradığı haksızlığın niteliği gerektiriyorsa manevi tazminat ödenmesini isteyebilir. '''2. ADIN DEĞİŞTİRİLMESİ ''' Madde 27 - Adın değiştirilmesi, ancak haklı sebeplere dayanılarak hakimden istenebilir. Adın değiştirildiği nüfus siciline kayıt ve ilan olunur. Ad değişmekle kişisel durum değişmez. Adın değiştirilmesinden zarar gören kimse, bunu öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde değiştirme kararının kaldırılmasını dava edebilir. =====C - KİŞİLİĞİN BAŞLANGICI VE SONU===== '''I. DOĞUM VE ÖLÜM ''' '''Madde 28''' - Kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar ve ölümle sona erer. Çocuk hak ehliyetini, sağ doğmak koşuluyla, ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde eder. '''II. SAĞ OLMANIN VE ÖLÜMÜN İSPATI ''' '''1. İSPAT YÜKÜ ''' '''Madde 29''' - Bir hakkın kullanılması için bir kimsenin sağ veya ölü olduğunu veya belirli bir zamanda ya da başka bir kimsenin ölümünde sağ bulunduğunu ileri süren kimse, iddiasını ispat etmek zorundadır. Birden fazla kişiden hangisinin önce veya sonra öldüğü ispat edilemezse, hepsi aynı anda ölmüş sayılır. '''2. İSPAT ARAÇLARI ''' '''a. GENEL OLARAK ''' '''Madde 30''' - Doğum ve ölüm, nüfus sicilindeki kayıtlarla ispat olunur. Nüfus sicilinde bir kayıt yoksa veya bulunan kaydın doğru olmadığı anlaşılırsa, gerçek durum her türlü kanıtla ispat edilebilir. '''b. ÖLÜM KARİNESİ ''' '''Madde 31''' - Bir kimse, ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren durumlar içinde kaybolursa, cesedi bulunamamış olsa bile gerçekten ölmüş sayılır. '''III. GAİPLİK KARARI ''' '''1. GENEL OLARAK ''' '''Madde 32''' - Ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya kendisinden uzun zamandan beri haber alınamayan bir kimsenin ölümü hakkında kuvvetli olasılık varsa, hakları bu ölüme bağlı olanların başvurusu üzerine mahkeme bu kişinin gaipliğine karar verebilir. Yetkili mahkeme, kişinin Türkiye'deki son yerleşim yeri; eğer Türkiye'de hiç yerleşmemişse nüfus sicilinde kayıtlı olduğu yer; böyle bir kayıt da yoksa anasının veya babasının kayıtlı bulunduğu yer mahkemesidir. '''2. YARGILAMA USULÜ ''' '''Madde 33''' - Gaiplik kararının istenebilmesi için, ölüm tehlikesinin üzerinden en az bir yıl veya son haber tarihinin üzerinden en az beş yıl geçmiş olması gerekir. Mahkeme, gaipliğine karar verilecek kişi hakkında bilgisi bulunan kimseleri, belirli bir sürede bilgi vermeleri için usulüne göre yapılan ilanla çağırır. Bu süre, ilk ilanın yapıldığı günden başlayarak en az altı aydır. '''3. İSTEMİN DÜŞMESİ ''' '''Madde 34''' - Gaipliğine karar verilecek kişi, ilan süresi dolmadan ortaya çıkar veya kendisinden haber alınırsa ya da öldüğü tarih tespit edilirse gaiplik istemi düşer. '''4. HÜKMÜ ''' '''Madde 35''' - İlandan sonuç alınamazsa, mahkeme gaipliğe karar verir ve ölüme bağlı haklar, aynen gaibin ölümü ispatlanmış gibi kullanılır. Gaiplik kararı ölüm tehlikesinin gerçekleştiği veya son haberin alındığı günden başlayarak hüküm doğurur. ====İKİNCİ BÖLÜM: KİŞİSEL DURUM SİCİLİ ==== =====A - GENEL OLARAK ===== '''I. SİCİL ''' '''Madde 36''' - Kişisel durum, bu amaçla tutulan resmi sicille belirlenir. Bu sicilin tutulmasına ve zorunlu bildirimlerin yapılmasına ilişkin esaslar, ilgili kanunda gösterilir. '''II. GÖREVLİLER ''' '''Madde 37'''' - Kişisel durum sicili, Devletçe atanan memurlar tarafından tutulur. Sicil kayıtlarını tutmak ve örnek vermek bu memurların görevidir. Yabancı memleketlerdeki Türkiye temsilcilerine, Dışişleri Bakanlığının önerisi, İçişleri Bakanlığının katılması ve Başbakanlığın onayı ile nüfus memurluğu yetkisi verilebilir. '''III. SORUMLULUK ''' '''Madde 38''' - Kişisel durum sicilinin tutulmasından doğan zararlar, kusurlu memura rücu edilmek kaydıyla, Devletçe tazmin edilir. Tazminat ve rücu davaları, kişisel durum sicilinin tutulduğu yer mahkemesinde açılır. '''IV. DÜZELTME ''' '''1. GENEL OLARAK ''' Madde 39 - Mahkeme kararı olmadıkça, kişisel durum sicilinin hiçbir kaydında düzeltme yapılamaz. '''2. CİNSİYET DEĞİŞİKLİĞİNDE ''' '''Madde 40''' - Cinsiyetini değiştirmek isteyen kimse, şahsen başvuruda bulunarak mahkemece cinsiyet değişikliğine izin verilmesini isteyebilir. Ancak, iznin verilebilmesi için, istem sahibinin onsekiz yaşını doldurmuş bulunması ve evli olmaması; ayrıca transseksüel yapıda olup, cinsiyet değişikliğinin ruh sağlığı açısından zorunluluğunu ve üreme yeteneğinden sürekli biçimde yoksun bulunduğunu bir eğitim ve araştırma hastanesinden alınacak resmi sağlık kurulu raporuyla belgelemesi şarttır. Verilen izne bağlı olarak amaç ve tıbbi yöntemlere uygun bir cinsiyet değiştirme ameliyatı gerçekleştirildiğinin resmi sağlık kurulu raporuyla doğrulanması halinde, mahkemece nüfus sicilinde gerekli düzeltmenin yapılmasına karar verilir. =====B - DOĞUM KÜTÜĞÜ ===== '''1. BİLDİRME ''' '''Madde 41''' - Doğumlara ilişkin bildirimler ve kimliği bilinmeyen bulunmuş çocuklar hakkındaki işlemler ilgili kanun hükümlerine göre yapılır. '''II. DOĞUM KÜTÜĞÜNDE DEĞİŞİKLİKLER ''' Madde 42 - Kişisel durumdaki değişiklikler, özellikle evlilik dışı bir çocuğun tanınması veya hakimin babalığa karar vermesi, soybağının düzeltilmesi, evlat edinme ya da bulunmuş bir çocuğun soybağının belli olması, ilgili kanun hükümlerine göre kütüğe işlenir. =====C - ÖLÜM KÜTÜĞÜ ===== '''I. ÖLÜMÜN BİLDİRİLMESİ ''' '''Madde 43''' - Ölümlere ilişkin bildirimler ilgili kanun hükümlerine göre yapılır. '''II. CESEDİ BULUNAMAYAN KİŞİ ''' '''Madde 44''' - Bir kimse, ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren durumlar içinde ortadan kaybolursa cesedi bulunamamış olsa bile, o yerin en büyük mülki amirinin emriyle kütüğe ölü kaydı düşürülür. Bununla birlikte her ilgili, bu kişinin ölü veya sağ olduğunun mahkemece tespitini dava edebilir. '''III. GAİPLİK KARARI ''' Madde 45 - Gaiplik kararı, hakimin bildirmesi üzerine, ölüm kütüğüne kaydolunur. '''IV. DEĞİŞİKLİKLERİN KÜTÜĞE GEÇİRİLMESİ''' '''Madde 46''' - Tescile esas olan bir bildirimin doğru olmadığının tespit edilmesi veya kime ait olduğu bilinmeyen cesedin kimliğinin belli olması ya da gaiplik kararının kaldırılması sebepleriyle zorunlu olan değişiklikler, ilgilinin kütükteki kaydının düşünceler sütununa yazılarak yapılır. [[Kategori:Alt sayfalar]] hr9iilkzahvomyjl9xx8x24lkbvdmsj 175155 175154 2026-10-13T13:01:42Z Prætor 24168 şablonlaştırma ve genel düzene uyum [[Vikipedi:AWB|AWB]] ile 175155 wikitext text/x-wiki {{eser başlığı|başlık=Türk Medeni Kanunu|bölüm=[[Türk Medeni Kanunu|Birinci Kitap<br />Kişiler Hukuku]]<br />Birinci Kısım<br />Gerçek Kişiler|önceki=[[4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu/BİRİNCİ KİTAP: KİŞİLER HUKUKU|Türk Medeni Kanunu<br />Birinci Kitap<br /Kişiler Hukuku]]|sonraki=[[4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu/BİRİNCİ KİTAP: KİŞİLER HUKUKU/İKİNCİ KISIM : TÜZEL KİŞİLER|Türk Medeni Kanunu<br />Birinci Kitap<br />İkinci Kısım<br />Tüzel Kişiler]]|esersahibi=|notlar=}} {{TOC sağ}} == <center>BİRİNCİ BÖLÜM<br />KİŞİLİK</center> == ;A. Genel olarak ;I. Hak ehliyeti {{madde|numara=8}} {{fıkra|numara=1|metin=Her insanın hak ehliyeti vardır.}} {{fıkra|numara=2|metin=Buna göre bütün insanlar, hukuk düzeninin sınırları içinde, haklara ve borçlara ehil olmada eşittirler.}} II. FİİL EHLİYETİ 1. KAPSAMI {{madde|numara=9}}Fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir. 2. KOŞULLARI a. GENEL OLARAK {{madde|numara=10}}Ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır. b. ERGİNLİK {{madde|numara=11}}Erginlik onsekiz yaşın doldurulmasıyla başlar. Evlenme kişiyi ergin kılar. c. ERGİN KILINMA {{madde|numara=12}}Onbeş yaşını dolduran küçük, kendi isteği ve velisinin rızasıyla mahkemece ergin kılınabilir. d. AYIRT ETME GÜCÜ {{madde|numara=13}}Yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes, bu Kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir. III. FİİL EHLİYETSİZLİĞİ 1. GENEL OLARAK {{madde|numara=14}}Ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyeti yoktur. 2. AYIRT ETME GÜCÜNÜN BULUNMAMASI {{madde|numara=15}}Kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz. 3. AYIRT ETME GÜCÜNE SAHİP KÜÇÜKLER VE KISITLILAR {{madde|numara=16}}Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremezler. Karşılıksız kazanmada ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada bu rıza gerekli değildir. Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar haksız fiillerinden sorumludurlar. IV. HISIMLIK 1. KAN HISIMLIĞI {{madde|numara=17}}Kan hısımlığının derecesi, hısımları birbirine bağlayan doğum sayısıyla belli olur. Biri diğerinden gelen kişiler arasında üstsoy-altsoy hısımlığı; biri diğerinden gelmeyip de, ortak bir kökten gelen kişiler arasında yansoy hısımlığı vardır. 2. KAYIN HISIMLIĞI {{madde|numara=18}}Eşlerden biri ile diğer eşin kan hısımları, aynı tür ve dereceden kayın hısımları olur. Kayın hısımlığı, kendisini meydana getiren evliliğin sona ermesiyle ortadan kalkmaz. V. YERLEŞİM YERİ 1. TANIM {{madde|numara=19}}Yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir. Bir kimsenin aynı zamanda birden çok yerleşim yeri olamaz. Bu kural ticari ve sınai kuruluşlar hakkında uygulanmaz. 2. YERLEŞİM YERİNİN DEĞİŞTİRİLMESİ VE OTURMA YERİ {{madde|numara=20}}Bir yerleşim yerinin değiştirilmesi yenisinin edinilmesine bağlıdır. Önceki yerleşim yeri belli olmayan veya yabancı ülkedeki yerleşim yerini bıraktığı halde Türkiye'de henüz bir yerleşim yeri edinmemiş olan kimsenin halen oturduğu yer, yerleşim yeri sayılır. 3. YASAL YERLEŞİM YERİ {{madde|numara=21}}Velayet altında bulunan çocuğun yerleşim yeri, ana ve babasının; ana ve babanın ortak yerleşim yeri yoksa, çocuğun kendisine bırakıldığı ana veya babanın yerleşim yeridir. Diğer hallerde çocuğun oturma yeri, onun yerleşim yeri sayılır. Vesayet altındaki kişilerin yerleşim yeri, bağlı oldukları vesayet makamının bulunduğu yerdir. 4. KURUMLARDA BULUNMA {{madde|numara=22}}Bir öğretim kurumuna devam etmek için bir yerde bulunma ya da eğitim, sağlık, bakım veya ceza kurumuna konulma, yeni yerleşim yeri edinme sonucunu doğurmaz. =====B - KİŞİLİĞİN KORUNMASI ===== I. VAZGEÇME VE AŞIRI SINIRLAMAYA KARŞI {{madde|numara=23}}Kimse, hak ve fiil ehliyetlerinden kısmen de olsa vazgeçemez. Kimse özgürlüklerinden vazgeçemez veya onları hukuka ya da ahlaka aykırı olarak sınırlayamaz. Yazılı rıza üzerine insan kökenli biyolojik maddelerin alınması, aşılanması ve nakli mümkündür. Ancak, biyolojik madde verme borcu altına girmiş olandan edimini yerine getirmesi istenemez; maddi ve manevi tazminat isteminde bulunulamaz. II. SALDIRIYA KARŞI 1. İLKE {{madde|numara=24}}Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır. 2. DAVALAR {{madde|numara=25}}Davacı, hakimden saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini isteyebilir. Davacı bunlarla birlikte, düzeltmenin veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması isteminde de bulunabilir. Davacının, maddi ve manevi tazminat istemleri ile hukuka aykırı saldırı dolayısıyla elde edilmiş olan kazancın vekaletsiz iş görme hükümlerine göre kendisine verilmesine ilişkin istemde bulunma hakkı saklıdır. Manevi tazminat istemi, karşı tarafça kabul edilmiş olmadıkça devredilemez; mirasbırakan tarafından ileri sürülmüş olmadıkça mirasçılara geçmez. Davacı, kişilik haklarının korunması için kendi yerleşim yeri veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde dava açabilir. III. AD ÜZERİNDEKİ HAK 1. ADIN KORUNMASI {{madde|numara=26}}Adının kullanılması çekişmeli olan kişi, hakkının tespitini dava edebilir. Adı haksız olarak kullanılan kişi buna son verilmesini; haksız kullanan kusurlu ise ayrıca maddi zararının giderilmesini ve uğradığı haksızlığın niteliği gerektiriyorsa manevi tazminat ödenmesini isteyebilir. 2. ADIN DEĞİŞTİRİLMESİ {{madde|numara=27}}Adın değiştirilmesi, ancak haklı sebeplere dayanılarak hakimden istenebilir. Adın değiştirildiği nüfus siciline kayıt ve ilan olunur. Ad değişmekle kişisel durum değişmez. Adın değiştirilmesinden zarar gören kimse, bunu öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde değiştirme kararının kaldırılmasını dava edebilir. =====C - KİŞİLİĞİN BAŞLANGICI VE SONU===== I. DOĞUM VE ÖLÜM {{madde|numara=28}}Kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar ve ölümle sona erer. Çocuk hak ehliyetini, sağ doğmak koşuluyla, ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde eder. II. SAĞ OLMANIN VE ÖLÜMÜN İSPATI 1. İSPAT YÜKÜ {{madde|numara=29}}Bir hakkın kullanılması için bir kimsenin sağ veya ölü olduğunu veya belirli bir zamanda ya da başka bir kimsenin ölümünde sağ bulunduğunu ileri süren kimse, iddiasını ispat etmek zorundadır. Birden fazla kişiden hangisinin önce veya sonra öldüğü ispat edilemezse, hepsi aynı anda ölmüş sayılır. 2. İSPAT ARAÇLARI a. GENEL OLARAK {{madde|numara=30}}Doğum ve ölüm, nüfus sicilindeki kayıtlarla ispat olunur. Nüfus sicilinde bir kayıt yoksa veya bulunan kaydın doğru olmadığı anlaşılırsa, gerçek durum her türlü kanıtla ispat edilebilir. b. ÖLÜM KARİNESİ {{madde|numara=31}}Bir kimse, ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren durumlar içinde kaybolursa, cesedi bulunamamış olsa bile gerçekten ölmüş sayılır. III. GAİPLİK KARARI 1. GENEL OLARAK {{madde|numara=32}}Ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya kendisinden uzun zamandan beri haber alınamayan bir kimsenin ölümü hakkında kuvvetli olasılık varsa, hakları bu ölüme bağlı olanların başvurusu üzerine mahkeme bu kişinin gaipliğine karar verebilir. Yetkili mahkeme, kişinin Türkiye'deki son yerleşim yeri; eğer Türkiye'de hiç yerleşmemişse nüfus sicilinde kayıtlı olduğu yer; böyle bir kayıt da yoksa anasının veya babasının kayıtlı bulunduğu yer mahkemesidir. 2. YARGILAMA USULÜ {{madde|numara=33}}Gaiplik kararının istenebilmesi için, ölüm tehlikesinin üzerinden en az bir yıl veya son haber tarihinin üzerinden en az beş yıl geçmiş olması gerekir. Mahkeme, gaipliğine karar verilecek kişi hakkında bilgisi bulunan kimseleri, belirli bir sürede bilgi vermeleri için usulüne göre yapılan ilanla çağırır. Bu süre, ilk ilanın yapıldığı günden başlayarak en az altı aydır. 3. İSTEMİN DÜŞMESİ {{madde|numara=34}}Gaipliğine karar verilecek kişi, ilan süresi dolmadan ortaya çıkar veya kendisinden haber alınırsa ya da öldüğü tarih tespit edilirse gaiplik istemi düşer. 4. HÜKMÜ {{madde|numara=35}}İlandan sonuç alınamazsa, mahkeme gaipliğe karar verir ve ölüme bağlı haklar, aynen gaibin ölümü ispatlanmış gibi kullanılır. Gaiplik kararı ölüm tehlikesinin gerçekleştiği veya son haberin alındığı günden başlayarak hüküm doğurur. ====İKİNCİ BÖLÜM: KİŞİSEL DURUM SİCİLİ ==== =====A - GENEL OLARAK ===== I. SİCİL {{madde|numara=36}}Kişisel durum, bu amaçla tutulan resmi sicille belirlenir. Bu sicilin tutulmasına ve zorunlu bildirimlerin yapılmasına ilişkin esaslar, ilgili kanunda gösterilir. II. GÖREVLİLER Madde 37' - Kişisel durum sicili, Devletçe atanan memurlar tarafından tutulur. Sicil kayıtlarını tutmak ve örnek vermek bu memurların görevidir. Yabancı memleketlerdeki Türkiye temsilcilerine, Dışişleri Bakanlığının önerisi, İçişleri Bakanlığının katılması ve Başbakanlığın onayı ile nüfus memurluğu yetkisi verilebilir. III. SORUMLULUK {{madde|numara=38}}Kişisel durum sicilinin tutulmasından doğan zararlar, kusurlu memura rücu edilmek kaydıyla, Devletçe tazmin edilir. Tazminat ve rücu davaları, kişisel durum sicilinin tutulduğu yer mahkemesinde açılır. IV. DÜZELTME 1. GENEL OLARAK {{madde|numara=39}}Mahkeme kararı olmadıkça, kişisel durum sicilinin hiçbir kaydında düzeltme yapılamaz. 2. CİNSİYET DEĞİŞİKLİĞİNDE {{madde|numara=40}}Cinsiyetini değiştirmek isteyen kimse, şahsen başvuruda bulunarak mahkemece cinsiyet değişikliğine izin verilmesini isteyebilir. Ancak, iznin verilebilmesi için, istem sahibinin onsekiz yaşını doldurmuş bulunması ve evli olmaması; ayrıca transseksüel yapıda olup, cinsiyet değişikliğinin ruh sağlığı açısından zorunluluğunu ve üreme yeteneğinden sürekli biçimde yoksun bulunduğunu bir eğitim ve araştırma hastanesinden alınacak resmi sağlık kurulu raporuyla belgelemesi şarttır. Verilen izne bağlı olarak amaç ve tıbbi yöntemlere uygun bir cinsiyet değiştirme ameliyatı gerçekleştirildiğinin resmi sağlık kurulu raporuyla doğrulanması halinde, mahkemece nüfus sicilinde gerekli düzeltmenin yapılmasına karar verilir. =====B - DOĞUM KÜTÜĞÜ ===== 1. BİLDİRME {{madde|numara=41}}Doğumlara ilişkin bildirimler ve kimliği bilinmeyen bulunmuş çocuklar hakkındaki işlemler ilgili kanun hükümlerine göre yapılır. II. DOĞUM KÜTÜĞÜNDE DEĞİŞİKLİKLER {{madde|numara=42}}Kişisel durumdaki değişiklikler, özellikle evlilik dışı bir çocuğun tanınması veya hakimin babalığa karar vermesi, soybağının düzeltilmesi, evlat edinme ya da bulunmuş bir çocuğun soybağının belli olması, ilgili kanun hükümlerine göre kütüğe işlenir. =====C - ÖLÜM KÜTÜĞÜ ===== I. ÖLÜMÜN BİLDİRİLMESİ {{madde|numara=43}}Ölümlere ilişkin bildirimler ilgili kanun hükümlerine göre yapılır. II. CESEDİ BULUNAMAYAN KİŞİ {{madde|numara=44}}Bir kimse, ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren durumlar içinde ortadan kaybolursa cesedi bulunamamış olsa bile, o yerin en büyük mülki amirinin emriyle kütüğe ölü kaydı düşürülür. Bununla birlikte her ilgili, bu kişinin ölü veya sağ olduğunun mahkemece tespitini dava edebilir. III. GAİPLİK KARARI {{madde|numara=45}}Gaiplik kararı, hakimin bildirmesi üzerine, ölüm kütüğüne kaydolunur. IV. DEĞİŞİKLİKLERİN KÜTÜĞE GEÇİRİLMESİ {{madde|numara=46}}Tescile esas olan bir bildirimin doğru olmadığının tespit edilmesi veya kime ait olduğu bilinmeyen cesedin kimliğinin belli olması ya da gaiplik kararının kaldırılması sebepleriyle zorunlu olan değişiklikler, ilgilinin kütükteki kaydının düşünceler sütununa yazılarak yapılır. [[Kategori:Alt sayfalar]] ohaomg0qyo04weqdkfch7yha1aqzeo3 175156 175155 2026-10-13T13:31:42Z Prætor 24168 revize + düzen 175156 wikitext text/x-wiki {{eser başlığı|başlık=Türk Medeni Kanunu|bölüm=[[Türk Medeni Kanunu|Birinci Kitap<br />Kişiler Hukuku]]<br />Birinci Kısım<br />Gerçek Kişiler|önceki=[[4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu/BİRİNCİ KİTAP: KİŞİLER HUKUKU|Türk Medeni Kanunu<br />Birinci Kitap<br /Kişiler Hukuku]]|sonraki=[[4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu/BİRİNCİ KİTAP: KİŞİLER HUKUKU/İKİNCİ KISIM : TÜZEL KİŞİLER|Türk Medeni Kanunu<br />Birinci Kitap<br />İkinci Kısım<br />Tüzel Kişiler]]|esersahibi=|notlar=}} {{TOC sağ}} == <center>BİRİNCİ BÖLÜM<br />KİŞİLİK</center> == ;A. Genel olarak ;I. Hak ehliyeti {{madde|numara=8}} {{fıkra|numara=1|metin=Her insanın hak ehliyeti vardır.}} {{fıkra|numara=2|metin=Buna göre bütün insanlar, hukuk düzeninin sınırları içinde, haklara ve borçlara ehil olmada eşittirler.}} ;II. Fiil ehliyeti ;1. Kapsamı {{madde|numara=9}} {{fıkra|numara=1|metin=Fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir.}} ;2. Koşulları ;a. Genel olarak {{madde|numara=10}} {{fıkra|numara=1|metin=Ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır.}} ;b. Erginlik {{madde|numara=11}} {{fıkra|numara=1|metin=Erginlik onsekiz yaşın doldurulmasıyla başlar.}} {{fıkra|numara=2|metin=Evlenme kişiyi ergin kılar.}} ;c. Ergin kılınma {{madde|numara=12}} {{fıkra|numara=1|metin=Onbeş yaşını dolduran küçük, kendi isteği ve velisinin rızasıyla mahkemece ergin kılınabilir.}} ;d. Ayırt etme gücü {{madde|numara=13}} {{fıkra|numara=1|metin=Yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes, bu Kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir.}} ;III. Fiil ehliyetsizliği ;1. Genel olarak {{madde|numara=14}} {{fıkra|numara=1|metin=Ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyeti yoktur.}} ;2. Ayırt etme gücünün bulunmaması {{madde|numara=15}} {{fıkra|numara=1|metin=Kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz.}} ;3. Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar {{madde|numara=16}} {{fıkra|numara=1|metin=Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremezler. Karşılıksız kazanmada ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada bu rıza gerekli değildir.}} {{fıkra|numara=2|metin=Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar haksız fiillerinden sorumludurlar.}} ;IV. Hısımlık ;1. Kan hısımlığı {{madde|numara=17}} {{fıkra|numara=1|metin=Kan hısımlığının derecesi, hısımları birbirine bağlayan doğum sayısıyla belli olur.}} {{fıkra|numara=2|metin=Biri diğerinden gelen kişiler arasında üstsoy-altsoy hısımlığı; biri diğerinden gelmeyip de, ortak bir kökten gelen kişiler arasında yansoy hısımlığı vardır.}} ;2. Kayın hısımlığı {{madde|numara=18}} {{fıkra|numara=1|metin=Eşlerden biri ile diğer eşin kan hısımları, aynı tür ve dereceden kayın hısımları olur.}} {{fıkra|numara=2|metin=Kayın hısımlığı, kendisini meydana getiren evliliğin sona ermesiyle ortadan kalkmaz.}} ;V. Yerleşim yeri ;1. Tanım {{madde|numara=19}} {{fıkra|numara=1|metin=Yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir.}} {{fıkra|numara=2|metin=Bir kimsenin aynı zamanda birden çok yerleşim yeri olamaz.}} {{fıkra|numara=3|metin=Bu kural ticari ve sınai kuruluşlar hakkında uygulanmaz.}} ;2. Yerleşim yerinin değiştirilmesi ve oturma yeri {{madde|numara=20}} {{fıkra|numara=1|metin=Bir yerleşim yerinin değiştirilmesi yenisinin edinilmesine bağlıdır.}} {{fıkra|numara=2|metin=Önceki yerleşim yeri belli olmayan veya yabancı ülkedeki yerleşim yerini bıraktığı halde Türkiye'de henüz bir yerleşim yeri edinmemiş olan kimsenin halen oturduğu yer, yerleşim yeri sayılır.}} ;3. Yasal yerleşim yeri {{madde|numara=21}} {{fıkra|numara=1|metin=Velayet altında bulunan çocuğun yerleşim yeri, ana ve babasının; ana ve babanın ortak yerleşim yeri yoksa, çocuğun kendisine bırakıldığı ana veya babanın yerleşim yeridir. Diğer hallerde çocuğun oturma yeri, onun yerleşim yeri sayılır.}} {{fıkra|numara=2|metin=Vesayet altındaki kişilerin yerleşim yeri, bağlı oldukları vesayet makamının bulunduğu yerdir.}} ;4. Kurumlarda bulunma {{madde|numara=22}} {{fıkra|numara=1|metin=Bir öğretim kurumuna devam etmek için bir yerde bulunma ya da eğitim, sağlık, bakım veya ceza kurumuna konulma, yeni yerleşim yeri edinme sonucunu doğurmaz.}} ;B - Kişiliğin korunması ;I. Vazgeçme ve aşırı sınırlamaya karşı {{madde|numara=23}} {{fıkra|numara=1|metin=Kimse, hak ve fiil ehliyetlerinden kısmen de olsa vazgeçemez.}} {{fıkra|numara=2|metin=Kimse özgürlüklerinden vazgeçemez veya onları hukuka ya da ahlaka aykırı olarak sınırlayamaz.}} {{fıkra|numara=3|metin=Yazılı rıza üzerine insan kökenli biyolojik maddelerin alınması, aşılanması ve nakli mümkündür. Ancak, biyolojik madde verme borcu altına girmiş olandan edimini yerine getirmesi istenemez; maddi ve manevi tazminat isteminde bulunulamaz.}} ;II. Saldırıya karşı ;1. İlke {{madde|numara=24}} {{fıkra|numara=1|metin=Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir.}} {{fıkra|numara=2|metin=Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.}} ;2. Davalar {{madde|numara=25}} {{fıkra|numara=1|metin=Davacı, hakimden saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini isteyebilir.}} {{fıkra|numara=2|metin=Davacı bunlarla birlikte, düzeltmenin veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması isteminde de bulunabilir.}} {{fıkra|numara=3|metin=Davacının, maddi ve manevi tazminat istemleri ile hukuka aykırı saldırı dolayısıyla elde edilmiş olan kazancın vekaletsiz iş görme hükümlerine göre kendisine verilmesine ilişkin istemde bulunma hakkı saklıdır.}} {{fıkra|numara=4|metin=Manevi tazminat istemi, karşı tarafça kabul edilmiş olmadıkça devredilemez; mirasbırakan tarafından ileri sürülmüş olmadıkça mirasçılara geçmez.}} {{fıkra|numara=5|metin=Davacı, kişilik haklarının korunması için kendi yerleşim yeri veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde dava açabilir.}} ;III. Ad üzerindeki hak ;1. Adın korunması {{madde|numara=26}} {{fıkra|numara=1|metin=Adının kullanılması çekişmeli olan kişi, hakkının tespitini dava edebilir.}} {{fıkra|numara=2|metin=Adı haksız olarak kullanılan kişi buna son verilmesini; haksız kullanan kusurlu ise ayrıca maddi zararının giderilmesini ve uğradığı haksızlığın niteliği gerektiriyorsa manevi tazminat ödenmesini isteyebilir.}} ;2. Adın değiştirilmesi {{madde|numara=27}} {{fıkra|numara=1|metin=Adın değiştirilmesi, ancak haklı sebeplere dayanılarak hakimden istenebilir.}} {{fıkra|numara=2|metin='''(Değişik ikinci fıkra:14/11/2024-7532/12 md.)''' Adın değiştirildiği nüfus siciline kayıt ve Basın İlan Kurumunun ilan portalında ilan olunur. Bu ilanda; hükmü veren mahkeme, kararın verildiği tarih, dosyanın esas ve karar numarası ile adının değiştirilmesine karar verilen kişinin nüfusa kayıtlı olduğu yer, doğum tarihi, ana ve baba adı, önceki adı ve soyadı, mahkeme kararıyla verilen yeni adı ve soyadı yer alır.<ref>Anayasa Mahkemesinin 25/12/2025 tarihli ve E.: 2025/120; K.: 2025/270 sayılı Kararı ile bu fıkranın birinci cümlesinde yer alan “…ve Basın İlan Kurumunun ilan portalında ilan…” ibaresi ve ikinci cümlesi iptal edilmiştir. Kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra (1/1/2027) yürürlüğe girceği hüküm altına alınmıştır.</ref>}} {{fıkra|numara=3|metin=Ad değişmekle kişisel durum değişmez.}} {{fıkra|numara=4|metin=Adın değiştirilmesinden zarar gören kimse, bunu öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde değiştirme kararının kaldırılmasını dava edebilir.}} ;C - Kişiliğin başlangıcı ve sonu ;I. Doğum ve ölüm {{madde|numara=28}} {{fıkra|numara=1|metin=Kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar ve ölümle sona erer.}} {{fıkra|numara=2|metin=Çocuk hak ehliyetini, sağ doğmak koşuluyla, ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde eder.}} ;II. Sağ olmanın ve ölümün ispatı ;1. İspat yükü {{madde|numara=29}} {{fıkra|numara=1|metin=Bir hakkın kullanılması için bir kimsenin sağ veya ölü olduğunu veya belirli bir zamanda ya da başka bir kimsenin ölümünde sağ bulunduğunu ileri süren kimse, iddiasını ispat etmek zorundadır.}} {{fıkra|numara=2|metin=Birden fazla kişiden hangisinin önce veya sonra öldüğü ispat edilemezse, hepsi aynı anda ölmüş sayılır.}} ;2. İspat araçları ;a. Genel olarak {{madde|numara=30}} {{fıkra|numara=1|metin=Doğum ve ölüm, nüfus sicilindeki kayıtlarla ispat olunur.}} {{fıkra|numara=2|metin=Nüfus sicilinde bir kayıt yoksa veya bulunan kaydın doğru olmadığı anlaşılırsa, gerçek durum her türlü kanıtla ispat edilebilir.}} ;b. Ölüm karinesi {{madde|numara=31}} {{fıkra|numara=1|metin=Bir kimse, ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren durumlar içinde kaybolursa, cesedi bulunamamış olsa bile gerçekten ölmüş sayılır.}} ;III. Gaiplik kararı ;1. Genel olarak {{madde|numara=32}} {{fıkra|numara=1|metin=Ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya kendisinden uzun zamandan beri haber alınamayan bir kimsenin ölümü hakkında kuvvetli olasılık varsa, hakları bu ölüme bağlı olanların başvurusu üzerine mahkeme bu kişinin gaipliğine karar verebilir.}} {{fıkra|numara=2|metin=Yetkili mahkeme, kişinin Türkiye'deki son yerleşim yeri; eğer Türkiye'de hiç yerleşmemişse nüfus sicilinde kayıtlı olduğu yer; böyle bir kayıt da yoksa anasının veya babasının kayıtlı bulunduğu yer mahkemesidir.}} ;2. Yargılama usulü {{madde|numara=33}} {{fıkra|numara=1|metin=Gaiplik kararının istenebilmesi için, ölüm tehlikesinin üzerinden en az bir yıl veya son haber tarihinin üzerinden en az beş yıl geçmiş olması gerekir.}} {{fıkra|numara=2|metin=Mahkeme, gaipliğine karar verilecek kişi hakkında bilgisi bulunan kimseleri, belirli bir sürede bilgi vermeleri için usulüne göre yapılan ilanla çağırır.}} {{fıkra|numara=3|metin=Bu süre, ilk ilanın yapıldığı günden başlayarak en az altı aydır.}} ;3. İstemin düşmesi {{madde|numara=34}} {{fıkra|numara=1|metin=Gaipliğine karar verilecek kişi, ilan süresi dolmadan ortaya çıkar veya kendisinden haber alınırsa ya da öldüğü tarih tespit edilirse gaiplik istemi düşer.}} ;4. Hükmü {{madde|numara=35}} {{fıkra|numara=1|metin=İlandan sonuç alınamazsa, mahkeme gaipliğe karar verir ve ölüme bağlı haklar, aynen gaibin ölümü ispatlanmış gibi kullanılır.}} {{fıkra|numara=2|metin=Gaiplik kararı ölüm tehlikesinin gerçekleştiği veya son haberin alındığı günden başlayarak hüküm doğurur.}} == <center>İKİNCİ BÖLÜM<br>KİŞİSEL DURUM SİCİLİ</center> == ;A. Genel olarak ;I. Sicil {{madde|numara=36}} {{fıkra|numara=1|metin=Kişisel durum, bu amaçla tutulan resmi sicille belirlenir.}} {{fıkra|numara=2|metin=Bu sicilin tutulmasına ve zorunlu bildirimlerin yapılmasına ilişkin esaslar, ilgili kanunda gösterilir.}} ;II. Görevliler {{madde|numara=37}} {{fıkra|numara=1|metin=Kişisel durum sicili, Devletçe atanan memurlar tarafından tutulur. Sicil kayıtlarını tutmak ve örnek vermek bu memurların görevidir.}} {{fıkra|numara=2|metin=Yabancı memleketlerdeki Türkiye temsilcilerine, Cumhurbaşkanlığının onayı ile nüfus memurluğu yetkisi verilebilir.<ref>2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nin 139 uncu maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Dışişleri Bakanlığının önerisi, İçişleri Bakanlığının katılması ve Başbakanlığın” ibaresi “Cumhurbaşkanlığının” şeklinde değiştirilmiştir.</ref>}} ;III. Sorumluluk {{madde|numara=38}} {{fıkra|numara=1|metin=Kişisel durum sicilinin tutulmasından doğan zararlar, kusurlu memura rücu edilmek kaydıyla, Devletçe tazmin edilir.}} {{fıkra|numara=2|metin=Tazminat ve rücu davaları, kişisel durum sicilinin tutulduğu yer mahkemesinde açılır.}} ;IV. Düzeltme ;1. Genel olarak {{madde|numara=39}} {{fıkra|numara=1|metin=Mahkeme kararı olmadıkça, kişisel durum sicilinin hiçbir kaydında düzeltme yapılamaz.}} ;2. Cinsiyet değişikliğinde {{madde|numara=40}} {{fıkra|numara=1|metin=Cinsiyetini değiştirmek isteyen kimse, şahsen başvuruda bulunarak mahkemece cinsiyet değişikliğine izin verilmesini isteyebilir. Ancak, iznin verilebilmesi için, istem sahibinin onsekiz yaşını doldurmuş bulunması ve evli olmaması; ayrıca transseksüel yapıda olup, cinsiyet değişikliğinin ruh sağlığı açısından zorunluluğunu (...)<ref>20/3/2018 tarihli ve 30366 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 29/11/2017 tarihli ve E.: 2017/130, K.: 2017/165 sayılı Kararı ile, bu fıkranın ikinci cümlesinde yer alan “…ve üreme yeteneğinden sürekli biçimde yoksun bulunduğunu…” ibaresi iptal edilmiştir.</ref> bir eğitim ve araştırma hastanesinden alınacak resmî sağlık kurulu raporuyla belgelemesi şarttır.}} {{fıkra|numara=2|metin=Verilen izne bağlı olarak amaç ve tıbbi yöntemlere uygun bir cinsiyet değiştirme ameliyatı gerçekleştirildiğinin resmi sağlık kurulu raporuyla doğrulanması halinde, mahkemece nüfus sicilinde gerekli düzeltmenin yapılmasına karar verilir.}} ;B. Doğum kütüğü ;1. Bildirme {{madde|numara=41}} {{fıkra|numara=1|metin=Doğumlara ilişkin bildirimler ve kimliği bilinmeyen bulunmuş çocuklar hakkındaki işlemler ilgili kanun hükümlerine göre yapılır.}} ;II. Doğum kütüğünde değişiklikler {{madde|numara=42}} {{fıkra|numara=1|metin=Kişisel durumdaki değişiklikler, özellikle evlilik dışı bir çocuğun tanınması veya hakimin babalığa karar vermesi, soybağının düzeltilmesi, evlat edinme ya da bulunmuş bir çocuğun soybağının belli olması, ilgili kanun hükümlerine göre kütüğe işlenir.}} ;C. Ölüm kütüğü ;I. Ölümün bildirilmesi {{madde|numara=43}} {{fıkra|numara=1|metin=Ölümlere ilişkin bildirimler ilgili kanun hükümlerine göre yapılır.}} ;II. Cesedi bulunamayan kişi {{madde|numara=44}} {{fıkra|numara=1|metin=Bir kimse, ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren durumlar içinde ortadan kaybolursa cesedi bulunamamış olsa bile, o yerin en büyük mülki amirinin emriyle kütüğe ölü kaydı düşürülür.}} {{fıkra|numara=1|metin=Bununla birlikte her ilgili, bu kişinin ölü veya sağ olduğunun mahkemece tespitini dava edebilir.}} ;III. Gaiplik kararı {{madde|numara=45}} {{fıkra|numara=1|metin=Gaiplik kararı, hakimin bildirmesi üzerine, ölüm kütüğüne kaydolunur.}} ;IV. Değişikliklerin kütüğe geçirilmesi {{madde|numara=46}} {{fıkra|numara=1|metin=Tescile esas olan bir bildirimin doğru olmadığının tespit edilmesi veya kime ait olduğu bilinmeyen cesedin kimliğinin belli olması ya da gaiplik kararının kaldırılması sebepleriyle zorunlu olan değişiklikler, ilgilinin kütükteki kaydının düşünceler sütununa yazılarak yapılır.}} ---- {{kaynakça}} [[Kategori:Alt sayfalar]] suwcp0huae262fsxau8phhrwwqdhtse Vikikaynak:Değişiklik sayılarına göre kullanıcılar listesi 4 26348 175157 175065 2026-10-13T21:40:22Z YBot 13050 Güncelleme 175157 wikitext text/x-wiki {{/begin}} <center> {| class="wikitable" ! # ! Kullanıcı ! Değişiklik sayısı ! Kullanıcı grupları |- | 1 | [[Kullanıcı:Mümtaz|Mümtaz]] | align="center" | 32.646 | hizmetli |- | 2 | [[Kullanıcı:Justinianus|Justinianus]] | align="center" | 10.871 | |- | 3 | [[Kullanıcı:Kibele|Kibele]] | align="center" | 9.179 | geri döndürücü |- | 4 | [[Kullanıcı:Nosferatü|Nosferatü]] | align="center" | 6.939 | |- | 5 | [[Kullanıcı:Victor Trevor|Victor Trevor]] | align="center" | 4.472 | |- | 6 | [[Kullanıcı:Samizambak|Samizambak]] | align="center" | 4.220 | |- | 7 | [[Kullanıcı:Seksen iki yüz kırk beş|Seksen iki yüz kırk beş]] | align="center" | 2.938 | |- | 8 | [[Kullanıcı:𐰇𐱅𐰚𐰤|𐰇𐱅𐰚𐰤]] | align="center" | 2.803 | |- | 9 | [[Kullanıcı:Tarih|Tarih]] | align="center" | 2.780 | |- | 10 | [[Kullanıcı:Iskenderbalas|Iskenderbalas]] | align="center" | 2.670 | |- | 11 | [[Kullanıcı:Egemensen|Egemensen]] | align="center" | 2.553 | |- | 12 | [[Kullanıcı:Vikiolog|Vikiolog]] | align="center" | 2.278 | |- | 13 | [[Kullanıcı:Absar|Absar]] | align="center" | 1.838 | |- | 14 | [[Kullanıcı:Suelnur|Suelnur]] | align="center" | 1.737 | |- | 15 | [[Kullanıcı:Ahmet Turhan|Ahmet Turhan]] | align="center" | 1.561 | |- | 16 | [[Kullanıcı:Selahattin ilhan|Selahattin ilhan]] | align="center" | 1.480 | |- | 17 | [[Kullanıcı:Kutsalyolcusu|Kutsalyolcusu]] | align="center" | 1.278 | |- | 18 | [[Kullanıcı:Kurmanbek|Kurmanbek]] | align="center" | 1.075 | |- | 19 | [[Kullanıcı:Pinar|Pinar]] | align="center" | 1.034 | |- | 20 | [[Kullanıcı:Felecita|Felecita]] | align="center" | 940 | |- | 21 | [[Kullanıcı:Sabri76|Sabri76]] | align="center" | 883 | |- | 22 | [[Kullanıcı:Araz Yaquboglu|Araz Yaquboglu]] | align="center" | 867 | |- | 23 | [[Kullanıcı:Elvorix|Elvorix]] | align="center" | 857 | |- | 24 | [[Kullanıcı:Maderibeyza|Maderibeyza]] | align="center" | 758 | |- | 25 | [[Kullanıcı:3210|3210]] | align="center" | 721 | |- | 26 | [[Kullanıcı:Aybeg|Aybeg]] | align="center" | 595 | |- | 27 | [[Kullanıcı:ToprakM|ToprakM]] | align="center" | 578 | |- | 28 | [[Kullanıcı:Osmanlı98|Osmanlı98]] | align="center" | 564 | |- | 29 | [[Kullanıcı:Srhat|Srhat]] | align="center" | 553 | |- | 30 | [[Kullanıcı:Mereyü|Mereyü]] | align="center" | 547 | |- | 31 | [[Kullanıcı:Dr.Suskun|Dr.Suskun]] | align="center" | 512 | |- | 32 | [[Kullanıcı:Yeni hesap|Yeni hesap]] | align="center" | 482 | |- | 33 | [[Kullanıcı:Oğuzhan|Oğuzhan]] | align="center" | 478 | |- | 34 | [[Kullanıcı:Kadı|Kadı]] | align="center" | 441 | geri döndürücü |- | 35 | [[Kullanıcı:Etrüsk~trwikisource|Etrüsk~trwikisource]] | align="center" | 437 | |- | 36 | [[Kullanıcı:Fuzûlî~trwikisource|Fuzûlî~trwikisource]] | align="center" | 427 | |- | 37 | [[Kullanıcı:Bizim Kafkasya|Bizim Kafkasya]] | align="center" | 427 | |- | 38 | [[Kullanıcı:Rateslines~trwikisource|Rateslines~trwikisource]] | align="center" | 418 | |- | 39 | [[Kullanıcı:Hasan Sami|Hasan Sami]] | align="center" | 407 | |- | 40 | [[Kullanıcı:Pathoschild|Pathoschild]] | align="center" | 390 | |- | 41 | [[Kullanıcı:Pinarsan83|Pinarsan83]] | align="center" | 384 | |- | 42 | [[Kullanıcı:Reality006|Reality006]] | align="center" | 338 | |- | 43 | [[Kullanıcı:Aksoy61|Aksoy61]] | align="center" | 327 | |- | 44 | [[Kullanıcı:Vito Genovese|Vito Genovese]] | align="center" | 317 | |- | 45 | [[Kullanıcı:Homonihilis|Homonihilis]] | align="center" | 306 | |- | 46 | [[Kullanıcı:Cekli829|Cekli829]] | align="center" | 301 | |- | 47 | [[Kullanıcı:Ömer faruk çakmak|Ömer faruk çakmak]] | align="center" | 296 | |- | 48 | [[Kullanıcı:Magurale|Magurale]] | align="center" | 295 | |- | 49 | [[Kullanıcı:Uncitoyen|Uncitoyen]] | align="center" | 284 | |- | 50 | [[Kullanıcı:2004onuralp|2004onuralp]] | align="center" | 277 | |- | 51 | [[Kullanıcı:Mustafahoca|Mustafahoca]] | align="center" | 252 | |- | 52 | [[Kullanıcı:Mustafa MVC|Mustafa MVC]] | align="center" | 248 | |- | 53 | [[Kullanıcı:Evrifaessa|Evrifaessa]] | align="center" | 246 | |- | 54 | [[Kullanıcı:Ali Karacan~trwikisource|Ali Karacan~trwikisource]] | align="center" | 240 | |- | 55 | [[Kullanıcı:Oğuz256~trwikisource|Oğuz256~trwikisource]] | align="center" | 236 | |- | 56 | [[Kullanıcı:Koraman~trwikisource|Koraman~trwikisource]] | align="center" | 224 | |- | 57 | [[Kullanıcı:Takabeg|Takabeg]] | align="center" | 221 | |- | 58 | [[Kullanıcı:Demirci74|Demirci74]] | align="center" | 218 | |- | 59 | [[Kullanıcı:YG1|YG1]] | align="center" | 218 | |- | 60 | [[Kullanıcı:Gökhan~trwikisource|Gökhan~trwikisource]] | align="center" | 215 | |- | 61 | [[Kullanıcı:Zohak|Zohak]] | align="center" | 206 | |- | 62 | [[Kullanıcı:Gülşah|Gülşah]] | align="center" | 192 | |- | 63 | [[Kullanıcı:Ugur Basak|Ugur Basak]] | align="center" | 191 | |- | 64 | [[Kullanıcı:NKOzi|NKOzi]] | align="center" | 187 | |- | 65 | [[Kullanıcı:Meryem Yazıcı|Meryem Yazıcı]] | align="center" | 185 | |- | 66 | [[Kullanıcı:Harosman|Harosman]] | align="center" | 185 | |- | 67 | [[Kullanıcı:Saltinbas|Saltinbas]] | align="center" | 183 | |- | 68 | [[Kullanıcı:Alikıroğlu6163|Alikıroğlu6163]] | align="center" | 183 | |- | 69 | [[Kullanıcı:Khodemhuck|Khodemhuck]] | align="center" | 182 | |- | 70 | [[Kullanıcı:Samsen|Samsen]] | align="center" | 176 | |- | 71 | [[Kullanıcı:Noyder~trwikisource|Noyder~trwikisource]] | align="center" | 174 | |- | 72 | [[Kullanıcı:Mezireli61|Mezireli61]] | align="center" | 172 | |- | 73 | [[Kullanıcı:Ahmetaslan~trwikisource|Ahmetaslan~trwikisource]] | align="center" | 172 | |- | 74 | [[Kullanıcı:İsmetaydin~trwikisource|İsmetaydin~trwikisource]] | align="center" | 168 | |- | 75 | [[Kullanıcı:Viki|Viki]] | align="center" | 166 | |- | 76 | [[Kullanıcı:Kuzeyli Adam|Kuzeyli Adam]] | align="center" | 163 | |- | 77 | [[Kullanıcı:Alikıroğlu|Alikıroğlu]] | align="center" | 161 | |- | 78 | [[Kullanıcı:HakanIST|HakanIST]] | align="center" | 161 | |- | 79 | [[Kullanıcı:Asayimusa19|Asayimusa19]] | align="center" | 150 | |- | 80 | [[Kullanıcı:St. Doggo|St. Doggo]] | align="center" | 149 | |- | 81 | [[Kullanıcı:Hazan|Hazan]] | align="center" | 138 | |- | 82 | [[Kullanıcı:Can Kedi|Can Kedi]] | align="center" | 137 | |- | 83 | [[Kullanıcı:AhmetÇavuş|AhmetÇavuş]] | align="center" | 121 | |- | 84 | [[Kullanıcı:PrimZiya|PrimZiya]] | align="center" | 121 | |- | 85 | [[Kullanıcı:Recep64|Recep64]] | align="center" | 117 | |- | 86 | [[Kullanıcı:Kotzaztzikli|Kotzaztzikli]] | align="center" | 116 | |- | 87 | [[Kullanıcı:Kuzey 75|Kuzey 75]] | align="center" | 110 | |- | 88 | [[Kullanıcı:CommonsDelinker|CommonsDelinker]] | align="center" | 103 | |- | 89 | [[Kullanıcı:Oyhan Hasan Bıldırki|Oyhan Hasan Bıldırki]] | align="center" | 102 | |- | 90 | [[Kullanıcı:Neslihan Bilgili|Neslihan Bilgili]] | align="center" | 101 | |- | 91 | [[Kullanıcı:SessizZurna|SessizZurna]] | align="center" | 99 | |- | 92 | [[Kullanıcı:Vikiyazar|Vikiyazar]] | align="center" | 96 | |- | 93 | [[Kullanıcı:Kübra uzuntaş|Kübra uzuntaş]] | align="center" | 95 | |- | 94 | [[Kullanıcı:Rornaof|Rornaof]] | align="center" | 92 | |- | 95 | [[Kullanıcı:Özlem malkoç|Özlem malkoç]] | align="center" | 90 | |- | 96 | [[Kullanıcı:Burak Kara|Burak Kara]] | align="center" | 85 | |- | 97 | [[Kullanıcı:Alpfa|Alpfa]] | align="center" | 77 | |- | 98 | [[Kullanıcı:Dilekisildar|Dilekisildar]] | align="center" | 76 | |- | 99 | [[Kullanıcı:EVula|EVula]] | align="center" | 76 | |- | 100 | [[Kullanıcı:Enba24|Enba24]] | align="center" | 76 | |} </center> ka0ob972pjjddm33renn9wo554lrt7u Vikikaynak:AutoWikiBrowser/CheckPageJSON 4 30802 175153 151794 2026-10-13T12:47:21Z Prætor 24168 175153 json application/json { "enabledusers": [ "Evrifaessa", "Prætor", "Vikiolog", "Victor Trevor" ], "enabledbots": [ "Justinianus Bot", "Victor Trevor" ] } l2olcd56kvjro6gx8q92f3l7s59ghbd Sayfa:T.C. Anayasası 1982.pdf/11 250 37200 175164 128495 2026-10-13T23:07:06Z Tarih 348 175164 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="3" user="Satirdan kahraman" /></noinclude>'''D.''' {{madde |başlık = Kamu tüzelkişilerinin elindeki basın dışı kitle haberleşme araçlarından, yararlanma hakkı |numara = 31}} {{fıkra|numara=1|metin=Kişiler ve siyasi partiler, kamu tüzel kişilerinin elindeki basın dışı kitle haberleşme ve yayım araçlarından yararlanma hakkına sahiptir. Bu yararlanmanın şartları ve usulleri kanunla düzenlenir.}} {{fıkra|numara=2|metin=(Değişik fıkra: 3/10/2001-4709/11 md.) Kanun, millî güvenlik, kamu düzeni, genel ahlâk ve sağlığın korunması sebepleri dışında, halkın bu araçlarla haber almasını, düşünce ve kanaatlere ulaşmasını ve kamuoyunun serbestçe oluşmasını engelleyici kayıtlar koyamaz.}} '''E.''' {{madde |başlık = Düzeltme ve cevap hakkı |numara = 32}} {{fıkra|numara=1|metin= Düzeltme ve cevap hakkı, ancak kişilerin haysiyet ve şereflerine dokunulması veya kendileriyle ilgili gerçeğe aykırı yayınlar yapılması hallerinde tanınır ve kanunla düzenlenir.}} {{fıkra|numara=2|metin= Düzeltme ve cevap yayımlanmazsa, yayımlanmasının gerekip gerekmediğine hâkim tarafından ilgilinin müracaat tarihinden itibaren en geç yedi gün içerisinde karar verilir. }} '''XI. Toplantı hak ve hürriyetleri''' '''A.''' {{madde |başlık = Dernek kurma hürriyeti |numara = 33}} {{fıkra|numara=1|metin= (Değişik : 03/10/2001 – 4709/12 md.) Herkes, önceden izin almaksızın dernek kurma ve bunlara üye olma ya da üyelikten çıkma hürriyetine sahiptir.}} {{fıkra|numara=2|metin= Hiç kimse bir derneğe üye olmaya ve dernekte üye kalmaya zorlanamaz.}} {{fıkra|numara=3|metin= Dernek kurma hürriyeti ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hürriyetlerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir.}} {{fıkra|numara=4|metin= Dernek kurma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.}} {{fıkra|numara=5|metin= Dernekler kanunun öngördüğü hallerde hâkim kararıyla kapatılabilir veya faaliyetten alıkonulabilir. Ancak, millî güvenliğin, kamu düzeninin suç işlenmesini veya suçun devamını önleminin yahut yakalamanın gerektirdiği hallerde gecikmede sakınca varsa, kanunla bir merci, derneği faaliyetten men ile yetkilendirilebilir. Bu merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, bu idarî karar kendiliğinden yürürlükten kalkar.}} {{fıkra|numara=6|metin= Birinci fıkra hükmü, Silahlı Kuvvetler ve kolluk kuvvetleri mensuplarına ve görevlerinin gerektirdiği ölçüde Devlet memurlarına kanunla sınırlamalar getirilmesine engel değildir.}} {{fıkra|numara=7|metin= Bu madde hükümleri vakıflarla ilgili olarak da uygulanır. }} '''B.''' {{madde |başlık = Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı |numara = 34}} {{fıkra|numara=1|metin= (Değişik : 03/10/2001 – 4709/13 md.) Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.}}<noinclude></noinclude> 6a64t9xq3wr6nnxzhpexqtpcndroqpu Sayfa:T.C. Anayasası 1982.pdf/15 250 38900 175163 145609 2026-10-13T23:04:07Z Tarih 348 175163 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="3" user="Satirdan kahraman" /></noinclude>{{fıkra|numara=2|metin= Bu amaçla dağıtılan topraklar bölünemez, miras hükümleri dışında başkalarına devredilemez ve ancak dağıtılan çiftçilerle mirasçıları tarafından işletilebilir. Bu şartların kaybı halinde, dağıtılan toprağın Devletçe geri alınmasına ilişkin esaslar kanunla düzenlenir.}} '''C. ''' {{madde |başlık = Tarım, hayvancılık ve bu üretim dallarında çalışanların korunması |numara = 45}} {{fıkra|numara=1|metin= Devlet, tarım arazileri ile çayır ve meraların amaç dışı kullanılmasını ve tahribini önlemek, tarımsal üretim planlaması ilkelerine uygun olarak bitkisel ve hayvansal üretimi artırmak maksadıyla, tarım ve hayvancılıkla uğraşanların işletme araç ve gereçlerinin ve diğer girdilerinin sağlanmasını kolaylaştırır.}} {{fıkra|numara=2|metin= Devlet, bitkisel ve hayvansal ürünlerin değerlendirilmesi ve gerçek değerlerinin üreticinin eline geçmesi için gereken tedbirleri alır.}} '''D. ''' {{madde |başlık = Kamulaştırma |numara = 46 }} {{fıkra|numara=1|metin= (Değişik :3/10/2001 – 4709/18 md.) Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir.}} {{fıkra|numara=2|metin= Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan artırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir. Ancak, tarım reformunun uygulanması, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskân projelerinin gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve turizm amacıyla kamulaştırılan toprakların bedellerinin ödenme şekli kanunla gösterilir. Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği bu hallerde, taksitlendirme süresi beş yılı aşamaz; bu takdirde taksitler eşit olarak ödenir.}} {{fıkra|numara=3|metin= Kamulaştırılan topraktan, o toprağı doğrudan doğruya işleten küçük çiftçiye ait olanlarının bedeli, her halde peşin ödenir.}} {{fıkra|numara=4|metin= İkinci fıkrada öngörülen taksitlendirmelerde ve herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanır.}} '''E. ''' {{madde |başlık = Devletleştirme ve Özelleştirme<ref>''Bu maddenin kenar başlığı, "E. Devleştirme" iken, 13/8/1999 tarihli ve 4446 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.''</ref> |numara = 47}} {{fıkra|numara=1|metin= Kamu hizmeti niteliği taşıyan özel teşebbüsler, kamu yararının zorunlu kıldığı hallerde devletleştirilebilir.}} {{fıkra|numara=2|metin= Devletleştirme gerçek karşılığı üzerinden yapılır. Gerçek karşılığın hesaplanma tarzı ve usulleri kanunla düzenlenir.}} {{fıkra|numara=3|metin= (Ek : 13/8/1999 – 4446/1 md.) Devletin, kamu iktisadî teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan işletme ve varlıkların özelleştirilmesine ilişkin esas ve usuller kanunla gösterilir.}}<noinclude>{{yç}} {{smallrefs}}</noinclude> qw4ym3owha9x3icwclwpogwyv3d870l Sayfa:Sırça Köşk.pdf/3 250 40321 175165 151571 2026-10-13T23:10:28Z Tarih 348 175165 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="1" user="Kibele" /></noinclude>{{çsy|10}} == İÇİNDEKİLER == Portakal • 7 Beyaz Bir Gemi • 18 Katil Osman • 27 Böbrek • 35 Cıgara • 52 Millet Yutmuyor • 56 Bahtiyar Köpek • 59 Çilli • 63 Dekolman • 70 Hakkımızı Yedirmeyiz! • 77 Cankurtaran • 82 Çirkince • 93 Kurtla Kuzu • 107 ''Masallar'' Bir Aşk Masalı • 123 Devlerin Ölümü • 128 Koyun Masalı • 131 Sırça Köşk • 136<noinclude></noinclude> mi135oarokh0dbtkd0uv2mp629xvytn Sayfa:Sırça Köşk.pdf/4 250 40322 175166 151573 2026-10-13T23:11:04Z Tarih 348 175166 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="3" user="Kibele" /></noinclude>{{çsy|10}} <center>''Portakal''</center> Vapur Doğu Akdeniz limanlarından birine yaklaştığı zaman ortalık kararmaya başlamıştı. Güneşin biraz evvel battığı, denizle bulutların birbirine karıştığı yerde katmer katmer turuncu yığınlar, bunun karşısında, Torosların üzerinde ise, karlı tepeleri saran al al tüller vardı. Vapur kısa, kalın bir şeydi. Kıçı pek suya batmış, burnu pek havaya kalkmış gibi yürüyordu. Elli beş yaşındaki makine, kendisiyle aynı yaşta olan tekneyi, sıtmaya tutulmuş gibi zangır zangır titretiyordu. Yarım asırdan beri fırçalanıp silinmekten yarı yarıya incelmiş ve aralarındaki zifti dökülmüş olan güverte tahtaları, sıcakta yan yatıp hızlı hızlı soluk alan sıska bir köpeğin kaburgaları gibi, kımıldayıp duruyordu. Bir saatten beri dümen vardiyası tutan vinççi İsmail, bacakları bir arşın kadar birbirinden ayrı, çıplak ayakları deve tabanı gibi sımsıkı güverteye, elleri dümene, gözleri limana yapışmış, hiç kımıldamadan duruyordu. Görenler onun sanki nefesi kesilmiş bir halde çok mühim bir hadiseyi, mesela karşıda taş evlerinin camları parlayan şehrin bir infilakla uçuvermesini, yahut denizden büyük bir canavar çıkıp gemiyi birden yutuvermesini beklediğini sanırlardı. Halbuki hiç de böyle büyük şeyler düşündüğü yoktu. O İstanbul'da, Beşiktaş'ın arka mahallelerinden birinde bıraktığı minimini bir şeyi, on beş gün evvel, bu son sefere çıkacakları gün doğan oğlunu düşünüyordu. Ona, geçen sene Şile taraflarından İstanbul'a motörle mangal kömürü getirirken boğulan <center>7</center><noinclude></noinclude> 2u0kudkalv0ekfumzixo5lmd46b9de5 Sayfa:Sırça Köşk.pdf/15 250 40333 175167 151593 2026-10-13T23:12:01Z Tarih 348 175167 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="3" user="Kibele" /></noinclude>{{çsy|10}} <center>''Beyaz Bir Gemi''</center> I Ressam Tevfik Aravurgun, bir elinde sehpası, öbür elinde boya kutusu ile rıhtımda sağına soluna bakındı. Dün akşam Haliç üzerinde batmakta olan güneşin, arkadan vurarak yelkenlerini sırmalı gibi parlattığı yassı ve alçak kömür kayıkları şimdi kuşluk vaktinin göz kamaştırıcı aydınlığı içinde pek kirli suratlı, hırpani, asıl vaziyetlerine pek yakın bir görünüş alıvermişlerdi. Ressam Tevfik, dün akşam rıhtımda gezerken tasarladığı “Fındıklı'da kömür kayıkları” tablosunun, bütün cazibesini kaybettiğini ve “yelkenlerinde kızıl hareler oynaşan, gölgelerinde karanlık ummanların ruhu buğulanan” —Tevfik bir hayli de şairdi- bu taka bozması motörlerin, yüzüne vuran ustalıklı projektör ışıkları kesildiği, vücudunu tatlı bir sır gibi saklayan tül sırtından çekildiği zaman sarkmış etleri ve sarı yeşil çehresiyle perişan bir hal alıveren bir eski dansöz gibi, karpuz kabuklarıyla kedi ölülerinin arasında ağır ağır çalkalandıklarını görünce, yüzünü buruşturdu. Bugün bir resim yapmaya karar vermişti, bir şeyler bulmalıydı. Ama öyle rastgele bir şey değil. Aslında çirkin ve iğrenç de olsa, güzelleştirebileceği bir şey... Çünkü sanat, yeryüzünde ve insanların içinde olup bitenleri, çöplükle sarayı aynı hakikatten uzak ve güzelleştirici örtüye bürüyen ay ışığı gibi, tatlı bir yalan bulutunun arkasından göstermeye mecburdu, sanat eserinden faydalanabilecek durumda olanlar, her şeyden önce avunmak, oyalanmak istiyorlardı; sa- <center>18</center><noinclude></noinclude> a8ua5pvv1wsgkfhhrzynvyhmf8143a1 Sayfa:Sırça Köşk.pdf/23 250 40343 175168 151624 2026-10-13T23:16:37Z Tarih 348 175168 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="3" user="Kibele" /></noinclude>başlarından geçeni gizli tutmaya karar verdiler. Ama çok düşündükleri ve aradan yıllar geçtiği halde, biçimsiz bir tahlisiye gemisini o gün kendilerine zarif, beyaz bir yat gibi gösteren şeyin ne olduğunu bir türlü anlayamadılar. {{sağa hizala|1945}} <center>26</center><noinclude></noinclude> 6vs2g1h4ejmt5mcce9jwbs3jbvbqgxu Sayfa:Sırça Köşk.pdf/24 250 40344 175169 151628 2026-10-13T23:18:06Z Tarih 348 175169 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="3" user="Kibele" /></noinclude>{{çsy|10}} === <center>''Katil Osman''</center> === Hapishanenin dış avlusunda, Abaza Kemâl'in kahve ocağının dibinde oturmuş, birbiri üstüne cıgara içiyordum. Yüksek kale duvarlarının dışından, limandan gelen sesler içime gariplik çöktürmüştü. Düdüğünü daha uzaklarda yanık yanık öttüren bir gemi şimdi yaklaşmış, demir atıyordu. Zincir gürültüsü arasında kavga eden kayıkçıların sesini duyar gibi oluyordum. Gönlüm dışardaydı. Başka zaman beni avutan şeylere bakmıyordum bile. Gardiyan Arif'in tavuğu, etrafında bir haftalık civcivleriyle, ayaklarımın altında dolaşıyor, yanımdaki sur duvarının ortasından fırlayan ve büyüyüp aşağıya doğru uzandıkça çiçek üstüne çiçek açan papatya dalı hafif rüzgârda sallanıyor, esrarkeş Tayyar Baba biraz ilerde sırtını duvara dayayıp başını karnına sarkıtmış, Bayburt türküleri mırıldanıyordu. Ama ben bu candan ahbaplarımda teselli arayacak halde değildim. Gözüm sekiz arşın kalınlığındaki taş duvarları aşıyor, güverte kenarında eteklerini uçurarak vincin işlemesini seyreden kızları, merdivenden kocaman yatak denkleri indirmeye çalışan hamalları görüyordu. Yerimden fırlamak, gardiyanları, jandarmaları şöyle elimin tersiyle iterek çıkıp yürümek, bir sandala atlayıp gemiye varmak ve kaptana: “Çek!” demek istiyordum. Gözümde tüten ne şehirler, ne insanlar, ne de kırlar ve ormanlardı. Açık denizleri, etrafında duvar olmayan, uçsuz bucaksız yerleri arıyordum. Ama ruhumuz böyle gökyüzlerinde uçup dururken birdenbire yere inip insan küçüklüğü ile karşılaşmak ne tuhaf oluyor. Mürteci Yakup Hoca yanıma sokuldu, altına demir iskem- <center>27</center><noinclude></noinclude> awvchrl320rxt3rf8ux00oi6lg2ve63 Sayfa:Sırça Köşk.pdf/31 250 40352 175170 151711 2026-10-13T23:19:14Z Tarih 348 175170 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="3" user="Kibele" /></noinclude>kalktı, omzundan ağır bir yükü fırlatıp atmış bir adam gibi hafif adımlarla uzaklaştı. Konuşmanın sonuna doğru usulca yanımıza sokulup bizi dinlemiş olan Yakup Hoca, öğrendiği şeylerden memnun, elini omzuma koydu ve filozofça mırıldandı: “Bu dünya böyledir işte, kimi adam öldürdüğü için katil diye anılır, kimi adı katile çıktı diye adam öldürür.” {{sağa hizala|1945}} <center>34</center><noinclude></noinclude> 82jtibvwffdsnd482xaxkusanuntwpg Sayfa:Sırça Köşk.pdf/32 250 40353 175171 151714 2026-10-13T23:20:05Z Tarih 348 175171 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="3" user="Kibele" /></noinclude>{{çsy|10}} <center><big>'''''Böbrek'''''</big></center> Niğde eski nüfus memuru Avni Akbulut, elinde yiyecek sepeti, arkasında hammal, Sirkeci'deki “Güzel Nevşehir” otelinin daracık kapısından girdi. Burayı daha da darlaştırmak ister gibi bir kenara dizilmiş olan mermer masalarda taşra esnafı kılıklı birkaç adam çay içiyorlardı. Avni Akbulut, köşedeki camekânlı yere sokuldu: “Kâtip nerde?” diye, bitkin, yarı duyulur bir sesle sordu. İçine bir kişinin güç halle sığabildiği camekânda kocaman bir defterin üstüne eğilmiş çıplak kafalı, gözlüklü, orta yaşlı bir adam: “Buyurun, hoş geldiniz!” diye doğruldu. Avni Akbulut, oradaki bir iskemlenin üstüne dermansız bir halde oturmuş, alnından boncuk boncuk dökülen terleri siliyordu. Kilitleri tutmadığı, kayışları koptuğu için urganla sarılmış olan körüklü bavulu sırtından indirmeye çalışan hammal da ter içindeydi. Kâtip, karşısındakinin bitkin halini fark edince alakalandı. “Geçmiş olsun, rahatsız mısınız?” “Evet, dermanım yok... Yol da az değil... İstanbul'un sıcağı da yamanmış ha!” Kâtip biraz düşündü, önünde hızlı hızlı soluyan adamı süzdü, sonra: “Size tek yataklı oda vermeliydi ama, hepsi dolu. Dur bakayım, on iki numarada bir yatak boş, yanınızda yatacak olan çok ağırbaşlı, Müslüman bir adamdır. Sabah çıktığını, geceleyin gelip yattığını bile duymazsınız. Yatak fiyatı da tabii ikramlıdır.” <center>35</center><noinclude></noinclude> mnlf1wxp9qn9gpdmyh2g3q9wp1kcp7m Sayfa:Sırça Köşk.pdf/49 250 40373 175172 154904 2026-10-13T23:20:52Z Tarih 348 175172 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="3" user="Kibele" /></noinclude>{{çsy|10}} ''Cıgara'' Cıvık, yağmurlu bir havada Beyoğlu'nda yürüyordum. Vakit gece yarısına yaklaşmıştı. Sokaklarda sarhoşlar, barların önünde otomobiller vardı. Birkaç saçı boyalı kadın sık sık arkalarına bakarak çabuk adımlarla yürüyor, bir bekçi ile bir polis sokağın başında münakaşa ediyordu. Elektrikli ilanların önünden bir an aydınlanıp geçen iri, seyrek yağmur damlaları yere birer tükürük gibi düşüp yayılıyor, çamurlu asfaltı daha yapışkan bir hale getiriyordu. Bir dörtyol ağzındaki genişçe bir meydanın kenarında dört beş çocuğun kavga ettiğini gördüm. Anaya avrata söven ince seslerin arasına acı bir vızıldama karışıyor, arada sırada keskin bir çığlık, boz renkli gökyüzüne doğru yükseliyordu. Biraz yaklaşınca, yalınayak, yırtık gömlekli, en büyüğü on yaşında kadar dört çocuğun, epeyden beri sürdüğü anlaşılan bir kavgayı bitirmek üzere olduklarını anladım. Biraz irice yapılı, fırlak dişli, kırmızı saçlı, çok bilmiş bakışlı bir oğlan, kendisini kolundan tutup sürüklemeye çalışan bir çocukla birlikte uzaklaşıyor, bu arada ikide bir arkasına dönüp bakıyordu. Duvarın dibinde, kaldırımın çamurlarına düşüp dağılmış beş on gazetenin yanında duran korkunç derecede sarı yüzlü, ufak, kalkık burunlu bir çocuk, burnunu elinin tersine silerek ağlıyor ve yanında kalıp yerdeki gazeteleri toplamak isteyen arkadaşının: “Haydi, sen de topla da, artık gidelim Kemal!” diye ısrar edişine kulak asmadan, suratına dökülen açık kahverengi saçlarını eliyle iterek, beş on adım kadar uzaklaşmış olan kırmızı <center>52</center><noinclude></noinclude> omgs8ygvyqeqyw0kw52kgw7416bvbep Sayfa:Sırça Köşk.pdf/53 250 40377 175173 154913 2026-10-13T23:21:15Z Tarih 348 175173 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="3" user="Kibele" /></noinclude>{{çsy|10}} ''Millet Yutmuyor'' Büyük şehirlerimizden birinin parkında her sene kurulan bir panayırda çeşit çeşit eğlence yerlerinin arasında geziyordum. Koskocaman dönme dolaplar, atlı karıncalar, esrarlı mağaralar, motosikletle dolaşılan ölüm silindirleri, bira, şarap büfeleri, nişan atma yerleri, türlü türlü piyangolar, vücutsuz başlar, elli santimlik cüceler, görülmemiş varyeteler, altı ayaklı danalar, burnuna kadar bütün vücudu kıllı yaradılış cilveleri, güldüren aynalar insanı önlerinde durmaya, içeri girmeye zorluyordu. Her salaşın önünde, kâh iskemle üstünde, kâh kerevete çıkarak bağıran sırmalı fistanlı, kafkas elbiseli, sarıklı, silindir şapkalı, kalpaklı, fesli kadınlar, erkekler, çocuklar cırlak sesleriyle sanki yolu kapıyordu. Meşin bir topa vurarak pazı kuvveti denenen bir yerde durmuş, gerile gerile yumruk savuran, sonra sırıtarak ibrenin kaça kadar çıktığına bakan delikanlıları seyrediyordum. Arkamdan doğru kalın, çatlak, hatta biraz da bıkkın bir sesin durmadan homurdandığını fark ettim: “Haydi bayanlar, baylar!.. Görülmemiş numaralar burada. Bu panayırın en büyük hünerleri içerde. Milli oyunlar, modern danslar, ağlatıcı dramlar, güldürücü komediler... İspiritizma, manyatizma, illüzyonizma numaraları... Dünyanın en büyük kadın ve erkek artistleri içerde... Görmeden geçmeyin!” Başımı çevirip bakınca, birkaç akşam evvel uğradığım külüstür bir salaş tiyatrosunun önünde olduğumu fark ettim. İçerden yorgun bir davulla cızırtılı bir klarnetin birbirine uymayan <center>56</center><noinclude></noinclude> clklwgd61kap3sec4ee31gpxw4xt9g0 Sayfa:Sırça Köşk.pdf/56 250 40381 175174 154932 2026-10-13T23:21:38Z Tarih 348 175174 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="3" user="Kibele" /></noinclude>{{çsy|10}} ''Bahtiyar Köpek'' Niçin hep acı şeyler yazayım? Dostlar, yufka yürekli dostlar bundan hoşlanmıyorlar. “Hep kötü, sakat şeyleri mi göreceksin?” diyorlar. “Hep açlardan, çıplaklardan, dertlilerden mi bahsedeceksin? Geceleri gazete satıp izmarit toplayan serseri çocuklardan; bir karış toprak, bir bakraç su için birbirlerini öldürenlerden; cezaevlerinde ruhları kemirile kemirile eriyip gidenlerden; doktor bulamayanlardan; hakkını alamayanlardan başka yazacak şeyler, iyi güzel şeyler kalmadı mı? Niçin yazılarındaki bütün insanların benzi soluk, yüreği kederli? Bu memlekette yüzü gülen, bahtiyar insan yok mu?” Hiç olmaz olur mu? Arayıp, bulup görmek lazım. Bunun için de kenarı köşeyi araştırmak istemez. Her şey apaçık ortada, göz önünde. Sade güler yüzlü, bahtiyar insanlar değil, bahtiyar köpekler bile var. Ben de karar verdim, bu sefer açlıktan, ızdıraptan, nefretten değil... rahattan, tokluktan, sevgiden bahsedeceğim. Oturduğum semtin sokakları geniş ve asfalt. Her biri bir fakir çocuğun liseyi bitirinceye kadar okumasına yetecek masraflarla yetiştirilen bodur çamlar, caddeye gölge vermese bile güzellik veriyor. Sabahları yaya kaldırımında şık giyinmiş genç anneler, renk renk çocuk arabalarında al yanaklı, gürbüz, iyi beslenmekten yüzlerine bön bir rahatlık ifadesi gelmiş çocukları gezdirirler. Çeşitli oyuncaklarını ipekli örtülerinin üstüne seren, bir eliyle çıngırağını sallarken ötekiyle uzun bir düdüğü ağzına götüren bebeklerin yanında, bukleli saçlarını savura savura annelerine bir şeyler anlatan biraz daha büyücek çocuklar yürür. Ara sıra genç an- <center>59</center><noinclude></noinclude> 8zy8amnacmtllk20gbnekcsqc88swnb Sayfa:Sırça Köşk.pdf/60 250 40385 175175 154940 2026-10-13T23:22:00Z Tarih 348 175175 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="3" user="Kibele" /></noinclude>{{çsy|10}} ''Çilli'' Sıcak ve boğucu bir gündü. Kan ter içinde gece yarılarına kadar boş laf dinlediğim bir ahbabın evinden çıkmış, ağır ağır Kordon'da yürüyordum. İzmir'in gündüzlerinden beter olan bu yapışkan, ıslak gecelerinde deniz, serinlik değil, sadece buğu halinde etrafa yayılan bir yosun ve pislik kokusu verir. Yol tenha idi. Birbirinin içine girmiş gibi karmakarışık, sahile yaslanan irili ufaklı yelken gemilerinin direkleri kuru ağaç dalları gibi, hafif hafif kımıldıyor, teknelerin içinden ara sıra Giritli kayıkçıların Rumca konuşmaları duyuluyordu. Biraz daha ilerde vapur iskelesinin yakınlarında tek tük hammallar ile, arabacıları yerlerinde uyuyan bir iki fayton vardı. Bunların ötesinde bir binanın ikinci kat pencerelerinden sokağın kaldırımlarına parlak ışıklar ve kötü bir dans müziği dökülüyordu. Bu rıhtımda dört beş tanesi sıra sıra dizilmiş olan barlardan birinin önündeyiz. Belki bu saate kadar kaldığım evdeki ipe sapa gelmez gevezeliklerin uyuşturucu tesirinden kurtulmak, bir şeyler, kirli veya temiz, ama herhalde hareketli bir şeyler görmek için, fakat kendi kendime: “Bu sıcakta soğuk bir şey içeyim” bahanesini ileri sürerek, bu gemici barının dar taş merdiveninden yukarı çıkmaya başladım. Bütün masalar dolu değildi. Ama dört beş yerde öbek öbek kalabalık gruplar vardı. Cazın bulunduğu yere yakın bir masada beş altı tane, tuvaletleri de yüzlerinin yorgun ifadesi kadar pörsümüş kız oturuyordu. Müşteriler birbirlerine hiç uymayan çeşittendi. Direklerin arkasında loş bir köşeye çekilmiş olan bir- <center>63</center><noinclude></noinclude> 7f1othneddv8bmy4xvwdp623zfar8lf Sayfa:Sırça Köşk.pdf/67 250 40394 175176 154977 2026-10-13T23:22:33Z Tarih 348 175176 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="3" user="Kibele" /></noinclude>{{çsy|10}} ''Dekolman'' Yine işsiz dolaştığım günlerdeydi. Ankara'da hususi bir hastane sahibi olan bir akrabamın yanında sığıntı gibi yaşıyordum. Hastanenin üst katını kaplayan eve çekine çekine girer, bir köşede kitap okumaya uğraşır, evin şımarık çocuklarının beni içerletmeyi hedef tutan hallerini, akrabamın: “Siz dejenereler...” diye başlayan nasihatlerini bazan gülümseyerek, bazan dalgın görünerek karşılamaya çalışırdım. Evinde yedikten, içtikten, yattıktan ve çamaşırım yıkandıktan sonra, üstelik bir de harçlık isteyemezdim. Ama hiç olmazsa tıraş bıçağı ve ara sıra bir mecmua alacak kadar paraya da ihtiyacım vardı. Bunun için hastaneye gelip giden doktorlara, lazım oldukça ufak tefek tercümeler yapıyordum. Bazan, o günlerde bir dış gebelik ameliyatı yapacak olan doktor, bana ''Kadının Fizyolojisi ve Patolojisi'' adlı 20 ciltlik Almanca eserden beş on sahifelik bir makale verir, satırı bir kuruştan tercüme ettirirdi. Koskocaman bir lügat büyüklüğündeki kitabın sahifesini böylece kırk sekiz kuruşa Türkçeye çevirmiş olurdum. Bazan da herhangi bir tıp mecmuasındaki yedi sekiz sahifelik makaleyi götürü olarak iki buçuk liraya tercüme ederdim. Daha o zamanlar vizitelerine beş lira, on lira alan doktorlar, benim, bilmediğim tıp terimlerini bulmak için beş altı lügat karıştırarak üç günde yaptığım bir tercümeye verdikleri bu iki buçuk lirayı bile çok görürler, eksiltmeye çalışırlardı. Ama bir gün onlardan bunun acısını çıkardım. Daha doğrusu kendime göre acısını çıkardım ve bir an olsun onların karşısında kendi zaferimi hisset- <center>70</center><noinclude></noinclude> dlb3beyew8zq9y633ibt4wtyz60j63z Sayfa:Sırça Köşk.pdf/73 250 40400 175177 154990 2026-10-13T23:24:42Z Tarih 348 175177 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="3" user="Kibele" /></noinclude>Bizim doktorlar gözlerinde zafer pırıltıları ile, dünya çapında şöhreti olan bu sözde bilginin prensipsizliğine şaşmış gibi, birbirlerinin yüzüne bakarken, o, aynı ürkek, çekingen hali ile ve daha yavaş bir sesle ilave etti: “Ben bütün bunları son çıkan ''Haftalık Tıp Gazetesi''' nde yazdım. Fakat biliyorsunuz, Yahudi olduğumuz için imzamızı koyamıyoruz"” dedi. {{sağa hizala|1947}} <center>76</center><noinclude></noinclude> s9l8i7rc6trilucz5rxt7ii2yx3d5tm Sayfa:Sırça Köşk.pdf/74 250 40401 175178 155265 2026-10-13T23:25:22Z Tarih 348 175178 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="3" user="Kibele" /></noinclude>{{çsy|10}} ''Hakkımızı Yedirmeyiz!'' Namuslu adam kalmamış bu dünyada iki gözüm. Müslümandır, namazında, orucundadır, hakkımızı yemez diyorduk ama, biz onun hatırını saydıkça o, bizim tepemize bindi. Eh, artık çocuk değiliz, yemiyoruz bu numaraları, değil mi ya?.. Bak, anlatayım sana başından da, bana hak ver. Mektebi bitiremedik. Peder ne kadar gayret ettiyse olmadı işte. Binbaşıydı kendisi... Süvariydi ama, avantanın yolunu bulurdu. Anadolu'yu gezdik, dolaştık, her yerde paşa çocuğu gibi yaşadık. Hangi okulda olsa, imtihana yakın peder, öğretmenlerle bir konuşur, meseleyi yoluna kordu. Askerlikle ilgili olmayan hoca var mı? Neyse efendim, İstanbul'a naklolduk. Güya pedere lütfetmişler... Arada bizim tahsil yandı. Pederin öğretmenlere sözü geçmez oldu. İstanbul'da binbaşıya kim bakar? Paşalar bile ürkütmeden sayılmıyor. Ne demiş hani: “Kim ipler Yalova kaymakamını!” Değil mi ya... İki sene üst üste çaktık. Belgeli olduk. Hususi liseye devam edecektim, peder emekliye ayrıldı. Ertesi sene de sizlere ömür. Bize de Üsküdar'da, Toptaşı'na yakın ahşap bir ev bıraktı. Arkasından hemşire bir bobstil koca buldu, aldı başını gitti. Biz kaldık mı valde ile... Evin masrafı var, bizim giyimimiz var; kahveye çıkıyoruz, birkaç arkadaş saza, pilâja gidecek oluyoruz. Babamın zamanındaki pokerlerden vazgeçtim. Hani kahvede birer çayına tavla bile oynayamaz olduk. Pederin Malatya Şube Reisliği zamanında valdeye aldığı bilezikler, Siirt kilimleri, Avanos halıları birer birer yürüdü. Kocakarı dır dır eder, “Oğlum, bir iş tutmayacak mısın, halimiz ne <center>77</center><noinclude></noinclude> if9jaqkvmd6thcmog9myfpky7utflxj Sayfa:Sırça Köşk.pdf/79 250 40406 175179 155274 2026-10-13T23:25:46Z Tarih 348 175179 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="3" user="Kibele" /></noinclude>{{çsy|10}} ''Cankurtaran'' Asiye'nin sancıları ikindi vakti başladı, düveni bırakıp hemen eve döndü. İbrahim akşam karanlığında harmandan gelip öküzleri dama koyarken, evin önünde bir sürü çocuğun toplandığını gördü. Damın kapısını örtmeden eve koştu, fakat kadınlar bırakmadılar. Alçak tavanlı oda, kapının önüne kadar, köyün bütün kadınlarıyla dolmuştu. Onu daha dışarda göğüsleyen Makbule yenge: “Hadi, sen git... Bu erkek işi değil!..” dedi. İbrahim arkasını dönüp, kararsız bir halde duraklarken, kadın sözüne devam etti: “Kurtulması kolay olmayacak ellâlem!.. Köprüköy'ün ebesine de haber saldık...” İbrahim yüzünü kadına çevirdi; ihtiyarın gözlerinin içine baktı; bir şey söylemeden bir şeyler sorar gibiydi. Kadın onun ne demek istediğini düşünmeden, kendi kendine mırıldandı: “On beş yaşında, parmak kadar kızı kaçırdın, aldın... Allahın emriymiş... Amma senesine varmadan gebe komanın sırası mıydı? Hadi sen de var Köprüköy'e de ebeyi al gel... Bizim oğlan gitti ama, belki onun sözüyle gelmez.” İbrahim, bu sıkışık dakikada Asiye için kendisine de yapacak bir iş düştüğüne memnun, koşar gibi köyden çıktı. Daha Köprüköy'ün harmanlarına varmadan, elindeki değneğini yere vurup tozuta tozuta gelen ihtiyar ebe ile yanında seğirten oğlanı gördü. Bir kabahat işlemiş gibi yüzü kıpkırmızı, gözleri yerde, onların yolunu bekledi. Ebe de onu görmüştü. Yirmi otuz adım <center>82</center><noinclude></noinclude> sxcbxx531m5adrvxmo3npm3rv367phq Sayfa:Sırça Köşk.pdf/89 250 40416 175180 155295 2026-10-13T23:26:38Z Tarih 348 175180 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="3" user="Kibele" /></noinclude>insan kalabalığının karmakarışık sesleri gibi yükseliyor, alçalıyordu. Asiye yürüdükçe karnında artan sancıyı elleriyle bastırıp boğmaya muvaffak olamayınca iki kat kıvrılıyor, öyle yürüyor ve çaydan gelen seslere uyarak: “Ya... Köyde karı yok değil a!..” diye mırıldanıyordu. Karnında tuttuğu parmaklarının arasından Amerikan bezi donunu ıslatarak sızan ılık, siyah bir yaşlık bacaklarına doğru süzülüyordu. Bunu fark edince daha hızlandı. Koşar gibi önüne eğilerek ilerliyor, gittikçe yükselen ve sağdaki çayın uğultusuna karışarak söğütlerin tepelerine, sol taraftaki bayırın kayalarına kadar yayılan bir sesle: “Köyde karı yok değil a!..” diye haykırıyordu. Patlayan yarasından sızan kanlar ayaklarını ıslattığı için tabanlarına kumlar yapışıyor ve yerde kara noktalar halinde izler kalıyordu. Köyün kıyısına geldiği zaman, kıvrıla kıvrıla başı dizlerine yaklaşmıştı. Böyle olduğu halde, vahşi bir hayvan gibi: “Köyde karı yok değil a!..” diye bağırışı ortalığı çınlatıyordu. Bu sesi duyanlar evlerinden fırladılar. Yanına vardıkları zaman Asiye yere yuvarlanmış, debeleniyordu. Hemen kucaklayıp götürdüler. Fakat sabaha çıkmadı. {{sağa hizala|1947}} <center>92</center><noinclude></noinclude> 4zvt7kkxryyw4l0mgjdf8nnoyo4hmc3 Sayfa:Sırça Köşk.pdf/90 250 40417 175181 155296 2026-10-13T23:27:08Z Tarih 348 175181 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="3" user="Kibele" /></noinclude>{{çsy|10}} ''Çirkince'' Gece yarısını bir saat geçe Alsancak'tan kalkıp Ankara'ya gidecek olan tren için birkaç gün önce bilet almıştım. Nedense aklıma esti, son günü İzmir'de kalıp dolaşmaktansa sabah treniyle “Selçuk”a gider, Efesos harabelerini gezer, akşamı ederim; gece yarısı, nasıl olsa oradan geçecek olan Ankara trenine biner, yoluma koyulurum, dedim. Öyle de yaptım. Selçuk'a gelince, çantamı, önünü kebapçılarla üzümcülerin doldurduğu, istasyon kahvesine emanet ederek, hemen yola düzüldüm. Güneş iyice yakmaya başlamadan bu kırk beş dakikalık yolu almak, ölü şehrin harabelerinde akşama kadar dolaşmak istiyordum. Fakat daha Erkekler Gymnasium'unun kapısındayken içime bir gariplik çöktü. Her İzmir'e gelişimde muhakkak bir kere uğradığım bu harabeler, sanki seneden seneye daha harap oluyor, binlerce yıl önce aralarında bazı insanların insanlar gibi yaşadığı mermerler bile, kendilerini asırlarca örtüp koruyan anlayışlı toprağın altından çıkarıldıklarına küsmüşçesine, kararıp kirleniyordu. İçinde vücutları ve ruhları güzel insanların yetiştirildiği Gymnasium'un mozaikleri, şimdi birbirini kovalayan keçilerin tırnakları altında dağılmaktaydı. Coşkun bayramların, spor oyunlarının kutlandığı Hypodrom'un göbeğine muhacirler tütün ekmişler, kenardaki kuru yapraklı bir çardağın allında sıtmadan titreşerek yatıyorlardı. Sayısı bir zamanlar bin üç yüzü geçen ve bugün elimize ancak elli kadarı gelebilen o harikulade tragedya ve komedyaların oynandığı tiyatronun geniş ve serin artist gardropları şimdi tek tük gelen <center>93</center><noinclude></noinclude> e0lc60n43j46igmwe15zl98zuthsoix Sayfa:Sırça Köşk.pdf/104 250 40433 175182 155338 2026-10-13T23:29:32Z Tarih 348 175182 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="3" user="Kibele" /></noinclude>{{çsy|10}} ''Kurtla Kuzu'' Polis müdürlüğünün kapısından çıkar çıkmaz bir an durakladı. Kırk elli adım ötedeki anacaddeden geçen otomobillerin fenerleri, ince ince yağan yağmuru aydınlatıyor, ıslak kaldırımlar üzerinde kayarak uzaklaşıyordu. Hiç durmadan çanlarını çalan tramvayların tellerden ve raylardan çıkardığı gıcırtılar, kapanan dükkânların kepenk gürültüsüne karışıyordu. Olduğu yerde dimdik duran Rifat'ın gözleri ile kulakları, yirmi gündür alışkanlığını kaybettikleri bu tesirler karşısında vazifelerini yapmaktan ürküyorlardı. Belki daha uzun zaman böyle kalacaktı, fakat kulağının dibinde birdenbire patlayan müthiş bir gürültü ile silkindi, bir polis, kapının önünde duran motosikletlerden birinin motörünü işletmişti. Rifat etrafına bakıp, hâlâ burada ve polis otomobilleriyle motosikletlerinin arasında olduğunu fark edince, sanki kendisini tekrar yakalayıp yukarıya, o beyaz duvarlı ve tahta tavanlı minimini hücreye götüreceklermiş gibi dehşetle titredi. Hızlı adımlarla uzaklaşarak caddeye çıktı. Yürümeyi bile unutmuşa benziyordu. Yakasını kaldırdığı paltosunun etekleri bacaklarına dolaşıyor, ayak bilekleri kaldırımlarda sağa sola bükülüveriyordu. Köşeye kadar gidip tramvay bekledi. Hemen odasına giderek biraz su ısıtmak, üç haftadır sırtından çıkmayan ve ağır kokuları sokakta bile burnuna kadar yayılan çamaşırlarını, elbiselerini değiştirmek, tıraş olmak, ondan sonra sokağa fırlayarak dolaşmak, dizlerinin dermanı kesilmezse sabaha kadar dolaşmak istiyordu. Bu sırada iki arabalı bir tramvay, tam önüne gelip durdu. <center>107</center><noinclude></noinclude> 1z5pebkhs4j267kmg2mgr1451je7zfc Sayfa:Sırça Köşk.pdf/118 250 40459 175183 155418 2026-10-13T23:30:23Z Tarih 348 175183 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="1" user="Kibele" /></noinclude>{{çsy|20}} Masallar<noinclude></noinclude> 68by1xgtzzynixq8eiw4nkubcj2z8qk Sayfa:Sırça Köşk.pdf/120 250 40461 175184 155422 2026-10-13T23:30:47Z Tarih 348 175184 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="3" user="Kibele" /></noinclude>{{çsy|10}} Bir Aşk Masalı Bir zamanlar bir kadın hükümdar tarafından idare edilen bir memleket varmış. Halk burada melikesinden son derece memnunmuş. Çünkü bu genç ve çok güzel kadının, yurdunun insanlarını bahtiyar etmekten başka bir düşüncesi yokmuş. Sarayında kapanıp oturacağı ve kendine eş olmak isteyecek yakışıklı şehzadeler bekleyeceği yerde, kış demez, yaz demez, memleketin dört bucağını dolaşır, yüzünde keder, halinde durgunluk gördüğü her vatandaşın gamına ortak, derdine derman olurmuş. Çalışamayacak halde oldukları için zarurete düşenlere hazinesi, dermansız illetlere tutulanlara yüreği her zaman açıkmış. Yurdun her yanına dağılmış olan memurların başlıca vazifesi, bulundukları yerde hayatından hoşnut olmayan kimse bırakmamakmış. Buna kendi güçleri yetmezse, hiç vakit geçirmeden melikeye bildirirler, o da her işini bırakıp oraya yetişirmiş. Bunun için o memlekette yüzü gülmeyen insan yokmuş. Ama günün birinde melikenin sarayının tam karşısında genç bir derviş peyda olmuş. Sabahtan akşama kadar orada hiç ağzını açmadan bekler, ortalık kararınca çekilip gidermiş. Kumral, hafif dalgalı bir sakalın çevrelediği soluk yüzünde öyle dokunaklı bir ifade, derin kara gözlerinde öyle içe işleyen bir hal varmış ki, yoldan geçenler onun önüne bakır, hatta gümüş paralar atmaktan çekinirler, yere sessizce birer altın bırakıp giderlermiş. Her zamanki seyahatlerinden birinden dönen melike, sarayının önünde bu garip dervişi görünce, yüzüne şöyle bir bak- <center>123</center><noinclude></noinclude> l9dn027nez25spasz79tt1qhi6cp4vo Sayfa:Sırça Köşk.pdf/124 250 40465 175185 155432 2026-10-13T23:31:44Z Tarih 348 175185 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="3" user="Kibele" /></noinclude>“Ne talihsiz adam!” demiş. “Tam muradına ereceği anda öldü!" Gözlerini dervişin yüzünden ayırmayan melike: “Sus!” demiş. “Ondan daha talihli insan var mı? Asıl bahtiyar, bir ömür boyunca hasretini çektiği şeye kavuşan değil, ona erişeceğini anladığı anda, saadetinin en yüksek noktasında bir “Ah” diyerek düşüp ölebilendir.” {{sağa hizala|1946}} <center>127</center><noinclude></noinclude> tncb6r0fsqh75a494irixrd2jqoyseo Sayfa:Sırça Köşk.pdf/125 250 40466 175186 155439 2026-10-13T23:32:34Z Tarih 348 175186 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="3" user="Kibele" /></noinclude>{{çsy|10}} Devlerin Ölümü Çok, çok eski zamanlarda, bundan yüz milyonlarca yıl evvel, dünyamız henüz bilginlerin “İkinci devir” adını verdikleri çağlardayken, yeryüzünde birtakım kocaman, korkunç devler yaşamaktaydı. Bugün bildiğimiz hayvanların çoğu o zamanlar daha ortada yoktu. Canlı yaratık olarak denizlerdeki balıklar, birçok kuşlar, pek küçük bazı memeli hayvanlar ve kurbağalar vardı. Bir de bu söylediğimiz devler. Bunlar da çeşit çeşitti. Boyları sekiz on metreden tut da, yirmi beş metreye kadar olurdu. Kimisinin kalın, pul pul, sırtı dikenli derileri, küçük bir oda büyüklüğünde başları, bir adam boyu dişleri ve boynuzları, kimisinin dört beş metre uzunluğunda bir boynun ucunda küçücük başları vardı. Hemen hepsinin kuyrukları uzun, pençeleri tırnaklıydı. Sürüngen hayvanlar soyundan olan ve damarlarında sıcak kan dolaşmayan bu devler loş ormanlarda, sulak, bataklık yerlerde yaşarlar, ot, et, ne bulurlarsa yerlerdi. Tembel oldukları için çok kere karınlarını ormanlarda, sularda, su kenarlarında ölüp kalmış hayvanların leşleriyle doyururlardı. O zamanlar çoğu ağaçlarda yaşayan memelileri yakalayabilmek için arka ayaklarının üzerinde doğrulurlar, uzun boyunlarını dalların arasına uzatırlardı. Onlara kaygısız ve rahat yaşamak imkânını veren ne cesaretleri, ne de zekâlarıydı. Sadece dev yaradılışlarına dayanarak etraflarını kasıp kavuruyorlardı. Bir yerde göründükleri zaman bütün canlılar ordan kaçışır, balıklar suyun derinlerine, kuşlar göğün maviliklerine, öteki hayvanlar ağaç kovuklarına, inlere dalarlardı. İlk bakışta yeryüzünün bu <center>128</center><noinclude></noinclude> hhrfgnx9kau4gcuqnj2fcq2032xsqd0 Sayfa:Sırça Köşk.pdf/128 250 40470 175187 155449 2026-10-13T23:33:17Z Tarih 348 175187 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="3" user="Kibele" /></noinclude>{{çsy|10}} Koyun Masalı Bir zamanlar iri ağaçlı, uçsuz bucaksız bir ormanın kenarındaki çayırlıkta, başında çobanı ve köpekleriyle, bir koyun sürüsü yaşıyordu. Çayırın otu her zaman bol ve taze, kenardan akan derenin suyu bol ve temizdi; yazın gölgesine yatacak birkaç gür yapraklı ağaç, kışın soğuktan kaçıp barınacak kuytu bir mağara, sürünün rahatını tamamlıyordu. Ama koyunların keyfi yolunda değildi. Çobandan şikâyetleri vardı. Sakalına kır düşmeye başlayan bu adam, sabahtan akşama kadar bayırda uzanıp uyuklar, arada bir kavalını üfler, köpeklere bağırır, yine uykusuna dalardı. Koyunların sütünü sağıp içebildiğini içer, içemediğini satar, canı istedikçe bir kuzu kesip kebap eder, yahut bir koyun boğazlayıp kışa kavurma hazırlar; iki üç haftada bir gelen celebe en yağlı koyunları, kuzuları satar, sonra yine yatıp uykusuna bakardı. Hepsi bir tarafa, bu celebin eline düşenlerin eninde sonunda kasaba varacaklarını bilen koyunlar, kanlı gözlü herif her göründükte korkudan titreşirler, birbirlerine sokuluşurlar, karşı koymayı akıl edemezlerdi. Ne yapsınlar? Bu dünyanın düzeni böyleydi. Ama koyunların arasında bu işe bir türlü aklı ermeyenler, günün birinde bıçak altına yatmak korkusuyla yaşamaktansa, bu işi bir kökünden halletmek isteyenler türemişti, günden güne de bunların sayısı çoğalıyordu. Mesela, bütün sürü kendi halinde otlar görünürken aralarından gözü kızmış bir koç fırlıyor, çobanın kaba etine bir boynuz yapıştırıyordu. Çoban onun <center>131</center><noinclude></noinclude> 6hpx8z29whtvqwy33xqe3529t4xjrq3 Sayfa:Sırça Köşk.pdf/133 250 40474 175188 155455 2026-10-13T23:33:44Z Tarih 348 175188 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="3" user="Kibele" /></noinclude>{{çsy|10}} Sırça Köşk Bir zamanlar boş gezmeyi iş yapmaktan çok seven üç arkadaş varmış. Bugünden yarma geçinmek, gittikleri yerlerin birinden yüz bulsalar, beşinden kovulmak canlarına tak demiş. Alın teriyle kazanıp gönül rahatlığıyla yemeyi de gözlerine kestiremezlermiş, çünkü elleri işe yatkın değilmiş. Bir gün, uzun bir yolculuktan sonra, yüksekçe bir tepede oturup aşağıdaki ovada yayılan büyük bir şehre garip garip bakarlar, acaba bu bilmediğimiz yerde nasıl karşılanacağız, diye acı acı düşünürlerken, içlerinden birinin aklına yaman bir fikir gelmiş, hemen yerinden fırlayıp: “Gelin benimle beraber, bu şehirde sırça köşk yapalım; ömrümüzün sonuna kadar bolluk içinde, rahat yaşarız!” demiş. Ötekiler: “Bu sırça köşk de nedir?” diye sormuşlar, beriki: “Durmayın, vakit kaybetmeyelim, yolda anlatırım!” diye onları peşine takmış, bayırdan aşağı kuş gibi hızla inmeye başlamışlar. Elebaşı yolda üç beş sözle arkadaşlarına şehire varınca nasıl davranacaklarını öğretmiş. İndikleri şehir, o memleketin başşehri imiş. Bu memlekette bütün millet çalışır, herkes elinden gelen işi yapar, kendi başına buyruk, beyler gibi yaşarmış. Tarlalarda, dükkânlarda insanlar arı gibi çalışır, kazanan kazanamayana destek olur, malını lüzumuna göre başkasıyla değişir, kavgasız dövüşsüz, efendisiz uşaksız, ömrünün sonunu bulurmuş. Gündelik işlerini gördür- <center>136</center><noinclude></noinclude> nyy9x8w5hfh0h8oa8u690ayplbmootq Sayfa:Bir Hikaye-i Sevda Halid Ziya.pdf/9 250 41833 175204 163249 2026-10-13T23:45:48Z Tarih 348 175204 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="3" user="Satirdan kahraman" /></noinclude> {{çsy|20}} {{orta|'''Emel-i Meyus''' }} {{çsy|10}}<noinclude></noinclude> 3i4clsnyqltnvdxl9voa9pt9fmykm3t Sayfa:Bir Hikaye-i Sevda Halid Ziya.pdf/11 250 41835 175205 160530 2026-10-13T23:46:14Z Tarih 348 175205 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="1" user="Tarih" /></noinclude> {{çsy|20}} {{center|'''Emel-i Meyus''' }} Her akşam üstü adet itmişdi; setresini çıkarır, fesini atar, artık bir kaç seneden beri evin içinde ayaklarını sürüyerek gezinen zevcesinin elinden hırkasını aldıkdan sonra sigarasını, kahvesini cunbanın içinde pencereden sokağa bakarak içerdi. Burada kendisini eğlendiren ne karşıdaki halacek sabahdan akşama kadar aynı telden nağmegir olan sazı, ne de akşam müşterilerini tiz perdeden da'vet iden yoğurtcuların sada-yı müterennimdir. O cunbasının küçücük penceresini açar, omuzunda beyaz şam hırkası, baında işlemeli arkiye, ağzında mini mini hamlelerle tütün dumanlarını salıvirerek küçük bir kase şeklinde fincanından az şekerli kahvesini süze süze çekerek,<noinclude></noinclude> 38yf5ru0v5h2sr4n8l5aq3zvts1jf40 175206 175205 2026-10-13T23:46:36Z Tarih 348 175206 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="1" user="Tarih" /></noinclude> {{çsy|17}} {{center|'''Emel-i Meyus''' }} Her akşam üstü adet itmişdi; setresini çıkarır, fesini atar, artık bir kaç seneden beri evin içinde ayaklarını sürüyerek gezinen zevcesinin elinden hırkasını aldıkdan sonra sigarasını, kahvesini cunbanın içinde pencereden sokağa bakarak içerdi. Burada kendisini eğlendiren ne karşıdaki halacek sabahdan akşama kadar aynı telden nağmegir olan sazı, ne de akşam müşterilerini tiz perdeden da'vet iden yoğurtcuların sada-yı müterennimdir. O cunbasının küçücük penceresini açar, omuzunda beyaz şam hırkası, baında işlemeli arkiye, ağzında mini mini hamlelerle tütün dumanlarını salıvirerek küçük bir kase şeklinde fincanından az şekerli kahvesini süze süze çekerek,<noinclude></noinclude> irqfu7scll12ge0dfpjg88a5wy0r4u2 Sayfa:Değirmen.pdf/4 250 43770 175189 167854 2026-10-13T23:37:56Z Tarih 348 175189 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="2" user="Kibele" /></noinclude>ÜÇÜNCÜ KISIM Bir Cinayetin Sebebi . 109 Bir Siyah Fanila İçin . 115 Komik-i Şehir . 122<noinclude></noinclude> 7pyb0nh7higr69ivrhb99xxj649aqq7 Sayfa:Değirmen.pdf/5 250 43771 175190 167855 2026-10-13T23:39:03Z Tarih 348 175190 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="2" user="Kibele" /></noinclude>{{çsy|10}} == DEĞİRMEN ==<noinclude></noinclude> nar1dvcbp0dh8qiodr8j95gxe0pu5vj 175191 175190 2026-10-13T23:39:18Z Tarih 348 175191 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="2" user="Kibele" /></noinclude>{{çsy|30}} == DEĞİRMEN ==<noinclude></noinclude> qvbkh2sts9mqibz5iy1vm7gxs6854if Sayfa:Değirmen.pdf/8 250 43773 175194 167858 2026-10-13T23:40:22Z Tarih 348 175194 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="3" user="Kibele" /></noinclude>{{çsy|20}} == ''Birinci Kısım'' ==<noinclude></noinclude> 2f8yryi3mnaty7bpdh0zitrdounrmnq Sayfa:Değirmen.pdf/6 250 43775 175192 167860 2026-10-13T23:39:36Z Tarih 348 175192 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="2" user="Kibele" /></noinclude>{{çsy|10}} Yazarın Önsözü Şiir ve hikâyelerim arasında, yazmış olmaktan utanacağım kadar kötüleri olduğunu biliyorum. Bunların bir kısmının çocuk denecek bir yaşta yazılmış olmaları bence bir mazeret değildir; çünkü bu çeşit bir yazıyı bugün herhangi bir imzanın üstünde görsem, sahibini islah olmaz bir zevksizlik ve tam istidatsızlıkla suçlandırmakta tereddüt etmem. Bunların, benim san'at hayatımın gelişmesini göstermesi bakımından, sadece kendim için bir ehemmiyeti vardır ki, bu da onları başkalarına okutmak için bir sebep olamaz. Buna rağmen bu yeni baskıdan onları çıkaramadım. Çünkü, bir kere okuyucu önüne sermiş olduğum taraflarımı sonradan örtbas etmeye hakkım olmadığı kanaatindeyim; ama böylece belki de eski bir hatayı devam ettirmekten başka bir şey yapmıyorum. İyiyi kötüden ayırmak külfetini okuyucuya bıraktığım için özür dilerim. S.A. Sabahattin Ali'nin Değirmen'in 1935'teki baskısının sonuna koyduğu not: "İkinci ve üçüncü kısımdaki Bir Orman, Kazlar, Bir Firar, Candarma Bekir, Bir Siyah Fanila İçin, Komik-i Şehir adlı hikâyelerin Osmanlı İmparatorluğu zamanındaki Anadolu'yu anlattığı okunduğu zaman anlaşılmakta ise de, bunu burda ayrıca tavzihe lüzum gördüm." S.A.<noinclude>9</noinclude> 3edv5bbnuh8spxl5eu9ivzsd4bx0lcl 175193 175192 2026-10-13T23:39:53Z Tarih 348 175193 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="2" user="Kibele" /></noinclude>{{çsy|10}} Yazarın Önsözü Şiir ve hikâyelerim arasında, yazmış olmaktan utanacağım kadar kötüleri olduğunu biliyorum. Bunların bir kısmının çocuk denecek bir yaşta yazılmış olmaları bence bir mazeret değildir; çünkü bu çeşit bir yazıyı bugün herhangi bir imzanın üstünde görsem, sahibini islah olmaz bir zevksizlik ve tam istidatsızlıkla suçlandırmakta tereddüt etmem. Bunların, benim san'at hayatımın gelişmesini göstermesi bakımından, sadece kendim için bir ehemmiyeti vardır ki, bu da onları başkalarına okutmak için bir sebep olamaz. Buna rağmen bu yeni baskıdan onları çıkaramadım. Çünkü, bir kere okuyucu önüne sermiş olduğum taraflarımı sonradan örtbas etmeye hakkım olmadığı kanaatindeyim; ama böylece belki de eski bir hatayı devam ettirmekten başka bir şey yapmıyorum. İyiyi kötüden ayırmak külfetini okuyucuya bıraktığım için özür dilerim. S.A. Sabahattin Ali'nin Değirmen'in 1935'teki baskısının sonuna koyduğu not: "İkinci ve üçüncü kısımdaki Bir Orman, Kazlar, Bir Firar, Candarma Bekir, Bir Siyah Fanila İçin, Komik-i Şehir adlı hikâyelerin Osmanlı İmparatorluğu zamanındaki Anadolu'yu anlattığı okunduğu zaman anlaşılmakta ise de, bunu burda ayrıca tavzihe lüzum gördüm." S.A.<noinclude>9</noinclude> 6te45vtjkumqi8xsszwi2h9f965qnft Sayfa:Değirmen.pdf/10 250 43776 175195 167861 2026-10-13T23:40:43Z Tarih 348 175195 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="2" user="Kibele" /></noinclude>{{çsy|10}} <big>'''''Değirmen'''''</big> Hiç sen bir su değirmeninin içini dolaştın mı adaşım?.. Görülecek şeydir o... Yamulmuş duvarlar, tavana yakın ufacık pencereler ve kalın kalasların üstünde simsiyah bir çatı... Sonra bir sürü çarklar, kocaman taşlar, miller, sıçraya sıçraya dönen tozlu kayışlar... Ve bir köşede birbiri üstüne yığılmış buğday, mısır, çavdar, her çeşitten ekin çuvalları. Karşıda beyaz torbalara doldurulmuş unlar... Taşların yanında, duman halinde, sıcak ve ince zerreler uçuşur. Halbuki döşemedeki küçük kapağı kaldırınca aşağıdan doğru sis halinde soğuk su damlaları insanın yüzüne yayılır... Ya o seslere ne dersin adaşım, her köşeden ayrı ayrı makamlarda çıkıp da kulağa hep birlikte kocaman bir dalga halinde dolan seslere?.. Yukarıdaki tahta oluktan inen sular, kavak ağaçlarında esen kış rüzgârı gibi uğuldar, taşların kâh yükselen, kâh alçalan ağlamaklı sesleri kayışların tokat gibi şaklayışına karışır... Ve mütemadiyen dönen tahtadan çarklar gıcırdar, gıcırdar... Ben çok eskiden böyle bir değirmen görmüştüm adaşım, ama bir daha görmek istemem. *** Sen aşkın ne olduğunu bilir misin adaşım, sen hiç sevdin mi?.. Çoook desene! Sevgilin güzel miydi bari? Belki de seni se-<noinclude><center>13<center></noinclude> lukpaxy6kiayftk2oq6bhbkgt60z1rk Sayfa:Değirmen.pdf/21 250 43788 175196 167875 2026-10-13T23:41:28Z Tarih 348 175196 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="2" user="Kibele" /></noinclude>{{çsy|10}} Kurtarılamayan Şaheser Genç şair siyah meşin ciltli ufak kitabı havaya kaldırarak bağırdı: "Bundan daha yükseğinin bulunduğunu söyleyemez, sevgilim benim eserimden daha güzelini okuduğunu iddia edemez ya." Gözlerinde, erimiş bir madenin oynak parlaklığı ve yanık yüzünde bir ekmek kabuğunun kırmızımtırak donukluğu vardı. Yer ayaklarının altından itiyormuş, yahut gökyüzü kendisini çekiyormuş gibi yukarıya uzanıyor; vücudunu insanlıktan ayıran bir buğu, hareketlerine gökyüzündekilere mahsus sarhoşluğu veriyordu. Çimenler üzerinde uçuşan beyaz kâğıtlar, ki bunlar elindeki şaheserin müsveddeleriydi, yüzüne sisten yaratılmış küçük kuşlar gibi dokunup geçiyorlar ve sonra bahçedeki beyaz güllerin, kan rengi karanfillerin, bıçak gibi keskin kokulu sardunyaların, yaşmaklı bir kadına benzeyen zambakların, ince sapları üzerinde alevli bir meşaleyi hatırlatan lalelerin ve renkli maskeleriyle eski Yunan aktörlerini andıran hercai menekşelerin üstüne konuyorlardı. Ve genç şair gülüyordu; yüzünün hiçbir çizgisini değiştirmeyen fakat bir nehir coşkunluğuyla dökülen bir gülüş esmer yanaklarına yayılıyordu. Çünkü o bugün şaheserini bitirmişti. Siyah meşin ciltli kitabın sahifelerine bakarak haykırdı: "Artık hiç kimse benden yüksek değildir; Homeros veya<noinclude> 24</noinclude> 385mun8ol8x8axkm0zglpy8dmqev3b8 Sayfa:Değirmen.pdf/35 250 43802 175197 167891 2026-10-13T23:42:07Z Tarih 348 175197 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="2" user="Kibele" /></noinclude>{{çsy|10}} <big>'''''Kırlangıçlar'''''</big> Şehrin kıyısında, ufacık bir derenin kenarında, dalları suya sarkan ihtiyar bir söğüt ağacı vardır. İlkbaharın başlangıçlarında bu söğüdün dallarına bir dişi kırlangıç gelip kondu; derenin bir başından bir başına yıldırım gibi uçan, beyaz göğüslerini suya dokundurarak şeffaf kanatlı küçük böcekleri yakalayan diğer kırlangıçlara bakmaya başladı. Başını hafif hafif sallıyordu. Derin düşüncelere daldığı belliydi. Söğüdün dalları hışırdadı. Bir erkek kırlangıç geldi, dişinin karşısındaki dala kondu. Kırlangıçlar arasında pek teklif yoktur. Uzun uzadıya takdim filan edilmeden konuşmaya başladılar ve pek az sonra da ahbap oldular. Evvela havadan, sudan bahsedildi. (İki kişi birbirlerini yeni tanıdıkları zaman havadan sudan bahsetmek âdettir.) Fakat biraz sonra erkek bir iki dal ileri geldi, dişi daha az çekingen bir hal aldı. Muhabbeti kaynattılar. "Olur ya!" demeyin, iki kırlangıcın ilkbaharda, herkes dört tarafa koşup çalışırken bir söğüt dalında oturup yarenlik etmeleri gündelik işlerden değildir. Bizim kırlangıçların ikisi de antika mahluklardı, yani öteki kırlangıçlara benzemiyorlardı. (Başkalarına benzemeyenlere antika derler.) Evvela dişi kırlangıç lafı derin tarafından açtı: "Siz hiç çalışmıyorsunuz? Başka bir kırlangıç olsaydı hemen: "Ya siz neden burada<noinclude> 38</noinclude> tkg8wdug2soycpynou6zmxc4n85yxn2 Sayfa:Değirmen.pdf/39 250 43806 175198 167895 2026-10-13T23:42:40Z Tarih 348 175198 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="2" user="Kibele" /></noinclude>{{çsy|10}} <big>'''''Viyolonsel I'''''</big> Güneş, yüzüne yeşil yelpaze tutan mahçup bir kadın gibi iri yapraklı ağaçların arkasına saklanırken, muhtelif milletlere mensup bir seyyah kafilesi -sarı otlardan yapılmış evleri arı kovanına benzeyen- bir zenci köyüne girdiler. Kabile reisi, yirmi seneden beri Afrika'nın bu sapa köşesine uğramayan beyazları güzel karşılayabilmek için bütün boncuklarını, fildişinden yapılmış ziynetlerini taktı, eline, üzerine işlemeli büyük yayını alarak maiyetiyle beraber köyün ortasındaki meydanda bekledi. Birtakım şatafatlı merasimden sonra seyyahlar, reisin kulübesinde istirahat etmekteydiler ki, köyü dolaşmaya çıkmış olan melez tercüman koşarak geldi, elli adım kadar ötede bir Avrupalı tarafından yapılmış olması pek muhtemel olan tahta bir kulübe gördüğünü söyledi. Golf pantolonlarının altına çoraplarını tekrar giymeye vakit bulamayarak hep birden oraya koştular. Tercüman doğru söylüyordu. Bu, intizamsız kerestelerden yapılmış bir yerdi ve önünde vahşi orman çiçeklerinden vücuda getirilmiş bahçemsi bir meydanlık vardı. Yanlarına gelen reis, binanın iki seneden beri aralarında yaşayan bir beyaza ait olduğunu söyledi. Tercümana sordular: "Neredeymiş kendisi?"<noinclude> 42</noinclude> 618lwphb54cjyxe6kyr158kw62yihky Sayfa:Değirmen.pdf/48 250 43815 175199 167907 2026-10-13T23:43:10Z Tarih 348 175199 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="2" user="Kibele" /></noinclude>{{çsy|10}} <big>'''''Birdenbire Sönen Kandilin Hikâyesi'''''</big> Hasta sinirlerim için tavsiye ettikleri bu kimsesiz ve gürültüsüz yerlerde, uzun bir akşam gezintisinden dönüyordum. Sıcak bir sonbahar gününün sonuydu. Gecenin yaklaştığını gören tabiat, serin bir nefes almak için kımıldanıyordu. Biçilmiş tarlaların ortasında ıslak bir halat gibi parlayarak uzanan patikaya giderken, karşı tepelerin birinde yüksek bir taş bina gözüme ilişti. Perdesiz pencerelerine vuran güneş, ona kırmızı gözlü bir canavar şekli veriyordu. Ve yıkık duvarlı bir bahçenin ortasında, harap bir kaleyi veya boş bırakılmış bir konağı andıran hazin bir ihtişamı vardı. Vaktin daha erken olduğunu düşünerek bu binayı yakından görmek isteğine kapıldım. Kurumuş tarlaların üzerinde yürüdükten, hafif bir sırtı tırmandıktan sonra, yarısına kadar açık duran paslı bir demir kapıyı geçtim, aralarından otlar fışkıran çakıl döşeli bir yoldan yürümeye başladım... İki tarafımda vahşileşmiş ağaçlar ve artık tümsek halini almış eski çiçek tarhları vardı... Kuru bir havuzun kenarında devrilmiş mermer saksılar duruyordu. Ve onların arasında nasılsa kalmış olan beyaz bir kasımpatı, buraları örten siyah perdenin üzerinde geçmişi görmek için bırakılmış bir delik gibiydi. Yanına yaklaştıkça insana sebepsiz bir ürkeklik veren binanın hiçbir mimariye uymayan acayip bir tarzı vardı: Çapı on iki metreyi geçmeyen bir silindir şeklinde epeyce yükseldikten<noinclude> 51</noinclude> 88a1e11vlaf29352wo56eu4qbz0a944 Sayfa:Değirmen.pdf/60 250 43829 175200 167929 2026-10-13T23:43:45Z Tarih 348 175200 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="2" user="Kibele" /></noinclude> {{çsy|20}} <big>'''''İkinci Kısım'''''</big><noinclude></noinclude> 35iglbqe1w5xy5ow4udm8vz1qoe31ow Sayfa:Değirmen.pdf/62 250 43831 175201 167931 2026-10-13T23:44:05Z Tarih 348 175201 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="2" user="Kibele" /></noinclude>{{çsy|10}} <big>'''''Bir Delikanlının Hikâyesi'''''</big> Öyle zamanlarım olur ki, beni sessizce bekleyen odama giderken, bu her akşamki yürüyüş beni sıkar, boğar ve ben caddeyi örten kalın kar tabakasının üstüne uzanarak orayı nefesimle eritmek, ta toprağa kadar bir delik açmak isterim. Evin kapısını her akşamki gibi anahtarla açmak, sonra kapamak, karanlık koridorda yavaşça ilerlemek, merdiven basamaklarını ayaklarımın ucuyla aramak, -ki onları saymış ve ezberlemiştim ve dönemeç yerlerinin kaçıncı ayaktan sonra geldiğini gayet iyi bilirdim- nihayet odama girmek... Bütün bunlar beni deli eder. Bir kere de başka şeyler yapabilmek için mesela balkona tırmanmak, pencerenin camlarını kırarak içeri girmek ihtirasını duyarım. Odamda beni kitaplarım bekler. Bu yegâne tesellidir. Her eşyasını ayrı ayrı ve gayet iyi tanıdığım bu odada yalnız onlar her zaman için yeni bir koku taşırlar. Her zaman söyleyecek birçok lafları vardır. Mesela, masanın kenarındaki ucu kırık mermer tütün tablasını belki yüz defa üstten, alttan, sağdan, soldan tetkik etmiş, elime alarak saatlerce kırık yerdeki ince damarları ve pürüzleri seyretmişimdir. O, bana artık kendi sesim kadar bildiktir. Halbuki en çok okuduğum bir kitabın en çok okuduğum bir satırı bile bana bazan başka şeyler söyleyebilir. Yalnız onların böyle en mahrem taraflarını bile görebilmek için "uzun bir beraberlik lazımdır. Kitaplar yeni tanıdıklarına karşı çok ketum olurlar. Bir kere de onlarla laubali oldunuz mu size malik oldukları her şeyi verirler ve onlar bizim isteyebileceği-<noinclude> 65</noinclude> o1qt5omqud1qyds085rgnkp1llf4npi Sayfa:Değirmen.pdf/71 250 43840 175202 167940 2026-10-13T23:44:34Z Tarih 348 175202 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="2" user="Kibele" /></noinclude>{{çsy|10}} <big>'''''Bir Gemici Hikâyesi'''''</big> Şap Denizi'nde dolaşan gemilerin ateşçilerine kazanların önü güverteden daha serin gelir. İşte bunun için başaltındaki kamaradan çıkarak ocak vardiyasına giden genç bir ateşçi, gözlerini kapayıp öne doğru eğilerek koşuyor, gemiyi yalayıp duran sıcak rüzgârdan kaçmak istiyordu. Fakat fırtınanın önündeki gemi cezbeli bir derviş gibi kendini dört tarafa çarpıyor ve makine dairesine doğru koşmaya çalışan genç ateşçi düşmemek için bazan küpeşteye, bazan kaptan kamarasının açık duran kapısına sarılıyordu. Biraz sonra ufak kapıya yetişti. Daracık demir merdivenleri koşarak indi. Bu genç ateşçi daha on dokuz yaşındaydı. Tercümei hali* gayet kısadır: Babası yüzbaşıydı. Tekaüt olunca oğlunu okutamadı. Zaten çocuğun dilindeki kekemelik, okumasına engeldi. Onun için mektebi dördüncü sınıfta bıraktı. On dört yaşından on sekiz yaşına kadar yalnız boş gezdi. Babasının evinde yiyip içerek ve sokakta kavga ederek geçen bu günler, babası kalp sektesinden ölünceye kadar devam etti. Oğlunun haylazlıklarının, oldukça gün görmüş olan babanın ölümünde fazlaca tesiri olduğu da söylenebilir. Yalnız bu ölümden sonra sert bir "ekmek kazanmak" devresi başladı. Babasından kalan maaş, anasıyla küçük kız kardeşine bile yetmiyordu. İhtimal, deniz ke- narı bir şehirde olmaları, gemilere girmesine sebep oldu. Bunda katiyen bir tercih falan yoktu. Aynı ihtimalle şoför ve bak- <small>* Biyografisi.</small><noinclude> 74</noinclude> cj73ga9dgsu9ofwj0s2mqxlfbhug9ux Sayfa:Değirmen.pdf/77 250 43846 175203 167946 2026-10-13T23:44:57Z Tarih 348 175203 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="2" user="Kibele" /></noinclude>{{çsy|10}} <big>'''''Bir Orman Hikâyesi'''''</big> "Orman bizim her şeyimizdir delikanlı, anamız, babamız, evimiz..." diye, yanımda oturan ihtiyar anlatmaya başladı. Alacakaranlık gittikçe artıyordu. Güneş, aşağılarda uzanan ovadan tamamen çekilmişti. Yalnız arkamızdaki büyük ormanda, ağaçların üstüne atılmış kırmızı bir çuha gibi rüzgârla hafif hafif kıpırdıyordu. Biraz sonra büsbütün kayboldu. Ve o anda her şey değişiverdi. Şimdiye kadar yaşayan, kımıldayan, ses çıkaran ova artık ölüydü ve beyaz, ince bir sisle örtülmeye başlamıştı. Buna karşılık orman canlanıyordu. Sabahtan beri ancak mırıltıları duyulabilen ağaçlar konuşuyorlar, bağırıyorlar, sallanıyor ve ellerini birbirine uzatıyorlardı. Yalnız ağaçlar değil, yerdeki otlar, kuru yapraklar, çalılar, ağaçların gövdesine sarılan sarmaşık soyundan nebatlar, hatta kahverengi mantarlarla koyu yeşil yosunlar bile canlanmıştı. Gürültülü bir kımıldama, bir ses kargaşalığı ormanın kenarlarından dışarı dökülüyordu. Arkamızda büyük bir şehir gerinerek uyanıyor zannediyordum. Birden bir işaret almışlar gibi bu ahenge hayvanlar da karışıverdiler. Kuş haykırışları, ulumalar, acele koşan ayakların altında kırılan dalların sesi birbirini kovalıyordu. Ara sıra ovaya kadar uzanarak oradaki mutlak sessizliği bile yırtan acı ve keskin bir feryat, arkasından bir boğuşma gürültüsü ve uzun hırıltılar, bu karanlıkla beraber canlanan şehre korkunç bir mahiyet veriyordu. Biraz ileride ön ayağıyla hırçın hırçın eşelenen atım kişnedi ve başını bana doğru çevirerek inler gibi sesler çıkardı. Sonra tekrar otlamaya başladı.<noinclude> 80</noinclude> sxdz4k3cagblpl2m5dkfbl1e6glwh05 Sayfa:Medeniyet-i İslamiye.pdf/244 250 46054 175158 175145 2026-10-13T22:53:22Z Tarih 348 /* Metinsiz */ 175158 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="0" user="Tarih" /></noinclude><noinclude></noinclude> ek29d3ddmj7u9ajtmq5m0w8k5yazt8d Sayfa:Medeniyet-i İslamiye.pdf/242 250 46055 175159 2026-10-13T22:58:34Z Tarih 348 /* Metinsiz */ 175159 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="0" user="Tarih" /></noinclude>‫‪7‬‬ ‫‪۰‬‬ ‫‪4‬‬ ‫‪3‬‬ ‫‪5‬‬ ‫و‬ ‫‪۶‬‬ ‫‪2‬‬ ‫‪TAFE‬‬ ‫‪n‬‬ ‫©‬ ‫‪-‬‬ ‫‌‬ ‫ی‬ ‫‪۰‬‬ ‫‪۰‬‬ ‫‪1‬‬ ‫‪5‬‬ ‫‪5‬‬ ‫‪۰‬‬ ‫‪2‬‬ ‫‪۳‬‬ ‫‏‪E‬‬ ‫»چ‬ ‫`‬ ‫‪a‬‏‬ ‫ع‬ ‫‪۶‬‬ ‫‪9‬‬ ‫‪4‬‬ ‫ی‬ ‫‪:‬‬ ‫‪۰‬‬ ‫‏‪٤‬‬ ‫‪3‬‬ ‫‪۰‬‬ ‫چ‬ ‫‪.‬‬ ‫‏‪r‬‬ ‫‪.‬‏‬ ‫‪1‬‬ ‫‪۰‬‬ ‫‪5‬‬ ‫ض‬ ‫‪2‬‬ ‫‪1‬‬ ‫‏‪a‬‬ ‫‪3‬‬ ‫یک‬ ‫‪8‬‬<noinclude></noinclude> 659f1ecfidyylopn07ttxh9rrntcvqk 175160 175159 2026-10-13T22:58:55Z Tarih 348 Sayfa boşaltıldı 175160 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="0" user="Tarih" /></noinclude><noinclude></noinclude> ek29d3ddmj7u9ajtmq5m0w8k5yazt8d Sayfa:Medeniyet-i İslamiye.pdf/241 250 46056 175161 2026-10-13T22:59:06Z Tarih 348 /* Metinsiz */ 175161 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="0" user="Tarih" /></noinclude>‫‪۰‬‬ ‫‪7‬‬ ‫‪۲‬‬ ‫ت‬ ‫‪۹‬‬ ‫‪۰‬‬ ‫>‬ ‫‪۲‬‬ ‫‪۰‬‏‪٤‬‬ ‫ع‬<noinclude></noinclude> 197zmxqcfsb1a8plnt2uliybw3fdkc3 175162 175161 2026-10-13T22:59:22Z Tarih 348 Sayfa boşaltıldı 175162 proofread-page text/x-wiki <noinclude><pagequality level="0" user="Tarih" /></noinclude><noinclude></noinclude> ek29d3ddmj7u9ajtmq5m0w8k5yazt8d